Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İthalat üzerine yapılan toplantı sonrası bu kadar gürültü kopacağını tahmin etmemiştim. Sanıyorum Devlet Bakanı Zafer Çağlayan da gelişmeler karşısında şaşkındır. Ancak Bakan Çağlayan’ın önemli bir yaraya neşter attığını en azından bana gelen taciz mesajlarından idrak ettiğimi söylesem yeridir.

        Dünyanın hiçbir ülkesinde, bu denli dış ticaret açığı verilmesi durumunda, o ülkenin etkin isimleri buna sessiz kalmaz. Dolayısıyla Bakan Çağlayan’ın ilk defa ithalat üzerine yaptığı toplantıları, her ay ihracat rakamları ve detaylarıyla birlikte gündeme getirmesinde fayda var. Yoksa başka türlü katma değeri olan işlere imza atamayız, yapılan ihracatlardan da netice alamayız.

        Son tartışma ise Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürlüğü’nün 13.01.2011 tarih ve 27814 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2011/1 nolu İthalatta Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ”i.

        Kumaş ürünlerinin ithalatında yüzde 21-30, hazır giyim ithalatında yüzde 20-40 arasında gümrük vergisine ek vergi artışı getirilmesine yönelik eylemler başlamış durumda. Anlamadığım Türk tekstili ve Türkiye bu karar sebebiyle neden, nasıl etkilenecek? Evet, bazı ihracat ürünlerinin ana hammaddesi ithal kalemler. Ancak, astarı yüzünden pahalıya gelen bir ticarete de hiçbir devlet izin vermez. Alınan kararları ben bu yönde görüyorum. Hatta ithalatta uzun vadeli stratejilerin şart olduğunu düşünüyorum.

        Eğer baskıyla bu karar iptal edilirse, Türkiye kaybeder. Ama bu kararlar uzun soluklu, plan ve projelerle birlikte yürütülürse uzun vadede ülke ve ilgili tüm sektörler kazanacaktır.

        Enteresandır, herkes ihracat rakamlarına bakıyor, ancak kimse bunların hangi ithal kalemlerle, hangi katma değerlerle yapıldığına bakmak istemiyor. Her ay ihracat rakamları açıklanıp, rekor kırdık sloganları atılıp, ithalat tarafı görmezlikten gelinirse olacağı budur.

        Otomotiv sektörüne detaylıca bakıldığında, yani ithalat-ihracat dengesi çerçevesinde ele alındığında bu alanda bazı düzenlemeler pek âlâ yapılabilir. Bundan da Türk sanayisi kazançlı çıkar.

        Kesinlikle ithalatçıları hain gibi gösterme amacımız yok. Hatta dış ticaret açığına sebep gibi göstermek de haddimize değil. Fakat tablo ortada. Bu ülkede ciddi bir ithalat lobisi var ve Türkiye’ye zarar veriyor. Üretmeden işin tacirliğini yapıp para kazanıyorlar. İstihdama, sanayiye, Ar-Ge’ye bir gram etkileri olmadığı gibi olanların da zihinlerini bulandırıyorlar. Türkiye’nin katma değerli yatırımlara, üretimlere ihtiyacı var.

        Dâhilde İşleme Rejimi’nin (DİR) ihracatçılara ihraç mallarında kullanılmak kaydıyla dünya piyasa fiyatlarından hammadde sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir teşvik olduğu savunuluyor. Öyle ama birçok alanda yanlış kullanılıyor. Denetlenmiyor. Fakat arama ithalatları bu haliyle devam ederse dış ticaret açığı hiç kapanmaz. Üreten değil, tüketen toplum oluruz. Bir süre sonra ülke olarak toptan tükeniriz.

        Özetle ithalat için ciddi politikalar gerekli. Kesinlikle ihracat rakamları da ithalattan bağımsız açıklanmamalı…

        ‘Where’ İstanbul’a gelmiş

        Çok seyahat edince gittiğiniz şehirde neyin, nerde olduğunu önceden araştırma ve bilme şansınız olmuyor. Dolayısıyla otele yerleşir yerleşmez ilk yaptığım odada bulunan rehberleri, dergileri karıştırmak oluyor. Bunlar arasında en sevdiğim ise yıllar önce Amerika’nın otomobil şehrinde ortaya çıkıp, tüm dünyaya yayılan ‘Where’ seyahat rehberi oluyor. İki gün önce öğrendim ki ‘Where’ İstanbul’a gelmiş. İngilizce olarak İstanbul’un misafirlerine yol gösteriyormuş.

        Bu sebeple kısacık bilgilendirme yapayım.

        1936 yılında Detroit’de yayınlanmaya başlayan dünyanın en güvenilen seyahat rehberi ‘Where’ yaklaşık bir yıldır İstanbul’da da faaliyet gösteriyormuş. Şu ana kadar turizmde marka olmuş 100 şehirde yayın ağına sahip olan ‘Where’ Hawai’den New York’a Londra’dan Paris’e Moskova’dan Roma’ya İstanbul’dan Hong Kong’a kısacası her yerde 4 ve 5 yıldızlı otellerden hizmet alan A plus gezgine hizmet veriyor.

        Aylık olarak yayınlanan ‘Where’ ait olduğu şehre dair tüm kültür sanat aktiviteleri, alış-verişle ilgili bilgiler, yemeiçme ve eğlence mekânları konusunda kente gelen konuklara rehberlik yapıyor. İstanbul’daki büyük çoğunluğu 5 yıldızlı olmak üzere toplam 57 otelde, yaklaşık 10 bin odada 40 bin tirajıyla İstanbul’u keşfetmek isteyenlere güncel bilgilerle yardımcı oluyor.

        Bu klasik bilgilerden sonra ‘Where’ gibi yabancı yayınların katkılarıyla İstanbul’un markalaşmasının ivme kazanacağını söyleyebilirim. Çünkü bu bir tek başına dergi değil, markaşlamış gezi kültürü. Hayırlı olsun.

        Erzurum’a lapa lapa para yağdı sıra karda

        Galiba kimse Erzurum için yapılan harcama rakamlarını tam açıklamayacak. Hatta 600 milyon ile 850 milyon arasındaki bu meblağın ne kadar verimli kullandığını da izah etmeyecek. Tıpkı 2010 İstanbul Kültür Başkenti için harcanan paralar gibi olacak. Ama en azından Erzurum’da yüksek rakamlara mal edilmiş olsa da elle tutulur eserler var. Bir de güzel kar yağsın, 2011 Üniversite Kış Oyunları’nı atlatalım. Gerisini sonra tartışırız.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar