Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İngiltere döneminin en heyecanlı dönemini yaşadı geçen hafta. Bafta Sinema Ödülleri için şehre gelen oyuncular, Londra Moda Haftasını takip etmek için gelen ünlüler birleşince her gece kulübünde, her alışveriş merkezinde ünlülerle karşılaşabilir oldunuz. Şehirde o kadar çok parti yapıldı ki, takip etmek de hepsini burada yazmak da çok zor açıkçası. Ama bir sürü Londra hikayesi arasından Lady Gaga konseri var ki onu yazmasam olmaz. İngiltere'nin benim için en önemli mekanı olan O2 Arena'daydım yine. En son geçen yaz Madonna'yı izlediğim bu konser mekanında Robbie Williams, Jamie Cullum ve Kings of Leon gibi bayıldığım isimleri izlemiştim. Ama bu gece meraktan buradayım diyebilirim. Çünkü Lady Gaga'nın şarkılarına kendimi kaptıramadım bir türlü. Tabii ki kendini pazarlama sistemine saygım var ve şovu heyecan verici. O2'nin etrafındaki harika restoranlardan biri olan Soundbites Grill'de meşhur Cumberland sosislilerinden attıktan sonra girdik içeriye. Söylenen saatten 40 dakika sonra da Lady'miz karşımıza geldi. Karanlıklar içinde başladığı şarkı 'Dance in The Dark'ı söylerken yerin altından çıkagelen Lady Gaga iyi hazırlanmıştı doğrusu. Konser boyunca çok konuşmasa da 'Love Game' adlı şarkıda videowall'lara verilen mastürbasyon yapan erkek görüntüleriyle beraber büyük penislerden gönül rahatlığıyla bahsetmesi bende bir şok etkisi yarattı açıkçası. Daha sonra 'Telephone'u söylerken topuğu kırıldı ve "Beni topuksuz göreceğinize ölürüm daha iyi" diyerek çarçabuk ayakkabı değiştirdi.

        Zaten kıyafetleri olmasa benim için oyalanacak çok şey de yoktu. Bacakları çok çirkin. Üst bölümü kalın aşağıya doğru biçimsiz bir şekilde iniyor. Zaten o da dikkati bacaklarından poposuna çekmek için mayosunun arka bölümünü tanga kıvamında inceltmiş. Dakika başı bir yolunu bulup arkasını döndüğü için kafanız dağılıyor, bacaklarına değil de poposuna odaklanıyorsunuz. Ama piyano çaldığı bölümlerden etkilendiğimi itiraf edeyim. O tuhaf kamufle kıyafetlerinin altında başarılı bir müzisyen yatıyor olabilir!

        Ohh be Hande

        Londra'da arkadaşımın evinde Lady Gaga konserine hazırlanırken Sinan Akçıl

        aradı büyük bir heyecanla. Telefonumda adını görünce Hande Yener'in albümünün hazır olduğunu anladım. O gece aramızda kilometreler olduğu için

        gidemedim belki ama dönüşte koştum, müzik dünyasının yeni efendisi Kont Sinan Akçıl'ın evine. Yemekten önce hafif bir şeyler atıştırıp günün popüler dedikodularından; tabii ki Hadise ile mutlu beraberliğinden ve tabii ki Tarkan'ın başına gelenlerden konuşup Hande'nin albümüne geçtik. Birkaç şarkı dinledik ama sonra baktım ki evin orta yerinde ikimizde dans ediyoruz! Sinan bir şarkı diye başlamış albüme, sonra Hande'nin enerjisiyle gaza gelip tüm şarkıları bitirivermiş. "4 sene öncesine dönüp, ona 10 sene kattık" diyor albüm için. Hakikaten de uçmuş besteler, aranjeler. Hande de uçmuş tabii. Eski, hepimizin sevdiği, insanı can evinden vuran Hande var. Açılış şarkısı 'Yasak Aşkın' beni kopardı. 'Kırmızı' tadını arayanlar için 'Bodrum' var bu sefer, tribal şeyleri sevenler için 'Ben Kimim' var. Damar da var o da var bu da var. Ama bu kadar çeşide rağmen çorba değil çünkü tüm aranjelerde Sinan Akçıl var. Şimdilik kısa keseyim, albüm çıkmaya yakın yine dönelim bu konuya. Ama tek söyleyebileceğim, albümdeki beraberlik sahnelere de taşınırsa çok tehlikeli bir ikili doğar size söyleyeyim. Biz mest oluruz da rakipler ne yapar onu bilemem!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar