Ali Kemal hakkında hüküm vermeden önce İsmet Paşa'yı hatırlayın
HABERTÜRK TV'deki "Tarihin Arka Odası"nda, önceki gece yeni çıkmış bazı ciddî kitaplardan bahsederken sıra meslek büyüğümüz Orhan Karaveli'nin birkaç gün önce yayınlanan "Ali Kemal. Belki de Bir Günah Keçisi" isimli kitabına geldi. Programda, Karaveli'nin kitabının Ali Kemal'ın yazdıklarına, hakkında yapılan araştırmalara ve çok daha önemlisi ailesinde bulunan bazı belgelere dayanılarak kaleme alındığını söyledim. Sonra, "Kurtuluş Savaşı sırasında yanlış safta yeralmış olabilir. Ama, bulunduğu taraf, Ali Kemal'in Türk basın tarihinin çok önemli bir ismi olduğu gerçeğini değiştirmez. Yazdıkları yüzünden can vermiş olması sebebiyle 'basın şehidi'dir ve Gazeteciler Cemiyeti'nin sırf Ali Kemal yüzünden 'Basın Şehidleri' listesinin ismini değiştirmesi de saçmalık ve işgüzarlıktır" dedim. Sen misin bunları söyleyen! Bir mesaj yağmurudur başladı... Hainleri yüceltiyordum, stüdyoya gelip benden hesap soracaklardı, şehidlerin kemiklerini sızlatmıştım, tek eksiğim de Damad Ferid Paşa'yı kahraman ilân etmemiş olmamdı! Betonlaşmış zihinlere bazı kuralları, meselâ birbirinden farklı kavramları karıştırmama gerektiğini anlatmanız gittikçe daha zor hâle geliyor. Ali Kemal, İstiklâl Harbi'nin en şiddetli muhaliflerinden biriydi, Ankara'ya demediğini bırakmamıştı ve İzmit'te utanç verici bir şekilde linç edilmeyip de âdilce yargılanabilse idi bir ihtimal idama mahkûm olacaktı, doğru. Ama, aynı Ali Kemal, o devrin kalemi son derece kıvrak olan, çok okunan ve kitleleri geniş şekilde etkileyen bir yazarıydı, yani çok önemli bir gazetecisi idi, bu da doğru. Üstüne üstlük, zamanının önde gelen entelektüellerinden biriydi, kaleme aldığı binlerce makale elden geçirildiğinde hem değişik alanlarda geniş mâlumata sahip bulunduğu, hem de bu mâlumatının seviyesinin öyle yüzeysel falan değil, çok üst seviyede ve derinlemesine olduğu hemen görülürdü, bu da işin başka tarafıydı.
SİYASÎ TARAFI BİR YANA...
Hayatı bir mahkemenin kararıyla değil, ânî bir infialin neticesinde noktalanan Ali Kemal'i sadece "hain" olarak niteleyip diğer özelliklerini gözardı etmek hatadır. Ali Kemal, bugün, 53 senelik hayatının son iki buçuk senesiyle değerlendirilmekte, hakkındaki hüküm bu iki buçuk sene içerisinde yazdığı siyasî makaleleriyle verilmekte, dolayısıyla çok yanlış bir iş yapılmaktadır. İşin doğrusu, siyasi hayatının "tartışmalı" olduğunu söylemekten ibarettir ve Ali Kemal, hem siyasi hem de entelektüel yazılarıyla basın tarihimizde etki yapmış çok önemli bir ismidir. Belki basit ve ucuz kaçacak ama, bir örnek vereyim: Adolf Hitler'in siyasî faaliyetleri Avrupa'yı seneler boyunca kana bulamış, milyonlarca cana malolmuştur ama Alman tarihi, bir "Hitler" gerçeğini hiçbir zaman görmezlik etmemiştir. Sevilmez, hatırasına bazı uçuk grupların dışında hürmet falan da gösterilmez ama Adolf Hitler'in Almanya'nın en önemli siyasi figürlerinden olduğu hiçbir şekilde reddedilmez.
BU İSİMLER ÇÖPE Mİ GİDECEK?
İstiklâl Harbi'ne karşı çıkan ve Kuvâ-yı Milliye'nin aleyhinde faaliyet göstermiş olan isimlerden meydana gelen meşhur 150'likler listesini hatırlayın. Listede siyasîlerin yanısıra edebiyatımızın ve basınımızın çok önemli bazı isimleri de vardır. Affa uğramamış olsalardı o listede bulunan Türk Edebiyatı'nın en kıvrak kalemlerinden Refik Halid Karay'ı "işbirlikçi", Rıza Tevfik Bölükbaşı gibi şiirin zirvelerinden birini "hain", köşe yazarlığının efsane ismi Ref'i Cevad Ulunay'ı da "satılmış" addederek okumayacak, isimlerini anmayacak ve bahisleri geçtiğinde suratımızı ekşitip lânet mi yağdıracaktık? Ali Kemal'in karşı çıktığı isimlerin başında gelen İsmet İnönü bile, bu güçlü muhalifinin oğlunun sonraki senelerde Dışişleri'ne girmesine karşı çıkanlara "Saçmalamayın" demiş ve Türk Hariciyesi'nin efsanevî isimlerinden olan rahmetli büyükelçi Zeki Kuneralp'in meslek hayatının kapıları, İsmet Paşa'nın bu mantıklı ve muvazeneli davranışı sayesinde açılmıştır. Orhan Karaveli, Ali Kemal'in maceralı ömrünü anlattığı kitabıyla, aslında seneler önce yapılması gereken bir işi yerine getirmiştir.