21 EYLÜL 2019
Nihal Bengisu Karaca
Nihal Bengisu Karaca08.09.2019 - 09:16 | Güncelleme: Tüm Yazıları »
"Analar ağlamasın" bir bütündür, bölünemez

Yaklaşık bir hafta kadar Londra’da kaldım. Önce Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün yaptığı ‘Çatışma Süreçlerinde Kadının Rolü’ başlıklı toplantısına katıldım, sonra da bu güzel şehri izlemek için sokaklarında parklarında üç gün geçirdim. Biz dünyanın çeşitli yerlerindeki şiddet ve çatışmayı durduran sağaltan kadınların arabuluculuk rollerinden örnekleri ele alırken Türkiye’deki bazı sözde milli ve yerli erkekler 6284 sayılı yasa, 'İstanbul Sözleşmesi' bağlamında, kadına karşı şiddeti engellemeyi amaçlayan düzenlemeleri savundukları için Kezban Hatemi ve Prf.Dr. Aşkın Asan’ı acımasızca linç ediyorlardı. Kezban ve Aşkın Hanımlar sadece aile içi şiddetin önlenmesi ile ilgili çalışmalarda değil, toplumsal ve politik şiddetin önlenmesiyle ve çatışma çözümüyle ilgili girişimlerde rol alıyorlar. Her ikisi de anne. Sonra bir de ne göreyim, bir baktım Hatemi ve Asan’ı İstanbul Sözleşmesi üzerinden tel’in eden adamlar Diyarbakır HDP binası önünde eylem yapan Hacire Ana’yı sergilediği cesaretten dolayı tebrik ediyor. “Analar ağlamasın” deyip, “PKK ve HDP dağa çıkardığı çocukları geri versin! Şiddet dursun!” diyerek şiddete ve teröre karşı duruş sergiliyorlar.

İlginç değil mi?

Hacire Ana’nın oğlunu kurtarmasını kutlayan ve kendilerini ‘yerli milli dindar’ olarak tanımlayan bir grup, hiçbir kadın ve hiçbir anne ağlamasın diye çalışan kadınları linç etmekte sakınca görmüyor.

Hoş, galiba çok da şaşırtıcı değil.

Şiddetin bölünmez bir bütünlüğü olduğunu akledemeyen, anneliğin bölünmezliğini korumanın elzem olduğunu nasıl bilsin?

“ANALAR AĞLAMASIN”DAN SENİN ANAN-BENİM ANAM’A MI GELDİK?

Kayda geçirelim ki Hacire Akar’ın 4 günlük nöbeti ve direnişi sonucunda oğlunu almayı başarabilmesi bir zaferdir. Aynı zamanda, çatışma süreçlerinde kadının annelikten ileri gelen gücünü gösteren mahiyette çok değerli bir örnektir.

Nitekim oğullarından birini PKK’ya kurban veren ve nihayet direne direne diğer oğlunu kurtarabilen Hacire Hanım’a sonra Fevziye Hanım katıldı. Derken Remziye, Ayşegül ve Fatma Analar.

Ancak ne acıdır ki onların bu taleplerine de çamur atmaya çalışanlar oldu. Zira bu kez de ‘diğer taraf’tan birileri çıktı ve "Kayyum rezaletini örtmek için devlet bu kadınları yönlendiriyor" dedi. “Hem Hacire Ana anaydı da, Cumartesi Anneleri ana değil miydi?” diye eklediler.

Ne büyük düşüncesizlik…

Hemen ifade edeyim ki, benim cevabım belli:

Elbette Cumartesi Anneleri ‘anne’dir. Onların acıları da saygıya değerdir.

Öte yandan velev ki, devlet adres gösteriyor olsun, değil mi ki kimi yetişkin olmayan binlerce çocuk dağda, PKK’nın elindedir; Hacire Analar, Fevziye Analar, Remziye Anaların direnişi haktır ve yerden göğe haklıdır. Kalkıp da "Şunlar devrimin anaları, dolayısıyla ‘makbul analar’, ama diğerleri ‘devletin anaları’, yani makbul değiller, onların ki sayılmaz" diyemezsiniz. Ama tersini de diyemezsiniz. Nasıl ki, resmi ideolojinin bu ülkenin başında dolandırdığı ‘makbul vatandaş’ tarifine yıllarca karşı koyduk, şimdi de "Şu şu kişileri doğuranlara ana filan denmez" türündeki hoyratlıklara itibar edecek değiliz.

Senin anan-benim anam dikotomisi analığın layüsel gemisine su aldırır. Oysa siyaset üstü ve aşkın bir makam olarak ona ihtiyacımız var.

Gençleri namluya sürülecek mermi olarak görmekten kaçınmayan süreçlerde en çok zararı gençler görürken, isimlerini büyük büyük davaların yanında yazdırmamış, sadece ‘evlat acısı’ çekmiş ya da çekmekten korkan kadınlar çeker çünkü.

Kadınları ve en çok da anneleri, herkesin altında toplanacağı bir çatı olarak konumlandırmak, insani ve vicdani bir yaklaşamın anahtarı olabilir; ‘senin anan’ ‘benim anam’ ayrımı yapmak ise daha çok böler, parçalar ve polarize eder.

Bakın, 2013 yılında bir devlet kararıyla Kürt sorununda şiddetin durmasını amaçlayan çözüm sürecinde en çok öne çıkan slogandı “Analar ağlamasın”.

Benim de üyesi olduğum Akil İnsanlar Heyeti, gittiği şehirlerde kimi zaman pek çok sorun yaşadı. Tartışmalar oldu. Ama ‘ana’ sözcüğünün sağaltıcı iklimi tartışmaları bitirirdi.

Tüm zorluklarına rağmen, kadın ve ‘anne’ mefhumunun bütünlüğüne halel gelmemesini sağlamalıyız. Zira, savaşan erkekler ve ‘erk’ler yorulup da gururlarından silah bırakamadıklarında, beyaz bayrakları taşıyan yahut beyaz yemenilere bürünen kadınların, bedel ödemiş annelerin dokunuşlarına ihtiyaç duyacaksınız. Çünkü evlatlarını kaybetmiş anneleri birbirine bağlayan bir köprü vardır. Belki hemen değil, ama zamanı geldiğinde, o köprüden geçerek gidilecek huzur ve dinginliğe.

O tarafa, bu tarafa değil, her tarafa hatırlatma gereği duyuyorum: Köprüyü yıkmayın.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları'nı ve Gizlilik Sözleşmesi'ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

BU EKRANI KAPATMAK İÇİN TIKLAYIN!
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ! (0)
* Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!