Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Benzin fiyatları yukarı çıktıkça Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), medya mensupları için de vatandaş için de tek başvuru kaynağına dönüşüyor. Mesela birisi elektriğin fiyatını indirirken, diğeri müdahale edip aynı noktada kalması için çaba sarf ettiğinden ikisine birden dikkat etmek gerekiyor.

        Dün bu köşede, akaryakıt rekabetinde promosyonu yasakladığı için EPDK’ya teşekkür etmiştim. Çünkü promosyonların kaldırılması yönünde uzun süredir yazılar yazıyordum. Ancak sektörün önde gelen bir ismi aradı ve promosyonların tamamen kaldırılmadığını söyledi. Hatta getirilen yasağın bayilerle sınırlı olduğunu, ana dağıtıcıların sadakat kartlarıyla, kredi kartlarıyla promosyona devam ettiğini, Resmi Gazete’deki sınırlamanın da açık olmadığını belirtti. Bunları sektörün içindeki bir isim söylüyorsa dikkate alınması lazım. Bunun üzerine Resmi Gazete’ye, EPDK Başkanı Hasan Köktaş’ın açıklamalarına bir daha baktım. Konuyla ilgili bir haber şöyle;

        “Kurul akaryakıt satışları sonucu bankaların kredi kartlarından puan yüklenmesi gibi finansal promosyonlar ile istasyonlarda verilen araç yıkama, ücretsiz yağ değişimi gibi hizmet promosyonlarına yönelik herhangi bir sınırlama getirmedi.”

        Köktaş’ın konuyla ilgili açıklaması da şöyle: “Akaryakıt piyasasında rekabetin hediye çanak çömlekte, deterjanda, Çin malı oyuncakta değil fiyat üzerinden yapılmasını istiyoruz. Akaryakıt maliyetine bu tür unsurların etki etmesini istemiyoruz. Bu nedenle gelecek ayın sonundan itibaren akaryakıt sektöründeki tüm mal promosyonlarını yasakladıklarını bildirdi.”

        Evet, her şey gayet açık. Yasak bayiler için geçerli, ana dağıtıcıları ise kapsamıyor. Halbuki ana dağıtıcılar yine bayiler kanalıyla ve bayilere baskı yaparak hatta zorlayarak promosyonları yapacaklardır. Ayrıca mevzuatlar gereği ana dağıtıcıların bayileri göndermesi gereken promosyonlarla ilgili hesap pusulaları da suç olmasına rağmen gönderilmiyor.

        BENZİNDE FİYAT REKABETİ ŞART

        Dolayısıyla EPDK’nın dikkat çektiği promosyon yasağı, bayilerin maliyetlerini üstlendiği, sabun, deterjan, ıslak mendil, bardak, çanak ve oyuncak gibi promosyonları kapsıyor. Hatta bu yasakla ana dağıtıcıların önü açılıyor, kapanmıyor. Çünkü ana dağıtıcıların halen daha devam ettikleri promosyon bedellerinin bir kısmı da bayilere ödetiliyor.

        Bayiler ana dağıtıcıların promosyonlarıyla meşgul ediliyor, piyasa kirliliği yapılıyor ve bunların toplam bedeli de akaryakıt alana kesiliyor. Eğer akaryakıt sektöründe operasyonel maliyetlerin azaltılması isteniyorsa, promosyon yasağının ana dağıtıcıları da kapsayacak hale getirilmesi gerekir ki akaryakıtta fiyat rekabeti oluşsun. Bayilerin promosyon kampanyalarına katılımlarının isteğe bağlı olduğu söyleniyor. Bu hususa Köktaş da dikkat çekiyor. Ancak, ana dağıtıcıların intifa hakkı sebebiyle bu konu pek istekle olmuyor. Bayilere baskıya dönüşüyor.

        Diğer taraftan ana dağıtıcılar ve bayilerin promosyon yapabilecekleri alanlarda olabilir. İşi sulandırmadan, medyada olduğu gibi bir mantık geliştirilebilir.

        EPDK yetkililerinin iyi niyetle yola çıktıklarını ve teşekkürlerimizi boşa çıkarmayacaklarını biliyorum. Promosyon işine tam anlamıyla nokta koymaları dileğiyle…

        Tam da Fehmi Koru’nun istediği gibi…

        Fehmi Koru’nun Zaman’da iki sütunla yazar ve Ankara Temsilcisi olduğu doksanlı yıllarda, ben de İstanbul’da Haber Müdürü ve yazar olarak işbaşındaydım. Etrafına bir katkısı olmaz, yanındakilerin onun önüne geçmesini istemez, hatta teşebbüs edene bir vesileyle engel olurdu. Temsilcilik görevini de gazeteden çok kendisi için kullanırdı. Bu satırları bu günlerde yazmak hoş değil, ama böyleydi. Zaman’dan ayrılışında da bu denli patırtı gürültü olmamıştı. Herkes ayrı bir senaryo yazıyor, ama Zaman’dan Yeni Şafak’a geçmesindeki sebeplerle şimdikinin çok farklı olduğunu da sanmıyorum. Üstelik Zaman’daki yılları, yazılarıyla, işiyle öne çıktığı bir döneme denk geliyor. Yeni Şafak’ta ise iyice performans düşüklüğü sergilemeye başlamış ve daha çok Cumhurbaşkanı Gül’ün arkadaşı olarak anılır olmuştu. Senaryolar yazamaması, komplo teorileri üretememesi sebebiyle de eski cazibesi ve performansı yoktu.

        TMSF’nin Sabah’a el koyduğu günlerde de onuncu katta Fehmi Koru’yu sık sık görür olmuştum. Başbakan Erdoğan Suudi Arabistan gezisine ben Sabah o Yeni Şafak yazarı olarak davet edildiğimizde gönlünden Sabah geçtiğini hissetmiştim, ama olmadı. Bundan sonra olur mu, cevabı çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Belki tekrar Zaman’a davet edilir. Çünkü muktedirlerin eşit uzaklık ve yakınlıkta olduğu yer Zaman. Ama bildiğim bir şey var ki, Fehmi Koru bir vesileyle gündemde kalmasından, tartışılmasından, konuşulmasından hoşlanır, zevk alır. Tabii Zaman’dan ayrıldığı günlerle bugünler arasında dağlar kadar fark var. Tartışılan ve tartışmaya tayin edilen taraflar arasında Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül’ün olması, Koru konusunu daha da cazip hale getiriyor. Koru bugünleri seçime kadar atlatacaktır.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar