Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çiftçilerle buluştuğu toplantıda verdiği kestane ballı, Medine hurmalı, yulaflı manda yoğurdu tarifi epeyce gündem oldu.

        Muhalefet de haliyle zamları hatırlatarak eleştirdi.

        Peki Erdoğan’ın verdiği bu tarife kendi tabanı da tepki göstermiş midir?

        AK Parti’nin alametifarikası iktidara geldiği ilk 10 yılda kişi başı geliri artırarak orta sınıfı genişletmesiydi.

        Yüz binlerce insan bu iktidar döneminde ev ve araba sahibi oldu, çocuklarını iyi okullarda okuttu, hafta sonunu AVM’lerde geçirdi, tatil yaptı, uçakla seyahat etti ve dahası muhafazakâr dünya görüşünün sosyal prestijinin yükseldiğini hissetti.

        Fakat bugün yaşadığımız zamlar sadece yoksul kesimi değil belirli bir refah seviyesine alışan orta sınıfı da ciddi anlamda mutsuz ediyor.

        Eti geçelim, bir demet dereotunun 12 TL'ye, bir adet kıvırcık marulun 18 TL'ye satıldığı bir atmosferde artık geniş kitlelerin kendisini ekonomik olarak güvende hissetmesi mümkün değil.

        Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin açıkladığı son verilere göre, geçen ocak ayında 2021’in aynı ayına kıyasla bireysel kredisini ödemeyenlerin sayısı yüzde 247.4 artışla 145 bin 333, bireysel kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı ise yüzde 162.2 artışla 106 bin 618 kişiye çıktı.

        Dolayısıyla bir zamanlar Cumhurbaşkanı’nın verdiği manda yoğurdu tarifini hoş bulup hayatında tatbik edebileceklerin oranı giderek azalıyor.

        Elbette kimsenin güç yetiremeyeceği süper lüks bir tarif değil ama korku ve endişe atmosferi insanları her şeyin fiyatını hesap etmeye ve mümkün olduğunca harcamalarını kısmaya yönlendiriyor.

        Buna en koyu Erdoğancılar da dahil…

        AK Parti’nin kemik tabanı belki kültürel ve politik sebeplerle muhalefete oy verme eğiliminde değil ancak ekonomik gidişattan mutlu ve umutlu da değil.

        Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere AK Partili siyasetçiler bu psikolojiyi görüp ona uygun adımlar atmazlarsa, gelecek seçimde beklenmedik düzeyde bir sandık protestosuyla karşılaşabilirler.

        Geçen hafta et fiyatlarındaki fahiş zammı uzun kuyruklara bağlayarak yersiz bir açıklama yapan Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun'un dün görevden alınması, temel gıdadan sonra temizlik ürünlerine de KDV indirimi gelmesi tabii ki doğru adımlar fakat enflasyon o kadar yükseldi ki daha köklü ve kalıcı çözümler bulmazlarsa çarşı pazardaki mutsuzluğu gidermeleri zor.

        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00
        Yazı Boyutu

        Fransa, Almanya ve İsrail bu işe bozulmuş mudur?

        Fransa, Almanya ve İsrail bu işe bozulmuş mudur?
        0:00 / 0:00

        En başından beri Rusya ve Ukrayna arasında müzakereci olmaya son derece hevesli olan ülkeler vardı.

        Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Sholz kalkıp Rusya’ya gitti, uzun masanın öteki ucunda kalma pahasına Putin ile poz verdi.

        İsrail Başbakanı Naftali Bennett de pek hevesliydi.

        Savaş başladıktan sonra o da kalktı Putin’i ziyarete gitti, İsrail’in, ABD ve AB'nin Rusya'ya karşı sert tutumunu paylaşmadığını söyledi.

        ABD ise en başından beri bu üç ülkenin arabuluculuğuna daha sıcak bakıyor, Türkiye’nin girişimini görmezden geliyordu.

        Hatta Antalya Diplomasi Forumu’nda iki ülkenin dışişleri bakanları bir araya gelinceye kadar ABD Başkanı Biden Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesi bile yapmamıştı.

        Sonuç? Ne Fransa ne Almanya ne de İsrail Putin’i ikna edemedi ve müzakereler Türkiye’ye taşındı.

        Acaba şimdi ABD, Avrupa ve İsrail bu işe nasıl bakıyordur?

        Beyaz Saray “Hımm, Putin krediyi niye Erdoğan’a verdi” diye düşünüyor mudur?

        Macron “Hain Putin, şunun şurasında seçime ne kaldı, ben yürütsem ne olurdu yani?” diyor mudur?

        Bennet “O kadar gittim geldim, hani Putin beni seviyordu?” diye içleniyor mudur?

        Avrupalılar arka kapıdan Zelenskiy’e “İstanbul’u niye kabul ettin, sana o kadar yardım ediyoruz” diye sitem ediyor mudur?

        Dahası Putin neden Türkiye’ye “Tamam” demiş olabilir?

        Ukrayna’ya İHA-SİHA göndersek bile yaptırımlara prensipte karşı olduğumuzu söylememiz, Roman Abramoviç’i pek güzel misafir etmemiz, Batı’da yaptırım yiyen diğer oligarkları da Türkiye’ye davet etmemiz, “Bu yaz Rus turistleri muhakkak bekliyoruz, gerekirse ek sefer koyarız” dememiz şu yapayalnız günlerinde Putin’in iyi hissetmesine mi neden olmuştur?

        Tamam, “Bütün dünya bizi kıskanıyor” falan demeyeceğim ama kabul edelim ki bu krizde Türkiye hakikaten iyi iş çıkardı.

        Tabii asıl mesele savaşı bitirebilmek.

        İnşallah tek bir Ukraynalı daha hayatını kaybetmeden müzakerelerden bir an önce kalıcı ateşkes kararı çıkar.

        Atatürkçü seçmenin mesajı alınmış

        Atatürkçü seçmenin mesajı alınmış
        0:00 / 0:00

        6 muhalefet partisi ikinci kez bir araya geldi.

        Buluşma öncesinde kimi muhalif gazetelerde dikkat çeken bir haber vardı.

        Örneğin Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan 'Zirvenin adı: Mustafa Kemal' başlıklı haberde “Deva Partisi’nin genel merkezi Mustafa Kemal Mahallesi'nde yer alıyor. Altı lideri üçüncü kez bir araya getirecek üçüncü toplantı da 'Mustafa Kemal Zirvesi' ismiyle anılacak” deniliyordu.

        Sonuçta 6 liderin buluşmasına "Mustafa Kemal zirvesi" denilmedi ama gece gelen fotoğrafta önemli bir ayrıntı vardı. Liderlerin oturduğu masa Atatürk fotoğrafını tam ortalayacak şekilde konumlandırılmış ve buluşma pozu da ona göre çekilmişti.

        Belli ki CHP ve İYİ Parti, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metninde Atatürk’e yer verilmediği yönündeki eleştirilere yanıt vermek istemişler.

        CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2009 yılında intihar ederek yaşamına son veren Yarbay Ali Tatar'ın eşini ziyaret edip Balyoz mağduru askerlerle helalleşilmesi gerektiğini söylemesi de tesadüf değildi sanırım.

        AK Parti’den ayrılan Deva ve Gelecek partileri ile kurulacak olası ittifaktan CHP ve İYİ Parti içindeki Atatürkçü taban rahatsızlık duyuyor.

        Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak istemeyen Kemal Bey, ulusalcı tabanının yüreğine su serpecek adımlar atma ihtiyacı hissediyor demek ki...

        Diğer Yazılar