Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçen gün ismini açıklayamayacağım ünlü arkadaşlarımla büyük dedikodu çevirdik. Aslında kötü amaçlı bir konuşma sayılmaz. Sadece ünlülerin ev hayatlarından bahsederken bazı tirajikomik olaylara da sıra geldi. Her şey ünlü bir söz yazarımızın evdeki yardımcısını masasının üzerindeki çanla çağırmasının anlatılmasıyla ortaya çıktı. Evet evet; canı su istediğinde masadaki çanı havaya kaldırıp birkaç kere sallayıp yardımcısının gelmesini bekliyormuş. Sanırısınız eski dönem Amerika’sında yaşıyoruz. Kölelik kalkalı 150 sene oluyor ama bunu hâlâ hayatlarına sindirememiş insanlar var yani. Dedim ya masadaki herkes ünlüydü. “Peki nasıl çağıralım, koca evde ‘Fatmaaaaaa’ diye bağırmak da çok zor oluyor” diyen ünlülerimiz de çıktı. Sonuçta insanların adıyla çağrılması kadar normal bir şey yok ama çok tercih edilmiyor demek ki. Konuyla ilgili en modern ve en nazik yöntemin Ajda Pekkan’ın evinde olduğunu öğrendik. Ajda Hanım yanında çalışan yardımcısını çağırmak için bir butona basarmış ve yardımcısının odasında duvarda duran kırmızı ışık yanarmış. Ne bağırma-çağırma var ne de zil hikâyesi. Ajda Hanım bir konuda daha öncü olmuş anlayacağınız, zili olan ünlülere örnek olsun lütfen...

        Madonna Hande Yener'in izinde

        Nihayet son Madonna albümü ‘MDNA’dan şarkılar dökülmeye başladı ortalığa. Gördük ki Madonna başka kafalara girmiş çoktan. Yıllardır yaptığı popüler şeylerin modası geçince o da Avrupa dans-pop akımına yönelip bizi ters köşeye yatırdı. Hande Yener ‘Hipnoz’ ve ‘Hayrola’ albümünde deney peşinde koşup bizi kafa karışıklığı içinde bırakmıştı ya Madonna’da da aynı tarz hâkim. Hande’nin o zamanlar albümlerini dinleyip bir şey anlamamıştım, şu an Madonna’dan da pek anlamıyorum. İkinci single ‘Girl Gone Wild’ Mert&Marcus’un elinden çıkma harika bir klip. Topuklu ayakkabılarıyla Madonna’ya eşlik eden Kazaky grubu müthiş. Bu şarkıların olağanüstü şovlarıyla Madonna aklımızı başımızdan alacaktır. Koskoca Madonna’ya “Neden böyle şarkılar yaptın? Ne güzel ‘Give It To Me’, ‘Music’ filan gidiyorduk en piyasasından” diyemeyeceğimize göre, albüme alışmaya çalışmak en iyisi. ‘Burn Up The Radio’ ve ‘Superstar’a alıştım, bakalım gerisi nasıl gelecek?

        Rehab’e buyrun

        Aylar önce bir yemeklerine denk geldiğim parti gurusu Didem Özgen ve Love Dance Point’in her şeyi İsmail Alper, New York kafasında bir kulüp düşlediklerini, dans etmek için rahat alanı olan, güzel müziğin çalınacağı bir kulüp hayallerinden bahsetmişlerdi. Olaya dans etmek yönünden bakınca içim gitti. İstanbul’da güzel mekânlarımız var tabii de, “Hadi bu gece gidip dans edip kurtlarımızı dökelim” diyebileceğiniz pek yer yok. Rehab’in çıkış amacının bu olması kulübe karşı heyecanlandırdı beni. Sonra ikilinin 11:11’in yeni yerini aldıklarını ve bu hayallerini gerçekleştirdiklerini görünce dayanamadım koştum tabii. Girişe koyulan devasa avizeyle başka bir yere geldiğinizin sinyalini veren Rehab, hakikaten çok rahat döşenmiş. Bu konudaki favori mimarım Sami Savatlı yine döktürmüş anlayacağınız. Müzik derseniz; mekânın DJ’i Fırat Tongar dans etmeniz için elinden geleni yapıyor. Güzel house şarkılarda var, ortamı ateşleyen hitlerde. Hafta sonu açık olan kulüp, çarşamba günü de azmak isteyenlere 23.00 gibi makul bir saatte hizmet veriyor. Gidin kendi gözlerinizle görün...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar