TMSF'ye yeni dönemde yeni görevler
Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu (TMSF) Başkanlığı sıfatını, şubat ayında görev süresinin dolmasıyla bırakıp, beklemede kalan Şakir Ercan Gül'ün atanması kesinleşti. Kararının yazılıp imza sürecine girmesiyle kısa sürede TMSF'de Gül için ikinci dönem başlayacak. Yeniden atanması için verilen kanun teklifi ile önü açılan Gül'ün kararnamesi büyük ihtimalle cuma günü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girecek.
Şimdiye kadar vekâleten yürütülen TMSF'de stratejik kararlar da beklemeye alınmıştı. Gül, 5 yıllık yeni döneminde TMSF'nin yeni vizyonunu belirleyecek. Ya küçülecek, ya da büyüyecek. Ama ikinci şık daha ağır görünüyor, ancak büyürken bazı sektörlere el atmış olacak.
Hatta TMSF'nin asli görevine dönerek adının Türkiye Mevduat Sigorta Fonu olarak değişebileceği ve mevduatı sigorta eden bir kurul haline gelmesi durumunda bir yönüyle görev alanı daraltılmış olacağından küçüleceği belirtiliyor. Bu durumda mevcut alacaklarını bünyesindeki varlık şirketine veya benzerlerine devredip asli görevine dönebileceği ifade ediliyor.
Diğer taraftan TMSF, büyüme yoluna gitmesi halinde, Türkiye'de özel sigorta şirketlerinin bir çatı kurulu olmadığı ve bunların mevcut rezervlerinin de yüksek olduğundan hareketle primlerini toplayıp, sigorta şirketlerini denetleyen bir yapıya kavuşabilir. Ayrıca kamu bankalarının tahsilatlarının da TMSF tarafından yapılmasını sağlayacak düzenleme yoluna gidilerek yeni görev de üstlenebilir. TMSF tahsilat konusunda daha yasal donanımlara sahip ve kamu bankalarından daha tecrübeli.
Ve son seçenek ise TMSF'nin facktoring şirketlerinin denetim ve kontrollerini yapacak düzeneğe kavuşması için atılacak adımlar, yasal düzenlemeler. TMSF'nin mevcut yapısının da güçlendirilerek Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BBDK) ile aynı statüye kavuşması da söz konusu. Özellikle TMSF çalışanlarının özlük haklarına yönelik düzenlemelerle kurumun büyümeyi tercih edeceği, bu sebeple de Şakir Ercan Gül'ün yeniden başkanlığa atandığı konuşuluyor. Netice itibarıyla TMSF önümüzdeki günlerde yine ve yeniden gündemde olacak gibi...
ANKA'nın büyüğü için özel çalışma
Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, mayıs ayı sonunda yapılan mütevelli heyeti toplantısında şirketin yüzde 20'sinin sermaye artışı yöntemi ile halka arz edilmesine karar verildiğini, halka arzın 2013'ün ilk çeyreğinde gerçekleşmesinin beklendiğini söylemiş. Ama daha önemlisini de ben ifade edeyim. İnsansız hava aracı ANKA'nın hayata geçmesinde önemli bir mesafe kat eden TUSAŞ, ANKA'nın faydalı yük taşıyan 4.5 tonluk daha büyük modelini geliştirmek üzere çalışmalar yapıyor. Bence asıl üzerinde durmamız gereken bu nokta. Çünkü Türkiye havacılıkta kaybettiği ivmeyi kazanırsa insansız hava araçları üretiminden kazanır ve farklı bir noktaya gelir. Bunun için de TUSAŞ ile birlikte diğer özel şirketlerin de desteklenerek önünün açılması gerekir.
TUSAŞ'ın halka arz edilerek yeni bir gelir kalemi oluşturup bunu geleceğine yatırması güzel bir adım. Ama aynı zamanda halka arz TUSAŞ'a olan güveni de artıracaktır. Daha sonra Boeing veya Airbus'a tedarik hizmeti veren şirketleri satın alarak, taşeronluktan da kurtulabilir. Bu çalışmada içerde uçak yapacağız dedikodularından daha ehemmiyet arz ediyor. Çünkü şu an yapılan birçok iş tedarikçiler üzerinden dönüyor. Ve Türkiye bu konuda yapılan işlere kendi becerisini, mühendisliğini koyamıyor. İşçilik yaparak hammaliye parasına talim ediyor.
Halbuki hesap ortada. Genel Müdür Dörtkaşlı ANKA'ya yurtdışından büyük ilgi olduğunu söylüyor. Bu durumda yapılması gereken bu talepleri karşılayıp, yeni modeller geliştirmektir. ANKA'nın farklı tiplerini geliştirmektir. Bu paketin içine özel sektörü de koyup, yurtiçinde rekabet kapısını açarak, geleceği garantiye almaktır. Birçok ülke ANKA'ya talip olduğuna göre kendi yolcu uçağımızı yapmak, kendi savaş uçağımız için adım atmak gibi daha zor işlerden sıyrılıp, yakaladığımız şansı iyi değerlendirelim.