Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MODA dünyasının anlayamadığım detaylarından biriydi beyaz çorap giymemek! Neden dalga konusu haline geldiğini, nasıl olup da kıroların tekeline girdiğini hatırlayan yok. Kulaktan kulağa yayılan şehir efsaneleri gibi... Herkes kötü gözle bakar ama nedenini bilmez. Sonunda elinde yenilik kalmayan moda dünyası, beyaz çorabı da aforoz etmekten vazgeçip kucaklamaya başladı. Şimdilik sadece cesareti olanların giyebildiği beyaz çoraplar ülkemizde biraz zor kabul görür ama yine de gençlerin bu konuya eğilebileceğini düşünüyorum. Konunun tek abartıldığı ülke biz değiliz tabii, erkek sorunları üzerine kafa patlatan en önemli sitelerden olan Ask-Men.com'da yayınlanan "Erkeklerin beyaz çorap giymemesi için 4 neden" başlıklı makale, "Eğer David Beckham değilseniz asla beyaz çorap kullanmayın" diye başlıyor. Ama yazın pastel renkleriyle beraber güzel bir konbin haline gelebilir. Uçuk mavi bir takım elbisenin içine giyilen beyaz tişört ve konuyu tamamlayan ayakkabıların içine giyilecek beyaz çorap tadından yenmez. Ben geçtiğimiz günlerdeki bir davete koleje gittiğim senelerdeki gibi lacivert hırka, gri pantolon ve beyaz çorap konbiniyle gittim, birkaç kişi parmakla gösterdi ama kimse "Kötü olmuş" diyemedi. Konu hassas olduğu için herkese yakışacağını da savunmuyorum tabii. Beyaz çorabın "kıro" imajıyla baş etmek de ayrı bir maharet.

        MODA KURBANI OLMAMAK İÇİN

        En önemli detaylardan biri fashionista olmak üzere giydiğiniz beyaz çorabın mümkün olduğu kadar yeni olması. Beyaz her şeyin, yıkandıkça kötü görünme gibi bir problemi var. Bu durum çorapta maksimum seviyeye taşınıyor. Özel bir davette şık olmak adına hareket ediyorsanız beyaz çorabınız ya yeni paketinden çıkmış ya da en fazla bir kez yıkanmış olmalı. Diğer türlü pamuklanmalar olabileceğinden hoş bir görüntü olmaz. Bir başka önemli detay ise sandalet içine giyilen beyaz çorabın imajını ölseniz değiştiremezsiniz. Hani Beckham olsanız bile işe yaramaz! Michael Jackson tribi akıllara geleceğinden siyah takım elbise altına da beyaz çorap giymenizi tavsiye etmem. Şık olabilir ama geçilen dalgalarla baş edebilir misiniz bilmem.

        Yoksa "nomofobik misiniz?

        ENDİŞELENMEYİN, hepimizde olabilir, yeni korkumuz nomofobi yani telefonsuzluk korkusu! Günümüzün en büyük endişelerinden biri olan telefonu bir yerde unutma ya da kaybetme hali artık bilimsel olarak adlandırılıyor. Telefonu yanında olmadığında dünyadan kopuk hissetme durumu, ileri seviyede paniklemeye kadar varıyormuş. İngiltere'de yapılan araştırmaya göre erkeklerin yüzde 61 'i ve kadınların yüzde 70'i bu korkuya sahipmiş. Bende de olduğu kesin, hemen itiraf edeyim. Sizde de var mı böyle sorunlar, merak ettim?

        Teoman unutulmaz

        BİR süredir vaktim olmamıştı Teoman'ın yeni albümü 'Konserler'i dinlemeye ama nihayet buluştuk. 4 CD'Iik birçok canlı Teoman anı! İlk olarak kaydedildiği konserde bulunduğum 'Paramparça Senfoni'yi dinledim. Kamil Özler yönetimindeki orkestrasyon harika, Teoman deseniz her zamanki gibi içten; söylediği şeylere katılmanızı ve başka diyarlara ışınlanmanızı sağlıyor. Detone de oluyor ama önemsemiyorsunuz, rocker adam, işine karışılmaz! Sonra Bülent Ortaçgil'le verdiği konsere geçtim. 'Benimle Oynar mısın' düetiyle açılıp sizi mahvediyor zaten. Sonra Ortaçgil'den 'Paramparça'yı, Teoman'dan da 'Yüzünü Dökme Küçük Kız'ı dinlemek beni mest etti doğrusu. Bu aralar bu 4 CD arasında gezip duruyorum, bu keyifli yolculuğu size de tavsiye ederim.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar