Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Osmanlıca'nın 10. sınıftan itibaren mecburi ders olarak okutulması için bir kanun teklifi verdi.

        Senelerden buyana "Türkiye'de eski harfleri bilmeden entelektüel falan olunmaz! İstediğiniz kadar yabancı dil konuşun, hattâ o dillerin edebiyatlarına da derinlemesine vâkıf olun, büyükbabanızın büyükannenize bundan 50-60 sene önce eski harflerle yazmış olduğu bir mektubu okumaktan âciz iseniz entelektüel falan değil, düpedüz cahilsiniz" deyip duruyor, Osmanlıca'nın bilinmesinin "şart" olduğunu söylüyorum ve eski Türkçe meselesinin gündeme gelmesi konusundaki çığırtkanların da başında sayılırım...

        Dolayısı ile Özcan Yeniçeri böyle bir kanun teklifi verdiği için son derece memnun olmam lâzım, değil mi?

        SEVİNMEM LÂZIM AMA...

        Ama hayır! Tasarının esaslarını ve gerekçesini okuyunca teklifin maalesef alelacele hazırlandığını ve uygulanmasının da imkânsız gibi olduğunu gördüm ve çok istediğim halde sevinemedim...

        Teklifin beni tatmin etmemesinin iki sebebi var: Eski Türkçe'nin mecburî ders olması hâlinde okullarda bu dersi verecek sayıda hocaya sahip bulunmamamız ve "Osmanlıca" kavramı ile neyin kastedildiğinin belli olmaması...

        Özcan Yeniçeri, teklifinin gerekçesinde "Osmanlı İmparatorluğu'nun dili, Osmanlı Türkçesi idi. Türk evlâtları iki nesil öncesindeki ecdadından kalan mirasının üzerindeki yazıları okuyamaz haldedir" diyor ama böyle demekle hata ediyor!

        Zira, "Osmanlı Türkçesi" diye bir dil haddizatında yoktur, Osmanlı İmparatorluğu'nun resmî dili bildiğimiz Türkçe'dir! Bundan asırlar öncesinin padişahı da, sadrazamı da, sokaktaki adamı da sadece Türkçe konuşmuş, meselâ susadığı zaman "Su verin" demiş, terlediğinde "Yahu hava bugün amma da sıcak" diye söylenmiş, kızdığında da aynen bugün kullandığımız ifadeleri kullanmış, "Ulan ben senin bilmemneni....!" diye başlamış ve gerisini bugün ne diyorsak o şekilde getirmiştir.

        Zamanımızda "Osmanlıca" kavramı ile kastedilen dil, resmî metinlerde kullanılmış olan ağdalı imparatorluk üslûbudur. Genç neslin artık anlamakta zorluk çektiği eski metinler, meselâ Türkçe'nin zirvesi Refik Hâlid'in makaleleri yahut Hüseyin Rahmi'nin romanları gibi örnekler ise "Osmanlıca" falan değil, düpedüz Türkçe'dir; hem de hakiki, temiz ve nefis Türkçe! Dilimizi artık çoğu yeni uydurulmuş birkaçyüz kelimeye hapsettiğimiz için bu asıl Türkçe'yi unutmuş ve "Osmanlıca" diye isimlendirmekle de hatâ etmişizdir.

        ÖNCE ÖĞRETMEN LÂZIM

        İşte, mesele burada: Kanun teklifinde "Osmanlıca" sözü ile neyin kastedildiği, teklifin yasalaşması hâlinde okullarda eski harflerin mi yoksa eski devirlerin resmîdilinin mi öğretileceği...

        Öncelik tabii ki yazının yani eski Türkçe'nin öğretilmesinde olmalıdır ama bu iş bugün için imkânsız gibidir, zira memleketin dört bir yanındaki binlerce okulda bu dersi ciddi şekilde öğretebilecek hocaların sayısı bir hayli azdır. Ders mecburî hâle getirildiği takdirde öğretmen yokluğu sebebi ile ya boş geçecek yahut bu iş eski harfleri bildikleri zannedilen ama aslında bilmeyen İlâhiyat Fakülteleri'nin yahut İmam-Hatipler'in mezunlarınca ve din kültürü ile ahlâk bilgisi hocalarınca verilecek, neticede öğrenci hiçbirşey öğrenemeyecektir. Hele, üniversitelerimizin tarih ve edebiyat bölümlerinde yapıldığı gibi pratiğe ağırlık vermek yerine öğrencinin kafası lüzumsuz gramer kaideleri ile doldurulduğu takdirde daha da fena... O kadar emek ve zaman boşa gitmiş olacaktır!

        Eski Türkçe'nin mecburî ders yapılması, artık unuttuğumuz eski kültürümüzden az da olsa birşeylere yeniden sahip olabilmemizi sağlaması bakımından sevindirici ve umut verici bir teşebbüstür ama bu derece önemli bir işin acele ile değil, ciddî bir hazırlıktan sonra uygulamaya konması gerekir.

        Ciddî hazırlığın temelinde ise eski harfleri lâyıkı ile bilen öğretmen sayısının arttırılması vardır ve dersi zorunlu hâle getirmeden önce bu hocaları yetiştirecek okullar açılmadığı takdirde, Osmanlıca öğretimi boş ve gereksiz bir heves olarak kalmaya mahkûmdur!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar