Saray değil, imaret!
DÜN, Yalova'daki Atatürk Köşkü'nde ve köşkün hemen yanıbaşında bulunan TBMM'ye ait sosyal tesiste yaşanan rezaleti yazdım...
Tesis senelerdir çiftlik gibi kullanılmış, dolu gibi gösterilerek özel zevklere tahsis edilmiş, üstelik işin içine hayat kadınlı âlemler de girmişti. Meclis Başkanı Cemil Çiçek olup bitenleri haber alınca geçtiğimiz ay gece saat bir buçukta köşkü ve tesisi basmış, personelin bir kısmını başka yerlerde görevlendirmiş ve geniş bir soruşturma başlatmıştı.
Yazımdan sonra, Yalova Köşkleri'nin ve idaresi Meclis'te olan İstanbul'daki bazı sarayların bağlı olduğu Millî Saraylar Daire Başkanlığı'nda pazar günü olmasına rağmen bir koşuşturma yaşanmış... Meselâ, bir yöneticinin oğlu ile gelinine haksız şekilde tahsis edildiğini yazdığım lojmanın kapısına erkenden bir kamyon getirilmiş ve lojman apar topar boşaltılmış!
Olup bitenlerin üstünü örtmeye yönelik bunun gibi acele teşebbüsler, Millî Saraylar'da asıl yapılması gerekenleri unutturmaya yönelik işlerdir!
En başta Dolmabahçeve Beylerbeyi Sarayları olmak üzere İstanbul'daki bazı kasırların, köşklerin ve birkaç sanayi kuruluşunun bağlı olduğu MillîSaraylar'da şimdiye kadar neler yaşandığının tahmini, hayallerinizin sınırını fazlasıyla zorlar!
İŞ BULMA MERKEZİ!
Kısaca anlatayım:
TBMM'ye bağlı olan Millî Saraylar Dairesi'nin bütçesi diğer devlet kuruluşlarına göre geniş, kadroları da özel kanuna tâbi idi ve burada görev yapanların maaşları, sıradan devlet memurunun aylığının üzerindeydi. İşin içine yüksek aylığın yanısıra lojman kolaylığı da girince, Millî Saraylar Dairesi bazı milletvekillerinin seçmenlerine, yöneticilerin de akraba ve taallûkatına iş temin merkezi oldu.
Seçim kazanamayan, yani halk tarafından bir daha Meclis'e girmelerine izin verilmeyen bazı sabık milletvekilleri, Dolmabahçe Sarayı'nın denize nâzır mükellef odalarında bir ara "danışman" olarak tarih, sanat tarihi ve saray hayatı konularındaki geniş mâlûmatları ile memleketi irşâd buyurdular! Derken, onların yerini emekliliklerini bekleyen Millî Saraylar'ın eski bürokratları aldı; aynı odalar bu defa onlara verildi, şimdi haftada bir veya iki gün tenezzül buyurup sarayı şereflendiriyorlar. Ama, yılların bürokratı olan bu zevâta Ankara'da, yani Meclis'te her nedense faal vazifeler verilmiyor ve Dolmabahçe'de emeklilikleri için gün dolduruyorlar!
SARAYA BANKACI MÜDÜR
Bu ve bunun gibi daha dünya kadar mâlûm sebep yüzünden saraylarımız şu anda Allah'a emanet halde! Restorasyonlar bir türlü bitmek bilmediği için kimi kasırlar seneler boyunca kapalı tutuluyor ama görevliler başka yere tayin edilmiyor ve boş binaları bekliyorlar! Ziyarete açılan mekânlar ise iş düzgün yapılmadığı için birkaç ay sonra yeniden tamire alınıyorlar ve bütün bunların ötesinde, saltanatın kaldırılmasının üzerinden 87 sene geçmiş olmasına rağmen büyük sarayların, meselâ Dolmabahçe'nin bile hâlâ tam bir envanteri yok! Sarayın tavanarasında geçen sene bile dünya kadar eşyanın bulunmuş olmasına Meclis'te kimse ses çıkartmıyor ve bir Allah'ın kulu kalkıp da "Beyler, hâlâ tam bir envanter bile çıkartmadığınıza göre şimdiye kadar ne iş yaptınız?" diye sormuyor!
Ve, son bir örnek: Millî Saraylar'a ait olan ve restorasyonu senelerdir devam eden Beykoz Kasrı'nın başında şu anda emekli bir bankacı var!
Unutmayalım: Üç-beş kişinin zevki, sefası ve başka hevesleri yüzünden boş yere harcanan, havaya savrulan yahut kül olan bu servet, hepimizin cebinden çıkmaktadır...
Meclis Başkanı Cemil Çiçek'e Allah kolaylık versin!