Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Aslında, Murat Belge’ye hak vermiyor değilim...

        Sen neredeyse otuz sene boyunca uğraş, didin, kendini entelektüel, üstad, barışsever, şehir tarihçisi, âlim-i yegâne, vesaire, vesaire diye pazarla ama günün birinde birisi çıksın ve hakkında “Şu söylediğin palavra, bu yazdığın yanlış” deme cür’etini göstersin!

        Murat Belge için böyle yazdım ya, ne tetikçiliğim kaldı, ne hanedan finoluğum... Derken, devreye beyefendinin güllâbicileri girdi ve paranoyalarından sadece

        ben değil, gazetem de nasibini aldı. Ama, Fatih Altaylı’nın geçen hafta verdiği “kardeşlik” ayarından sonra, istikbalde ihtiyaç duyabilecekleri bir kapıyı

        şimdiden kapatmama endi9elerinden olacak, gazeteme lâf etmeyi bıraktılar. Hedeflerinde artık sadece ben varım.

        Kendilerini “dokunulmaz” ilân eden, çevrelerinde buna inanan birkaç mürid bulabilen ve kerametlerine en nihayet kendilerini de inandıran aydın olma iddiasındaki zevâtın hâli-i pür-melâli budur: Onlar için, sözün bittiği yerde

        hakaret bağlar. Karşısındakine “fino”ve “aptal” derler, sonra da hiç sıkılmadan

        “Bu adam terbiyesiz” diye yakınırlar. “Filolog” Murat Belge de böyle yapmıştır ama unutmaması gerekir: Terbiye sadece sulu köfteye yahut işkembe çorbasına değil, entellik pazarlamacılarına bile lâzımdır.

        Burada, Murat Bey’in kitabında sıraladığım hatalarına karşılık bana

        sayfalar boyunca vermeye çalıştığı cevabındaki “O listeleri başkası yapmıştır da, aslında okumam lâzımdı da, filânca kitapta böyle yazıyordu da...” gibisinden kıvırmalarını düzeltecek değilim; zira “gerçek” tarih erbabı Murat Belge’nin “müverrihliği” konusundaki hükmünü çoktan vermiştir.

        Hemen her vesileyle “Ben buradayım! Ben de tarihçiyim! Beni de hatırlayın” diyerek isbat-ı vücut etme heveslisi Ordinaryüs Doçent Halil Berktay’a gelince: Birşey söylemek isteyen ama meramını türlü anlatamayan, hemen her yazısı bir munkabızlık destanını andıran, hele “Sen kim oluyorsun? Kendini ne

        sanıyorsun ayol?” gibisinden histerik çığlıklarla Hüseyin Rahmi’nin romanlarındaki Suriçi kadınlarının didişmelerine bile rahmet okutan ama 32 sayfalık bir sergi broşürünü bilimsel eser gibi pazarlamasının cevabını vermekten âciz kalan bir adamı muhatab almak sadece vakit israfıdır.

        Hele, dünya kadar ortak tanıdığımız varken, tahsil durumumu bu kişilere sormayı akıl edemeyerek benim “diplomasız” olduğumu yazabilecek seviyede cehalet sahibi ve üç nesil gazeteci olan bir aileden gelen bendenizi “diplomat çocuğu” yapıp başka ülkelerde Osmanlıca konuşulduğunu zannederek “Arapça ve Osmanlıca’yı dışarıda öğrendi” diyecek derecede kültür fakiri bir zavallıya cevap vermeye kalkmak, israftan da öte, haramdır!

        Entelektüelilik iddiasında bulunan ama bu memleketin dilinden ve kültüründen bîhaber olduğu için bana “aptal” yaftasını yapıştırma hevesiyle

        bile Şekspir’den medet uman Prof. Dr. Murat Belge’ye “Cehlin ol mertebesi

        sehl olmaz” diyeceğim, “Ne yazıyor bu adam?” diye soracak... “On kes ki nedâned u nedâned ki nedâned / Bâ cehl-i mürekkep tâ be ebed bemâned” sözünü hatırlatacağım, tabii ki anlamayacak.

        Bu yüzden, Murat Bey ile güllâbicisi Ordinaryüs Doçent’e önce medet umdukları dilde, yaniİngilizce bir cümle yazıyorum. Oscar Wilde’ın meşhur sözünü: “The unspeakable in pursuit of the inedible”; yani “İsimleri

        ağıza alınamayacaklar, etleri yenmeyeceklerin peşinde”

        Sonra da, rahmetli Can Yücel’in Murat Bey’den sözeden ama maalesef

        Türkçe yazmış olduğu bir şiirini, hatırlatıyorum. Can Yücel, aşağıda bir bölümünü verdiğim şiirinde, Murat Bey’i bakın nasıl anlatmış:

        DÖNMEYENLER

        öyle keyifli yazıyorum ki

        bu adamlar hem

        üniversitede var

        hem gastede yazar

        hem de bozarlar

        .....

        ve Belgeli Murat

        bu Murat Belgeli

        Murat

        çok İngilizce bilir

        ama Hel’sinkiyle

        güvey girer

        bu özel üniversite

        randevucuları

        .....

        Belgeli Murat

        .....

        adları lâzım değil

        esasında

        kendileri lâzımlık

        Can YÜCEL

        ********

        Prof. Dr. Murat Belge, işte budur!

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar