Dün Sözcü gazetesinde insanı hayrete düşüren bir iddia vardı.
Osmanlı Padişahı Sultan Reşat'ın tahta çıkışını simgeleyen Reşat Altını, Darphane ve Damga Matbaası tarafından 106 yıl sonra yeniden basılmış. Kimi kuyumcular bu kararın Atatürk portreli Cumhuriyet Altını'nı almak istemeyenler için yapıldığını iddia etmiş.
“Ülkemizde öyle bir kesim var ki isminden ve üzerindeki Atatürk portresinden dolayı Cumhuriyet Altını almak istemiyor. Cumhuriyet Altını'na soğuk bakan bu kesime şimdi Reşat Altını sunulacak. O kesim için bir anlamda ‘helal altın' piyasaya sürülmüş olacak” demişler.
Türkiye’de üzerinde Atatürk’ün resmi var diye Cumhuriyet Altını almak istemeyecek kadar radikal bir azınlık var mıdır? Belki bir avuç kendini bilmez vardır.
Ama sırf bu radikaller için koskoca Darphane’nin Reşat Altını basması akla mantığa sığar mı?
Hadi Atatürk’ü gölgelemek için farklı altın bastılar diyelim, Türk Lirası’nın üzerinden nasıl silecekler?
Aynı haber içinde bir başka argüman daha var. Piyasada farklı ayarlarda çok sayıda taklit Reşat Altını bulunduğu için devletin sonunda böyle bir karar almış olabileceği söyleniyor.
Hiçbirimiz bunu duymak istemiyoruz ama maalesef Covid salgını tekrar yükselişe geçti. Bayram arifesinde benim de bir yakınım Covid’e yakalandı.
Hafif grip belirtileri gösterince ilk refleksi eczaneden hızlı test kiti almaya gitmek olmuş. Beyoğlu ve Şişli’deki tüm nöbetçi eczaneleri aramış ancak bulamamış. Eczacılardan biri salgın önlemleri kalktığı dönemde test kitlerinin ilaç firmaları tarafından toplandığını, şu an bulmasının imkânsıza yakın olduğunu söylemiş.
Devlet hastanelerinde grev olduğu için özel bir hastaneye gitmiş. Orada da doktorlar daha hızlı sonuç almak istiyorsa antijen testi uygulayabileceklerini ifade etmiş. 550 TL ödeyerek testi yaptırmış.
PCR testi 300 TL iken ondan daha basit ve hızlı yapılan antijen testinin 550 TL olmasının tek bir nedeni var; Sağlık Bakanlığı PCR ücretlerine sınırlama getirdi ama diğerlerine karışmadı.
Daha önce eczanelerdeki hızlı test kitlerinin de bambaşka ücretlerden satıldığını yazmıştım. Bir eczanede 200 TL'den satılan testin bir başka muadili farklı bir eczanede 80 TL idi. Hiçbir regülasyon yoktu. Oysa aynı testler Avrupa’da okullarda ücretsiz dağıtılıyordu.
Şimdiyse geçtik parasını, piyasada test yok.
Konuştuğum bir doktor bu durumun karaborsa yaratarak fiyat yükseltmek için yapıldığını iddia etti. “Eczaneler ve ilaç depoları eylül ayını bekliyor. Salgın daha da arttığında yüksek fiyattan piyasaya sürecekler” dedi.
Eğer böyleyse durum sahiden vahim.
Bakanlık bir an önce hızlı test kiti sorununa el atmalı. Yerli markalar teşvik edilerek düşük ücretle satışı kolaylaştırılmalı. Karaborsa iddiaları da derhal araştırılmalı…
Bu arada Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dün hatırlatma dozu aşısı önerdi. Bu teklifi ciddiye almamız gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde kışı görmeden yeniden kapanmayı konuşmak zorunda kalacağız.
Bir değil, iki değil… Öyle nefret dolu, öyle seviyesiz, öyle insanlıktan uzak haberler yapıyorlar ki her seferinde biz onlar adına utanıyoruz.
Adına gazete denilen bir paçavra, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın babasının vefat haberini “Terör sevici Pervin Buldan'ın babası öldü!” diye vermiş.
Ne dinimize sığar bu çirkin üslup ne örfümüze ne âdetimize.
Siyasi alanda her türlü eleştiriyi yapabilirsiniz ama düşmanınız bile olsa en acı gününde bir “Allah rahmet eylesin” diyemiyorsanız susun bari, susun!
Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz. Detaylı bilgi almak için ‘Aydınlatma Metni’ ve ‘Aydınlatma Metnini’ inceleyebilirsiniz.