Mourinho vurdu GOL OLDU!
FENERBAHÇE’YE yapılan saldırının üzerinden bir hafta geçti. Bulunan tüfeğin olayda kullanılan tüfek olup olmadığı belli değil. Gözaltına alınan 2 kişi karakoldan, dünya kupası kazanmış milli takım futbolcusu gibi omuzlarda dışarı çıktı. İncir çekirdeğini doldurmayan yüzlerce sayfa makale, haber ondan da fazla demeç verildi. Ve ‘maç’ta hâlâ ‘gol’ yok! Olayla ilgili soruşturma gittikçe ‘bilinmeyen dosyalar’ konusunda uzman ajan Fox Mulder ile ajan Dana Scully’lik bir durum almaya başladı. Onlar da olmazsa ülkemizde ‘uzaylı’ denilince akla ilk gelen isim Haktan Akdoğan ya da ‘şifre’ uzmanı Ömer Çelakıl konuyu belki aydınlatabilir diye düşünüyorum! Neyse bu ‘esrarengiz’ saldırı nedeniyle hazır liglere ara verilmişken biraz futboldan konuşalım diyorum. Konuğumuz ise “Futbolda hafıza kısadır” diyen ünlü teknik direktör Jose Mourinho...
52 YAŞINDA BİR ‘YAŞLI KURT’
İngiliz Telegraph Gazetesi’ne konuşan Mourinho’nun iki lafından biri, geçen hafta sonu yaşanan saldırı olayından sonra bizim toplumda hiç olmadığı ortaya çıkan ‘empati’! “Bir teknik direktör için en önemli şey oyuncuyla kurduğu ilişkidir” diyor Portekizli hoca ve devam ediyor: “Teknik taktik bilgisi, analiz yeteneği önemli ama en mühim şey oyuncunla kurduğun empati... Sadece bireylerle de değil takımla kurduğun empati çok önemli...” Portekiz’de, İngiltere’de, İtalya’da, İspanya’da almadık kupa bırakmayan 52 yaşındaki ‘yaşlı kurt’ bu ‘empati’ kurma başarısının kökenini de şöyle anlatıyor:
BAŞARININ SIRRI EMPATİDE GİZLİ
“İlk işimde Down sendromlu ve zihinsel engelli çocuklara öğretmenlik yaptım. Teknik donanım olarak onlara yardıma hazır değildim. Başarılı olmamın tek nedeni onlarla kurduğum duygusal ilişkiydi. Şefkat ve empatiyle küçük mucizeler yarattık orada. Hayatı boyunca evin bir üst katına çıkmayı reddetmiş bir çocuk vardı mesela. Buna benzer pek çok sorunu ‘empatiyle’ aştık...” Jose Mourinho’nun sözlerinin üstüne, soysal medyada saldırı sonrası yazılan çirkin yorumları ve o otobüsteki 41 kişinin neler yaşadığıyla ilgili en küçük bir ‘empati’ kurma çabası göstermeden verilen, “Fenerbahçe abartıyor, liglerin tatil edilmesine ne gerek vardı” açıklamalarını düşününce bizim futbolumuzdan ne köy ne de kasaba olacağını bir kez daha anlıyor insan...
ÇOK KOŞAN DAHA İYİ OLMAZ
Empatinin yanında ‘takım’ sözcüğünü de ağzından düşürmeyen Jose Mourinho ‘ezeli’ rakibi Arsene Wenger’e yılın en iyi futbolcusuna verilen ‘Altın Top’ ödüllerinin gereksizliği konusunda katıldığını belirtiyor. Mourinho, “Sürekli bireysel istatistiklere bakılıyor. Ne yani benden çok koştun diye benden daha iyi mi oynamış oluyorsun. Belki de benim koştuğum 9 kilometre senin koştuğun 11 kilometreden daha önemlidir!” diyerek “takım değilsen hiçbir şeysindir” mesajı veriyor...
Fenerbahçe’deki meslektaşlarının başına gelen olaydan sonra şöyle ‘güçlü bir takım’ olup ‘gür’ bir ses çıkaramayan futbolcular ya da olayı kendi menfaatleri için eğip bükmeye çalışan adı ‘kulüpler birliği’ olan ama kafaları ayrı ayrı çalışan ‘takımlar’a bakınca milli takım olarak İzlanda’dan az bile yemişiz diye düşünmeden edemiyorum doğrusu...
“FUTBOLDA HAFIZA KISADIR”
Mourinho, uzun konuşmuş! Sabah 7.30’da tesislere gidip 2 saat odasına kapandığından Chelsea’de futbolculara paralarını nasıl değerlendirmeleri konusunda destek veren bankacıların bulunduğu departmana, Portekizli şair Fernando Pessoa’ya hayranlığından kiliseye gittiğinde tanrıyla asla ‘futbol’ hakkında konuşmadığına kadar her şeyi anlatmış.
Biliyorum bu yazı unutulacak. Tıpkı Fenerbahçe’ye yapılan saldırının unutulacağı gibi... Birkaç hafta sonra ekranlarda, gazete sütunlarında yine atılan ya da atılmayan goller üzerinden sadece galibiyetler konuşulacak. Bir takım şampiyon olacak... Yüzüne şaçma yediği halde otobüsü durduran şoför de unutulacak... 4-5 ay sonra yeni bir sezon başlayacak... Kimse futbolun güzelliğini konuşmayacak... Birkaç yıl sonra bu sezonun şampiyonu da unutulacak... Mourinho’nun dediği gibi “Futbolda hafıza kısadır!”