İzmir'in kavakları ve PAVYONLARI
BU kadar sene İzmir'e gelir giderim hiçbirinde şu meşhur pavyonları gezmek nasip olmamıştı. Öyle ya, İzmir'e gelip giden hemen her sanatçının bir pavyon anısı vardır. Yıllardır bu hikâyeleri dinledim durdum ama kendi hikâyemi yaşamak bu seneye kısmetmiş. Gece saat 04.30 gibi eğlence faslımız bitince İzmirlilerden biri kudurdu: Hadi pavyona gidelim! Biz alışkınız böyle gece delirmelerine ama o saatte ya başka bir kulübe daha geçeriz, ya da çorba içilecek mekânlara doğru yola çıkıp geceyi öyle sonlandırırız. Ama pavyon konusu ortaya atılınca, İzmir'in her yönünü keşfetmek için fazla heyecanlı olduğum için itiraz etmedim. İyi ki de etmemişim aslında, Broadway Night Club diye anılan mekâna gidince en çok eğlenen ben oldum. İçeri girer girmez pavyonla tek alakamız Yalan Dünya'daki Zerrin nerede acaba diye espriler yapmak oldu ama mekân hiç de kafamızda canlandırdığımız bir yer değil. Amerika'daki caz kulüplerin locaları şeklinde dizayn edilmiş, devasa sahnesi ve 20 kişilik saz ekibiyle sahnede bir assolist! Hani o kadar şık bir yer ki, anlaşılmak için kıyaslama yapmam gerekirse İstanbul'daki en baba müzikholümüz Günay, Broadway Night Club'ın yanında solda sıfır kalır. Ses düzeni, sahne ışıkları bir harika. Biz biraz geç kaldığımız için üst kattaki localardan birine alınıyoruz, çünkü aşağı kat ağzına kadar dolu. Masalarda tek başına oturan erkekler de var arkadaşlarıyla gelenler de. Hatta birlikte gelen çiftler bile vardı. Sahnedeki solistin söylediği TSM-arabesk-fantezi denizinde gidip gelen repertuarı dinliyordu herkes paşa paşa. Assolistin de mikrofonu taşlarla kaplı, aynı zamanda da bilmediği şarkıların sözlerine hemen yanındaki masada duran iPad yardımıyla göz atabiliyordu. İzmir pavyonunda sahnede ama Ajda konforunu sağlatabilmiş kendine. Solist hanım programını bitirip sahneyi boşaltınca çalan DJ müziği eşliğinde çoğu Ukraynalı olan kızlar sahneye çıkıp dans etmeye başladı. Sahnede gözünüze kestirdiğiniz hanımı tanışmak üzere masanıza çağırabiliyor ve onunla içebiliyorsunuz. Bundan sonrası bildiğiniz pavyon hikâyelerine bağlanıyor olabilir ama İzmirlinin eşini ya da sevgilisini de rahatça eğlenmek için buraya getirebiliyor olması kriteri benim için önemliydi. Girerken biraz çekindik haliyle ama İzmir kültürü başka bir kültür işte, kimse kimseyi rahatsız etmiyor burada, inanmazsınız!
Pavyon deyince
PAVYON denince dediğim gibi aklıma tek gelen Yalan Dünya'nın Zerrin'i olabilir ama asıl pavyon hikâyem Sezen Aksu'dan. İzmir konserinden sonra eğlenmek için bahsettiğim pavyonlardan birine gelen Sezen Aksu makyajını tazelemek için tuvalete gidince yolunu o tarihte o kulüpte çalışan Yıldız Tilbe kesiyor. Tuvalet çıkışında pat diye önüne atlayıp "Ben hep seni bekliyordum biliyor musun?" diyerek yolunu kesmiş. Gecenin bir körü karşısına tanımadığı bir kadın çıkınca önce bir korkmuş tabii. Daha sonra "Hatta kızımın adını bile Sezen koydum" deyince işin rengi ortaya çıkmış. Sahne sırası geçtiği halde patrondan izin alıp tekrar sahneye çıkmış ve hikâyesi başlamış.
Mekânlarda yeni dönem
YENİ mekânlar açılmaya devam ederken tanıtımlarını kısa filmler eşliğinde gerçekleştiren mekânlarımız da var. Bir tanesi Nupera'nın içine Tolga Sezgin'in açtığı Pop. Henüz mekânı görmesem de izlediğim tanıtım filmi eğlenceliydi. Bir de İzmir semalarında Bade-Altuğ Paker çiftinin yeni icraatı Casablanca'nın filmini izledim. Bade Hanım mekânın tanıtımında bizzat kendi oynamış. Meksika Sokağı'ndaki Casablanca'ya kahvaltıya gittim ve çok beğendim. Mekânın akşam yemeği ve sonrasındaki eğlencesi İzmir'de fena halde popüler olmuş. Bir gidişimde gece vakti gitmek farz oldu.