'Heykeli kalksın' diye Avrupa'dan yardım istenen millî şehidin öyküsü
Yozgat'ın Boğazlıyan ilçesindeki heykelinin kaldırılması talebi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Makedon kadın hâkimi tarafından reddedilen "millî şehid" Kemal Bey'in hazin öyküsü.
Türkiye, şimdiye kadar görmediği tuhaflıklara sahne oluyor... Bir avukat, Damad Ferid Paşa'nın 1919'da astırdığı ve Ankara Meclisi'nin "millî şehid" ilân ettiği Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in Yozgat'ın Boğazlıyan ilçesindeki heykelinin kaldırılması için İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmiş, mahkemenin Makedon kadın hâkimi de "O heykelden sana ne?" deyip talebi reddetmiş. İşte, Kemal Bey'in hüzünlü öyküsü...
AVUKATIN biri Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaat etmiş ve Boğazlıyan ilçesindeki "Kaymakam Kemal Bey" heykelinin kaldırılmasını istemiş...
Cemal Doğan'ın haberine göre talep reddedilip karar bütün üst yargı mercileri tarafından onaylanınca davayı açan avukat bu defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmiş ama mahkemenin Makedon hâkimi Lazarova Trajkovska "O heykelden neden rahatsız oluyorsun evlâdım, sana ne?" deyip şikâyeti reddetmiş ve davacı avukata kapıyı göstermiş...
Şimdi tâââ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde tartışılan bu heykelin Boğazlıyan'a dikilmesinin ardında bundan 94 sene öncesine, 1919'a uzanan hüzünlü ve ibret alınacak bir hikâyesi vardır...
İstanbul'un Bayezid Meydanı 10 Nisan 1919 akşamı, güneşin batmasına yakın saatlerde birhayli kalabalıktır ve meydanın şimdi Bayezid Kütüphanesi'nin bulunduğu tarafında kurulmuş darağacında bir cesed sallanmaktaydı...
Karanlık çökünce askerler cesedi darağacından indirip meydanda bekleyen halka teslim ettiler. Cenaze hemen İstanbul'un karşı yakasına, Karaköy'e geçirildi ve ertesi gün onbinlerce kişinin katıldığı bir merasimle Kuşdili'ne defnedildi. Kortejin geçtiği yol üzerindeki bütün karakollar ve askerî binalar, kendilerine herhangi bir emir gelmemiş olmasına rağmen bayraklarını yarıya indirmişlerdi...
Definden sonra mezarın başında konuşmalar yapıldı, intikam yeminleri edildi, idam kararını verenlere ve kararı tasdik edenlere türlü türlü beddualar okundu.
BEKİRAĞA'YA KAPATTILAR
Cenaze, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Yozgat'ın mutasarrıf vekili ve Boğazlıyan kazasının kaymakamı olan Kemal Bey'e aitti...
Kemal Bey, Ermeni olaylarının ve tehcirin yaşandığı günlerde İçişleri Bakanlığı'ndan "İlçenizdeki bütün Ermeniler'i 24 saat içinde yola çıkartacaksınız" diyen şifreli bir telgraf almıştı. Hükümet meşhur "Tehcir Kanunu"nu uyguluyor, Anadolu'daki Ermeniler imparatorluğun başka bölgelerine naklediliyordu ve Kemal Bey de emri yerine getirdi...
Sonra aradan seneler geçti ve mütareke günlerine gelindi...
İstanbul resmen olmasa bile, fiilen müttefik işgalindeydi. Ermeniler'in kışkırttığı işgalci müttefikler, Babıâli'ye "Tehcirin sorumlularından hesap sorun" diyorlardı.
İktidarda bulunan Damad Ferid Paşa hükümeti, Kemal Bey'i kurban seçti... "Ermeniler'i katlettiği" iddiasıyla daha önce yine Ermeni baskısı ile Yozgat'ta yargılanıp beraat etmesine rağmen tutuklandı, İstanbul'a getirildi, o zamanın meşhur Bekirağa Bölüğü'ne kapatıldı ve 1919'un 5 Şubat'ında mahkemeye çıkartıldı...
Mahkemenin başkanlığını Sakallı Hayret Paşa yapıyordu ve hâkimlerden biri, Artin Efendi isminde bir Ermeni idi!..
HÂKİM BİLE İSTİFA ETTİ
Kemal Bey suçsuzluğunu isbat edebilmek için elinden geleni yaptı ama hükümet Kemal Bey'i feda etmeye karar vermişti. İftiralar ve yalancı şahit oldukları sonradan anlaşılan müdahiller duruşmaları öyle bir hâle soktular ki, mahkeme başkanı Hayret Paşa çileden çıktı ve istifasını verip gitti... Hayret Paşa'nın yerine zulmüyle dillere destan olmuş Nemrud Mustafa Paşa geldi ve Kemal Bey'i idama mahkûm etti.
Halkın galeyanından korkulduğu için karar alelâcele tasdik edildi, hattâ gelenekleri bile bir tarafa bırakıp Kemal Bey'i Beyazıt Meydanı'nda 1919'un 9 Nisan'ında güneş batarken astılar! 35 yaşındaki sabık kaymakamın son sözleri "Beni, ecnebilere yaranmak için asıyorlar. Buna adalet diyorlarsa, kahrolsun böyle adalet! Çocuklarımı milletimin uğrunda yetim bırakıyorum. Allah, vatan ve millete zeval vermesin, âmin" olmuştu...
Cinayetler bu kadarla da kalmadı ve tehcir sırasında Erzincan Jandarma Dairesi yazıcısı olan otelci Hafız Abdullah Avni Bey ile Urfa Mutasarrıfı olan Nusret Bey de yine Nemrud Mustafa Paşa'nın başkanlık ettiği mahkemenin kararı ile 29 Temmuz ve 5 Ağustos 1920'de İstanbul'da idam edildiler!
Genç kaymakamın idamından bir sene sonra Ankara'da açılan Millî Meclis'in aldığı ilk kararlardan biri, Ferid Paşa'nın kurbanlarını "millî şehid" ilân edip aile mensuplarına "vatanî hizmet maaşı" bağlamak oldu. Meclis sonraki senelerde bir de kanun çıkarttı ve Türkiye'yi terkeden Ermeniler'in bıraktıkları bazı gayrımenkulleri hem Nemrud Mustafa Paşa'nın kurbanlarına, hem de Ermeniler tarafından katledilen diğer devlet adamlarının ailelerine dağıttı.
Belki hatırlarsınız: Kemal Bey'in ismi idamından 77 sene sonra, 1996 Aralık'ında da gündeme gelmiş ve zamanın başbakanı Tansu Çiller bir konuşmasında "Boğazlıyan Kaymakamı" diyeceği yerde "Boğazlanan kaymakam" deyince epey şenlik yaşanmıştı!
20. asır tarihimizin önde gelen mazlumlarından olan ama avukatın birinin her nedense heykelinden bile rahatsız olduğu Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in hüzünlü hikâyesi böyledir.
FATİH'e DE 'İŞGALCİ' DİYELİM
Aynı avukat bu kadarla da kalmamış, Kemal Bey'in her idam yıldönümünde yapılan anma törenlerine katılan kamu görevlilerinin "suçu ve suçluyu övdükleri" için yargılanmalarını istemiş. Sonra hızını alamamış ve mahkemeden "Ermeni soykırımının tanınmasını" ve Talât Paşa'nın isminin caddelerden ve bulvarlardan silinmesine hükmedilmesi talebinde bulunmuş. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bu konuyu da götürecekmiş ama iç hukuk yollarının sonuna gelinmediği için henüz o yola girememişmiş!
Bu işin nasıl bir garabet olduğunu söylememe bile gerek yok ama Kemal Bey'in heykelinin kaldırılmasını isteyen avukatın yerinde ben olsa idim, adliyeye hazır gitmişken dâvâ dilekçeme başka talepler de ilâve ederdim: İstanbul'un Bizans'a iadesini, Fatih Sultan Mehmed'in "işgalci" olarak ilânını, Haçlı Seferleri'ne mukavemet edip akınları durdurduğu için Selçuklu hükümdarı Kılıçarslan'ın mezarının bulunup deşilerek Vatikan'dan özür dilenmesini ve Yunan ordusunun 1922 Ağustos'unda esir edilen başkumandanı General Trikopis'in hatırasından da af dilenmesini!
Atatürk, Kaymakam Kemal Bey'in yetimlerine Ermeni mallarını vermişti
MONDOROS Mütarekesi'nin imzalanması ve ardından gelen işgal, imparatorluğun dünya savaşı senelerindeki bazı sivil ve asker idarecileri için oldukça sıkıntılı geçti.
ARDARDA ÜÇ İDAM
İttihad ve Terakki'nin çok sayıda mensubu ile tehcir sırasında görev yapan mülkî idareciler Damad Ferid Paşa'nın kurdurduğu askerî mahkemelere çıkartıldılar, İttihadçıların bazıları da İngilizler tarafından tutuklandı ve savaş suçlusu olarak Malta'ya sevkedildi.
Yargılamalar neticesinde çok sayıda hapis ve gıyabî idamın yanısıra beraat kararları da verildi ancak üç kişi, Boğazlıyan Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey 1919'da, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey ile Erzincan Jandarma Dairesi Yazıcısı Hafız Abdullah Avni Bey de 1920'de, Nemrud Mustafa Paşa'nın başkanlığındaki divan-ı harbin kararı ile idam edildiler.
Ankara Meclisi, daha sonra Kemal ve Nusret Beyler'i "millî şehid" ilân etti ve yine Ankara Hükümeti'nin 27 Temmuz 1922'de çıkarttığı bir kararname ile Kemal Bey'in geride bıraktığı eşi ile iki kızına vatanî hizmet aylığı bağlandı.
Meclis, 31 Mayıs 1926'da kabul ettiği 882 numaralı "Ermeni Suikast Komiteleri Tarafından Şehid Edilen veya Bu Uğurda Suver-i Muhtelîfe İle Duçâr-ı Gadr Olan Ricâlin Âilelerine Verilecek Emlâk ve Arazi Hakkında" başlıklı dört maddelik kanun ile daha da ileri bir adım attı: İttihad ve Terakki'nin Ermeniler tarafından şehid edilen önde gelen mensuplarının ve tehcir sırasındaki uygulamalarından dolayı haksız şekilde suçlanarak idam edilen devlet görevlilerinin geride bıraktıkları ve bakmakla mükellef oldukları aile üyelerine Türkiye'yi terketmiş olan Ermeniler'e ait mallardan 20 bin lira kıymetinde gayrımenkul verilmesini karara bağladı ve gayrımenkuller çıkartılan kararnamelerle dağıtıldı.
20 BİN LİRALIK GAYRIMENKUL
Listede şimdi heykelinin kaldırılması için birilerinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gittikleri Kemal Bey'in ailesi de vardı...
"Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in Ailesine Verilecek Gayrımenkuller Hakkında" başlığı ile 2 Şubat 1927'de hükümet üyelerinin ve "Reisicumhur Mustafa Kemal"in imzası ile çıkartılan ve daha önce Dr. Şenol Kantarcı'nın yayınladığı 4710 numaralı kararnamenin tam metni şöyle:
"Ermeni emvâl-i metrûkesinden (Ermenilerin terkettiği mallardan) bulunması hasebiyle Maliye Vekâlet-i Celîlesi'nce Evkaf İdaresi'ne (Maliye Bakanlığı'ndan Vakıflar'a) devrolunan ve İstanbul İdare Hey'eti'nce yirmi bin lira kıymet takdîr edildiği anlaşılan merbut (ilişikteki) cedvelde muharrer (yazılı) apartman ile hânenin, 21 Mayıs 1926 tarih ve 882 numaralı kanun ahkâmına tevfikan (hükümlerine göre), Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey'in hîn-i vefatında (vefatı sırasında) nafakası ile mükellef bulunduğu zevcesi Hadice ve kerimeleri (kızları) Müzehher ve Müşerref Hanımlar ile mahdumu Adnan Bey namlarına tahsîs ve temlîki, Evkaf Müdüriyet-i Umûmîsi'nin (Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün) 2 Şubat 927 tarih ve 17/31667 numaralı tezkeresi ile vukû bulan teklîfi üzerine İcra Vekilleri Hey'eti'nin (Bakanlar Kurulu'nun) 2 Şubat 927 tarihli içtimâında (toplantısında) tasvib ve kabul olunmuştur. 2 Şubat 927. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal".