Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRK Tarih Kurumu'nun logosunda senelerden buyana yeralan "kartal" sembolü değiştirilecekmiş.

        Bu konuda yapılan hazırlıkları kurumun başkanı Prof. Dr. Metin Hülâgu duyurdu. Kartal'ın "Türkler'i tam anlamıyla yansıtmadığını, özellikle Bizans'ı temsil ettiğini, bu sembolün daha önce sadece Selçuklu döneminde kullanıldığını, Türkler'in değil Almanya ve ABD gibi pek çok ülkenin simgesi olduğunu" söyledi ve "Türkiye'nin çağdaş yüzüne daha yakışacak, Türkler'i daha iyi ifade edecek bir logo arayışına girdikleri" müjdesini verdi.

        Size, önce bu logonun macerasını kısaca anlatayım:

        Türk Tarih Kurumu'nun logo olarak kartal sembolünü, daha doğrusu "Selçuk kartalı"nı ilk kullanması 1935'te Atatürk devrinde başladı ama 1940'lı senelerde zamanın modasına uyularak kartalın şekli değiştirildi ve "Selçuk kartalı"nın yerini "Hitit kartalı" aldı. Prof. Yusuf Halaçoğlu'nun kurumun başına geçmesinin ardından, yanılmıyorsam 1994'te, logodaki Hitit kartalının yerine Atatürk'ün zamanındaki sembol, yani bugünkü kartal kondu; sadece şeklin çerçevesinin çiziminde bir değişiklik yapıldı; hattâ Prof. Halaçoğlu'na bu yüzden soruşturma bile açıldı ve Yusuf Hoca, Atatürk zamanına ait belgeleri göstererek logonun yerinde kalmasını sağladı.

        Kurumun başkanı Prof. Dr. Metin Hülâgu'nun logodan şimdi kaldırmak istediği kartalın macerası, böyledir...

        "BASİLİSK'TEN KARTALA...

        Kartal sembolü sadece Selçuklular tarafından mı kullanıldı? Hayır! Selçuklu ve Bizans kartalları şekil olarak birbirlerinden farklı idi, Türkler'in kurduğu Zengî, Memluk ve Eyyubî devletlerinin bayraklarında da kartal mevcuttu, kartal üstelik Osmanlılar'da hükümdarlara mahsus bir sembol, bir iktidar alâmeti olarak kullanılmıştı.

        İstanbul'da Deniz Müzesi'nde bulunan, 17. asra ait olduğu söylenen ama İsviçre'de yaptırılan Karbon-14 testlerinin neticesinde bir yüzyıl geriye, 1521'e, yani Kanunî Sultan Süleyman zamanına kadar uzanan ve saltanat kayığı olarak kullanılmış olan kadırganın baş tarafında iki başlı bir canavar figürü görürsünüz.

        Aynı figür, saltanat kayıklarını gösteren 17. asır sonrasındaki minyatürlerde, 19. yüzyıldan itibaren çekilen resimlerde, hattâ son Halife Abdülmecid Efendi'nin kullandığı saltanat kayığının fotoğraflarında da vardır ve tâââ Sümerler zamanından bugünlere gelen bir "basilisk" sembolüdür.

        "Basilisk", bir horozun yılan yumurtasının üzerine kuluçkaya yatması neticesinde dünyaya geldiğine, bazen tek ve bazen çift başlı olduğuna, vücudunu yılanın, kartalın ve daha başka yırtıcı hayvanların vücutlarının farklı bölgelerinin teşkil ettiğine, nefesinin de öldürücü olduğuna inanılan efsanevî bir yaratıktır. Sümerler'in "Anzu" yahut "İmdugud" ismini taşıyan fırtına ve yağmur tanrısından Hazreti Süleyman'a uzanırken kartal şekline bürünmüş, oradan Roma ile Bizans'a geçmiş, Kutsal Roma-Germen, Rusya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Ermenistan, Sırbistan, Arnavutluk ve Karadağ gibi daha birçok devletin sembolü olmuş, İslâmî mitolojide de geniş yer bulmuş, bizim Şahmaran hikâyesinde bile görünmüş ve diğer Türk devletlerinin yanısıra Osmanlılar tarafından da hâkimiyet alameti yapılmıştır. Basilisk yahut kartal aslında güneşin ve gücün belirtisidir, asırlar geçtikçe devletlerin sembolü halini almıştır...

        NEDEN, NİÇİN, SEBEP NE?

        Tarih Kurumu'nun sembolünü değiştirmek isteyen başkanı Prof. Metin Hülâgu, Sultan Abdülhamid hakkında bence bugüne kadar yapılmış en önemli akademik yayının sahibi olan seçkin bir bilim adamıdır. Hükümdarın tahttan indirilmesinden vefatına kadar hususî doktorluğunda bulunan Atıf Hüseyin Bey'in hatıralarını o yayınlamış ve Abdülhamid'in son seneleri bu yayın sayesinde aydınlığa kavuşmuştur.

        Başında bu derece önemli bir eserin sahibi olan tarihçinin bulunduğu kurumun logosundaki kartalı kaldırma teşebbüsünün ardında önceki senelerde başkanlık yapmış diğer hocaların, meselâ Prof. Yusuf Halaçoğlu gibi seçkin bir tarihçinin izlerini silmek gibisinden yakışıksız bir davranışın bulunduğuna ihtimal bile vermiyorum... Ama, durup dururken ortaya atılan bu "logo değiştirme" hevesinin aslında neyin nesi olduğunu, herkes gibi ben de merak ediyorum.

        "Kartal" tartışmasında son söz, Selçuklu Tarihi'ne çok büyük önem veren ve geçtiğimiz ay üç cildlik koskoca bir Selçuklu eserleri kataloğunun yayınlanmasını sağlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e düşecek gibi...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar