Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TELEVİZYONLARDA hafta başından buyana reklamlarını gördüğünüz Habertürk Tarih Dergisi iki gün sonra, yani pazar günü elinizde olacak...

        Bundan böyle her pazarınızı gazete ile beraber ücretsiz dağıtılacak bu dergiyle geçireceksiniz. Söylemem belki tuhaf kaçacak ama, arkadaşlarımızla beraber ortaya hoş bir “eser” çıkartmaya çalıştık ve bu eserden sizlerin de memnun kalacağınıza eminiz.

        Habertürk Tarih için, son senelerin belki de en cesur televizyon reklamlarından birini hazırladık, zira böylesine yepyeni ve güzel bir dergiye alışılmamış bir reklâm lâzımdı. Seyretmişsinizdir, bendeniz sedire kurulup padişah pozu takındım; Pelin Batu da haremimdeki başkadını oynadı, hem de nasıl oynadı! Pelin Hanım belki kızacak fakat, söylemeden edemeyeceğim: Reklam filmindeki sadece birkaç saniye devam eden davetkâr ve işveli bakışı, Pelin Batu’yu bence bugüne kadar aldığı rollerin hepsinin zirvesine, hattâ daha da ötesine taşıdı...

        Reklamların yayına girmesinden önce filmin internet sitelerinde yeralan ama Habertürk Tarih’ten bahsetmeyen bazı bölümlerini izleyenler, bizim tarihî bir filmde oynadığımızı zannettiler. Öyle zannedilmesi de normaldi, zira filmin yönetmeni Fatih Çevik öylesine bir çekim yapmıştı ki, kırk yıllık rejisörlere bile taş çıkartıyordu. Ödüllü genç yönetmen Fatih Çevik’in çekimleri, geleceğinden pek ümitli olmadığım, zira sınırlarını artık sadece dostluk ilişkilerinin ve ideolojilerin belirlediğini düşündüğüm Türk sinemasının istikbali hakkındaki kanaatlerimin de aydınlığa çıkmasını sağladı.

        YAPRAK’IN BUĞULU SESİ

        Reklamların başlamasından itibaren, çok sayıda izleyiciden Yaprak Sayar’ın fonda o güzel ve buğulu sesiyle okuduğu “Yâr yollarda kaldı gözüm” güfteli şarkının kimin eseri olduğunu ve nereden bulunabileceğini soran dünya kadar mesaj geldi.

        Cevabı buradan vereyim: İnternette yahut yayınlanmış CD’lerde aramayın, bulamazsınız. Eser, 17. asırda yaşamış olan ve müzisyenliğinin yanısıra Topkapı Sarayı’nda tercümanlık yapmış olan bir Polonyalı’nın, Batı’daki ismiyle Alberto Bobowski’nin, bizdeki adıyla da Ali Ufkî Bey’in bir elyazmasından alınmıştır. Bobowski’nin kendi sistemiyle yazmış olduğu notayı günümüzün notasına çevirdim, sonra ben çaldım, Yaprak da mükemmel bir şekilde okudu...

        Sizler de farkındasınızdır: Tarih, Türkiye’de bugün “öğrencilerin sevmedikleri dersler” sıralamasının maalesef ilk sıralarında, hattâ en başında yeralıyor. Sebebi ise, gayet basit: Geçmiş, okullarımızda sıradan, monoton ve tatsız bir şekilde öğretiliyor... Ders programları tarihi öğrenciye sevecekleri ve yorumlayıp olup bitenlerden ders çıkartabilecekleri şekilde değil, genç beyinlerine bir lâf yığını tıkıştırılması şeklinde hazırlanıyor...

        EN SEÇKİN TARİHÇİLER

        Habertürk Tarih’te, işte bu anlayışın baştan aşağı yanlış olduğu düşüncesinden hareket ettik ve konuları okuyucuya eğlendirici, hoş vakit geçirtici, daha doğrusu “güleryüzlü” bir şekilde sunmaya çalıştık. Derginin yazı kadrosunda yeralan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Doç Dr. Erhan Afyoncu gibi son dönem Türk tarihçiliğinin çok önemli isimleri, bugüne kadar ele alınmamış konuları hep bu şekilde, tarihi hemen herkese okutabilecek bir

        üslûpla kaleme aldılar.

        Hani bir söz vardır, “Kuzguna yavrusu hoş gelir” derler...

        Dolayısı ile, benim ve derginin çıkmasında katkısı olan bütün arkadaşlarımın kendi yaptığımız dergiyi beğenmemiz sıradan, normal bir iştir...

        Pazar günü Habertürk Tarih’i elinize aldığınızda haklı olduğumuzu göreceksiniz... Zira, Habertürk Tarih’i bugüne kadar yaptığı her işi sizlere beğendirmeyi başarmış bir ekip hazırladı.

        Habertürk Tarih, memleketimizin tarih yayıncılığında hakikaten yepyeni bir sayfa açacak ve bunun mükâfatı da sadece ve sadece takdirleriniz olacak...

        mbardakci@htgazete.com.tr

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar