Özal K.Irak'tan nasıl silah aldırdı?
Genel kıyas Özal ve Erdoğan üzerine yapılıyor.
Özal'ın vizyonunu anlamış olanlar, Erdoğan'ı aynı kefeye koymuyor.
"Fena değil ama yaklaşamaz" yorumuyla geçiştiriyorlar.
Kızılay Başkanı gibi övgü de sınır tanımayanlara göre ise "Özal'dan bile iyi Erdoğan".Acaba bürokrasiye Özal mı Erdoğan mı daha az teslim oldu? Muhakkak "içeridekiler" daha iyi bilir, ama ben Erdoğan'ın yapamayacağı bir Özal hikayesine şahit oldum.
Serdar Akinan Sky Türk'te Kan Uykusu isminde bir terör belgeseli hazırladı. Belgeselde çarpıcı operasyonlara imza atmış emekli subaylar anılarını anlatıyor. Belki, Kan Uykusu'nun genel konseptine uymadığı için işlenmedi ama o anlatımlardan birinde çok iyi bir haber vardı.
Bir emekli binbaşı aynen şöyle diyordu: "Bizim silahlarımız, PKK'lıların silahlarına göre daha etkisizdi. Bizim tüfeklere biraz toz girdi mi tutukluk yapıyordu. Onların tüfekleri ise çamura atsan yine çalışıyordu. Biz 1 roket atana kadar adamlar bize 10 roket fırlatıyordu. Büyük bir operasyonun ardından çok sayıda silah ele geçirdik. Rahmetli Turgut Özal ile rahmetli Eşref Bitlis operasyon bölgesine geldi. Silahları gösterdik, bunlar biz de yok dedik. Turgut Özal,"Söyle evladım ne istiyorsunuz?" dedi. Bize para verin biz de PKK'lılar gibi gidip Kuzey Irak'tan silah alalım dedik. "Hemen" dedi. Parayı gönderdi, biz de K. Irak'tan silahları aldık. Sonra iş kolaylaştı"
İlginç değil mi?
Turgut Özal hemen parayı sağlıyor. Askerler gidip K.Irak'tan silah alıyor.
Resmi bir alım mı? Hayır.Çünkü o yıllarda Irak'ta Saddam var ama K.Irak'ta yok. Bölgede, Barzani ve Talabani var ama onlar da şimdiki gibi palazlanmış değil. Birbirlerini yiyorlar.Demek ki bizim askerler silahları kaçakçılardan almış. Pazardan yani. Fatura yok, resmi yazı yok, ihale yok.
Askerin canı için, vatan millet için silah gerekmiş ve Özal anında sorunu böyle çözmüş. Müthiş bir iş. Olayı bürokrasiye havale etse önce resmi yazılarla hangi silahlara ihtiyaç olunduğu belirlenecek,sonra ihale tarihi açıklanacak, ihaleye girecek şirketlere şartlar koşulacak, en düşük fiyatı verenden alınacak, silahlar ithal edilecek, gümrükten girecek, kayda alınacak, bölgeye gönderilecek...
O zamana kadar sırf teçhizat sorunundan kaç şehit verirdik bilinmez.
Bu olay beni büyüledi.
Sonra bugüne döndüm. Özal dönemini yaşayan günümüz Sanayii Bakanı Ali Coşkun'un işadamlarına söylediklerini okudum. Coşkun da, hükümetin zsanayiicinin önünü açamadığını söylüyor ve ekliyor:"Sizi adeta cezalandırıyoruz. 50 kişiden fazla kişinin çalıştırıldığı yerlere 1 terör mağduru, 1 eski mahkum ve 2 özürlü çalıştırma şartı saçma."
Bence de saçma. Özel sektör kuşkusuz sosyal sorumluluklarını yerine getirmelidir ama bir işyerinde o işyerinde çalışma vasıflarına haiz olmayan insanları barındırmak onlara iyilik değil kötülük yapmak olur. Bu şart bir bürokrasi armanığıdır.Erdoğan da bu şartı seviyor.
İşte fark.
K.Irak'tan silah aldırabilen Özal
Elinin altındaki yasaya dokunamayan Erdoğan.