Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HANİ bilmemne bilmemneliğini, filânca da filâncalığını gösterir derler ya; Suud da Suudluğunu nihayet gösterdi! Dışişleri Bakanları Prens Faysal, Mısır'ın son firavunu Sisi'ye "Sen insanlarını vurup öldürmeye devam et, istediğin kadar kan döküp can al, para meselesini hiç düşünme, Avrupa yahut Amerika yardımı kesecek olursa biz buradayız, istediğin kadar göndeririz, hiç merak etme" dedi.

        Suudi yönetimine yani el-Saud hanedanına geçmişte medhiye üzerine medhiye düzenler, koskoca Ecyad Kalesi buldozerlerle yerle bir edilip yerine lüksün de lüksü gökdelenler dikilirken seslerini çıkarmayanlar, Kabe'nin yanıbaşında bizden kalan son eser olan revakların yokedilmesini görmezlikten gelenler, işçilerimize her türlü eziyet revâ görülürken "Aman dostluğumuz bozulmasın" diye tek bir söz bile edemeyenler, kulaklarınız çınlasın! Ağabeyi sabık Kral Fahd'ın ve şimdiki Kral Abdullah'ın hiç utanmadan ve sıkılmadan Yavuz Sultan Selim'in unvanını kullanmaya kalkışmasına bile aldırmayıp agelli ve entarili majestelerine "Hâdi-mu'l-Haremeyn-i Şerîfeyn" yani "Mekke'nin ve Medine'nin hizmetkârı" diye hürmet gösterenler, şimdi ne buyuruyorsunuz? "Suudiler ne de olsa kutsal mekânların hâkimidirler, her yaptıklarında mutlaka bir keramet vardır" desenize!

        FEODALİTE DEĞİL, KABİLE!

        Bazı yazarlarımızın iki günden buyana iddia ettiklerinin aksine, Suudi Arabistan öyle "feodal" falan değil, basbayağı bir aşiret devletidir. Devletin hâkimden de öte, tek bir sahibi vardır: Suud ailesi...

        Petrol gelirinin yarıdan fazlası krala ve bu ailenin mensubu olan binlerce prense akar, devlete ise meblâğın ancak geri kalanı gider... Cidde'de, Riyad'da yahut Dahran'da yapılan şımarıklıktan da öte harcamaların elde edilen petrodolarların ufak bir kısmı olduğunu bilirseniz, Suudi Arabistan'ın gelirinin aslında nasıl muazzam bir servet olduğunu çok daha iyi farkedersiniz.

        Suudi aşiretinin General Sisi'ye pervasızca "Sen istediğin kadar adam öldür, parayı düşünme, masraflar benden!" diyebilme gücünün de, diğer bütün şımarıklıklarının kaynağı da işte bu devâsâ servettir. Hattâ eski ismi İslam Konferansı Teşkilâtı olan İslam İşbirliği Teşkilâtı'nın elinin-kolunun bağlı olmasının tek sebebi de yine para gücüdür, üstelik sadece Suudiler'in değil, bazı Körfez ülkelerinin de yine servetlerine dayanarak "Ben ne dersem o olur!" havasından bir türlü çıkamamaları, yani adam olamamalarıdır.

        İslam Konferansı'nın ismine yahut genel sekreterinin değişik İslam ülkelerinden seçilmesine bakıp da örgütü İslam dünyasının biraraya gelerek teşkil ettiğini ve üye olan her ülkenin eşit söz hakkına sahip bulunduğunu zannetmeyin... Teşkilât, Suudiler'in gölgesi altında faaliyet gösterir ve fakir ülkeler alacakları hemen her karar konusunda tepelerinde Suudiler'in veto kılıcının sallanmakta olduğunu gayet iyi bilirler.

        ABESLE İŞTİGAL

        Teşkilâtı kuran, zaten Suudiler'dir... 1969'da Michael Rohan adındaki çatlak bir Avusturyalı'nın Mescid-i Aksa'yı kundaklamaya kalkıp Selâhaddin-i Eyyûbî'ye ait olduğuna inanılan mihrabı yakmasından sonra Suudi Arabistan'ın o zamanki kralı Faysal'ın öncülüğünde Rabat'ta kurulan örgüt o zamandan buyana bütün İslâm dünyasının sesi olarak görünmesine rağmen her zaman için ağırlığı Su-udiler'in teşkil ettiği bir kuruluş olagelmiştir.

        Türkiye'nin Kenan Evren tarafından devlet başkanı seviyesinde ilk defa temsil edildiği 1984'teki Casablanca zirvesini takip etmiş bir gazeteci olarak söyleyeyim: Arap dünyası, özellikle de Suudiler zirveye en yüksek seviyede katılmış olmamızdan memnunluk duymuşlardı ama memnuniyetlerinin sebebi İslâmî işbirliğinin yayılması falan değil, "Laik olduğunu söyleyen Türkiye'yi eninde sonunda bir İslâm örgütüne getirdik" düşüncesi idi ve bunu açıkça ifade etmişlerdi...

        Dolayısıyla, İslam İşbirliği Örgütü'nün Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun eli-kolu zaten bağlıdır. General Sisi'ye kiralık katil tutarcasına utanmaz tekliflerde bulunan Suudiler'e Mısır'da akan kanlardan, insanlıktan, hattâ dinden ve imandan bahsetmek ise abesle iştigaldir, zira bu konularda nasipleri yoktur, anlamazlar!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar