Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YAZININ başlığında okuduğunuz Arapça ibare "Kişi sevdiği ile beraberdir" mânâsına gelir, Hazreti Muhammed'e ait bir söz, yani "hadis"tir.

        Bazı hadis kitaplarında ibarenin sonuna "fî yevme'l-kıyâme" kelimeleri ilâve edilir, yani hadisin tamamı "El mer'u ma'â men ehabbe fi yevme'l-kıyâme"; mânâsı da "Kişi, kıyamet gününde sevdiği ile beraberdir" olur. Hazreti Muhammed, tefsircilere göre "Kıyamet gününde sevdiğinizle beraber hasredileceksiniz" demektedir.

        Orhan Pamuk'un sevgilisi olduğu iddia edilen Karolin Fişekçi'nin geçen akşam Fatih Altaylı'nın "Teke Tek"inde "Ben tatlısu Ermenisiyim" demesi, bana bu hadisi hatırlattı.

        Pamuk hani "Bu topraklarda 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü" buyurup zulüm gördüklerine inandığı kesimleri ne kadar çok sevdiğini ifade etmişti ya... Aradan birkaç sene geçtikten sonra hadis doğrultusunda bir netice görmüş ve öldürüldüğüne inandığı 1 milyon kişinin neslinden gelen Karolin Hanım'ı yâr edinmişti. Ortada gerçi şimdiye kadar eşi-emsâli görülmemiş şekilde noterli, ihbarlı, ihtarlı ve hattâ mahkemelik olacağa benzeyen bir ilişki bulunmasına rağmen, hadis hükmünü göstermişti...

        Hadisin devamını da hatırlayıp işin bu kadarla kalmayacağını ve Orhan Pamuk'un âhırette Karolin Hanım ile beraber haşrolacağını bir düşünsenize!

        "Bu topraklarda 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü" diyen Orhan Pamuk'un sözünü ettiği 1 milyon kişinin soyundan gelen Karolin Hanım ile beraber olduğunu hep beraber gördük... Sırada şimdi "30 bin"in neslinden gelecek olan bir başkası var...

        Bekleyelim bakalım, onu da mutlaka görürüz!

        BEYLER, AYIP OLUYOR!

        Bahriye Nâzırı ve Sultan Vahideddin'in başyaveri olan Avni Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemde gölgede kalmış çok önemli ama ismi pek telâffuz edilmeyen bir devlet adamıdır.

        Önemlidir, zira Mustafa Kemal Paşa'nın 1919 Mayıs'ındaki Samsun yolculuğunu organize eden üç kişiden biridir: O, kayınpederi ve Harbiye Nâzırı Şâkir Paşa ile Dahiliye Nâzırı Mehmed Ali Bey...

        Avni Paşa, sonraki senelerde meşhur 150'likler listesine alınmış, sürgüne gönderilmiş ve 1930'lu senelerde Lübnan'da vefat etmişti.

        Paşa'nın çok önemli bazı hadiselerin bilinmeyen taraflarını anlattığı ve şimdiye kadar torunları tarafından muhafaza edilen hatıraları, geçen hafta Osman Öndeş tarafından gayet güzel ve düzgün şekilde yayınlandı.

        Ama eserin yayıncısı öyle bir iş etti ki...

        Gazetelerde ve gazetelerin internet sitelerinde kitapla ilgili olarak birkaç günden buyana bazı tuhaf haberler çıkmaya başladı... Hani "Osmanlı padişahlarının anneleri hangi millettendi?", "Kâbe'deki görünmeyen ışıkların esrarı" yahut "Mimar Sinan'ın bilinmeyen aşkı" gibisinden tuhaf, dayanaksız ve sadece tıklama sayısını arttırmaya çalışan haberler var ya, işte onların yanında ve onlar gibi bir tuhaflık:

        1998'DE BEN YAYINLADIM!

        Avni Paşa, Mustafa Kemal Paşa'nın 1919 Mayıs'ında Samsun'a gitmeden önce Sultan Vahideddin'in huzurunda bir "sadâkat yemini" ettiğini anlatıyormuş! Gazeteler ve internet siteleri, günlerdir "tarihimizin ortaya yeni çıkan bu çok önemli gerçeğini" yazıp durmadalar...

        Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a gitmeden önce padişahın önünde böyle bir yemin ettiği doğru ama yeminin Avni Paşa'nın şimdi yayınlanan hatıraları sayesinde ortaya çıktığı iddiası ise sadece bir palavra, zira yemin metnini bundan tam 14 yıl önce, "Şahbaba"da ben yayınlamıştım. Avni Paşa'nın kızı rahmetli Fıtnat Türkmenilli Hanımefendi o zaman hayatta idi, hatıraların istediğim kısımlarını almama izin vermişti; alıp yayınlamıştım ve yemin metni o zaman hayli ses getirmiş, sonraki senelerde yapılan araştırmalara da kaynak olmuştu ve hâlâ oluyor...

        İnanmayan varsa "Şahbaba"nın 136. sayfasına bakıp metnin hem orijinalini görür, hem de bugünün diline aktarılmış şeklini okuyabilir!

        Yayınevi yeni çıkarttığı kitabı pazarlamak için başkalarının emeğini görmezden geliyor, ayaklar altına alıyor diyelim... Ama aynı haberi bundan 14 sene önce aynı şekilde kullanan editörler hafıza kaybına mı uğradılar acaba?

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar