Putin, Medvedev ve İgor Seçin neden Türkiye'de gecelemiyor?
Rusya-Türkiye ilişkilerinin son sürat ilerlediğini, 40 milyar dolar seviyesindeki dış ticaret hacminin, hedeflenen 100 milyar dolar seviyesine çıkarılması için iki tarafın da istekli olduğunu söylemeye dahi hacet yok. Rusya Başbakan Yardımcısı igor Seçin, "Akkuyu Nükleer Santralı Tanıtım Projesi Semineri" için dün İstanbul'a geldi. Ve akşam ülkesine geri döndü. Öğlen gibi geldi ve 20 milyar dolarlık bir projenin tanıtımına katıldı ve gitti. Geceyi İstanbul'da geçirmedi.
Ayrıca düzenlenen seminerin de bir nevi ev sahibi konumundaydı. Çünkü artık Akkuyu Nükleer Santralı için yola çıkılmış durumda. Hatta Seçin, ilginç bir noktaya dikkat çekti; "Türkiye artık nükleer derneğinin bir üyesidir" dedi.
Buraya kadar güzel. Dikkatimi çeken konu şu. Rusya Devlet Başkanı Medvedev Türkiye'ye geldi. Geldiği gün geri döndü. Rusya Başbakanı Putin de her Türkiye ziyaretini gecelemeden noktalandırdı. Bu kadar yakınlaşan iki ülkenin liderlerinin dostluklarını pekiştirmeleri için gecelemeleri gerekmez mi? Bence önemli bir gösterge olarak ele alınabilir.
Mesela Seçin dün İstanbul'a gelerek sadece Akkuyu için son adımları atmadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile iki ülke arasındaki ilişkileri tüm detaylarıyla müzakere etti. İtalya'dan Eni'nin başkanı da geldi. Türkiye'den Çalık Grubu'nun patronu Ahmet Çalık, Gama'nın patronu Erol Üçer, Aksa'dan Cemil Kazancı gibi önemli isimlerle görüşmeler yaptı. Ve hepsini bir öğleden sonraya sıkıştırdı.
Seçin'le beraber Gazprom Başkan Yardımcısı, Rosatom yetkilileri, Rostneft Başkanı, Rusya'da beyaz et sektörüne yön veren isimler ve Rus bankacılığının en önemli isimleri de İstanbul'a geldi.
Gazprom ile Batı hattından alınan 6 milyar metreküplük doğal gaz kontrat devirleri masaya yatırıldı. Rusya'nın Nabucco'ya alternatif olarak gösterilen Güney Akım Projesi, Samsun-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı gibi konular da ayrıntılarıyla ele alındı. Ama her şey bir öğleden sonrasına sıkıştırıldı. Peki, ama neden? Dostlukların ilerlemesi için Medvedev, Putin ve Seçin'in yatıya kalması da gerekmez miydi?
Sigortanız sizi yolda bırakabilir
Türkiye'de araç sigortalamanın maliyetli bir noktaya geldiği, sigorta şirketlerinin bu konuda ciddi rahatsızlıkları olduğunu biliyorum. Hatta medyaya da bu türden yakınmaları yansıdı. Fakat bu tarz şikâyetler karşısında sigorta şirketlerinin, kasko sigortası yaptıranları uyarmadan, tüketici haklarını dikkate almadan, karmaşık genel şartların arkasına sığınarak aldıkları önlemler, yaptıkları uygulamalar doğru değil.
Hazine Müsteşarlığı'nın bu konuya el atması gerekir. Bir tarafın mağduriyeti giderilirken diğer tarafın zafiyetlerinden faydalanmanın hakça bir uygulama olduğunu kimse savunamaz.
Kasko, isteğe bağlı bir sigorta. Aracı, kaza, yanma, çalınma, herhangi bir şekil ve durumda oluşabilecek zararlara karşı güvence altına alır. Ya da biz öyle zannediyoruz. Kasko yaptırarak, aracınızda oluşabilecek hasarların, sigorta şirketi tarafından karşılanmasını garanti altına almış oluyorsunuz. Ancak yeni uygulamaya göre aracınızın yılda 4 hasar hadisesi yaşaması halinde, sigorta şirketi tek taraflı olarak kaskonuzu iptal edebiliyor. Mevzuatlar da buna cevaz veriyor. Ancak en azından müşteriye verilen sigorta poliçesinde bunu tarif edecek bir izahatın, birkaç maddenin olması gerekmez mi?
Ocak 1994'te yürürlüğe giren, Hazine Müsteşarlığı Kara Taşıtlar Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B-4 maddesinin 4.2 fıkrası şöyle;
'Kısmi hasarlarda taraflar sigorta sözleşmesini feshetme hakkına sahiptir. Taraflar fesih hakkını ancak tazminat ödenmeden önce kullanabilir.'
Yıllar önce yürürlüğe giren bir madde, yıllar sonra sigortacıların derdine çare olmuş, zararlarını azaltma yolunda yol göstermiş, ama bunun hoyratça kullanılması doğru değil. Tüketici lehine sigorta poliçelerine açıklayıcı bilgilerin, uyarıların koyulması gerekir. Çünkü bu maddeye dayanarak, poliçe iptaline giden şirketler, yılda 4 hasar yaşanmasını gerekçe gösteriyor.
Haklı olabilir. Poliçenin bitiminde, 'Sen masraflısın' diyerek, yenileme de yapmayabilirler. Hatta poliçe bedelini yukarda çekebilirler. Fakat yapılan 4 hasarın bedeli bazen bin TL tutmaz, bazen de tek hasarla araç kullanılmaz hale gelebilir. Hasar adedi veya belirlenen hasar bedeli poliçeye konarak, 'Bu limitlere ulaşmanız halinde poliçeniz iptal edilir'şeklinde tüketicinin uyarılması gerekmez mi?
Çünkü aracınızla servise gidiyorsunuz, camınıza taş gelmiş, farınız hafif çatlamış. Servis görevlisi uyarıyor, sigortanızdan değiştirebiliriz. Poliçenin bitmesine 2 ay var ve bu değişimler de hasar yerine geçiyorsa, tüketici neden değiştirsin? Basit hadiselerde poliçeye neden başvursun? Örnekleri uzatmak mümkün.
Halbuki yukarıda kasko sigortasına tevcih edilen genel konuların dışında ek güvence istenmesi halinde, sözleşmeye ilave edilen ve kaskonun teminat kapsamına alınan riskler, maliyeti karşılığında yani poliçe bedeli artırılarak sigortalanıyor. Ama tüketiciyi uyaracak bir madde poliçeye konmuyor. Reva mı?