Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hayvancılığın gölgesinde kalan Türk tarımı, sorunlarını anlatmada, gelişimine katkı sağlayacak adımları yakalamada maalesef başarılı olamadı. Zaten hayvancılığın bir ayağında tarım olduğu için birin berbat hali diğerini de doğal olarak etkiliyor. Geçenlerde elime kalın sayılabilecek teknik analiz kitabı geçti. Okuyunca moralim bozuldu. Kapattım. Konu tarımdı.

        Türkiye’nin yetiştirdiği ziraat mühendisleri, önce iş bulma sorunu yaşıyor. İş bulunca da el attıkları tarlaya, bahçeye, bitkiye, böceğe problem yaşatıyorlar. Çünkü çoğunda doğa ve hayvan sevgisi yok. Tabiatı dinlememiş, dinlemeyi merak etmemiş bir kitle yetiştiğinden en kolayını, en basitini tercih ediyor. Çiftçi derdini anlattığında eline bir ilacı verip başından savıyor.

        Bizim yetiştirdiğimiz mühendisler, görev yaptığı bölgenin tabi kaynak çeşitliliğiyle ilgilenmez, değerli, endemik gibi kavramları lügatlerinde yazmaz. Dünyada gıda fiyatlarının giderek artıyor olmasını tahlil edemez, hatta böyle bir tablodan haberi olmaz. Ama ‘evet’ ve ‘hayır’ oyununda ne halt edeceğini iyi bilir. Küresel problemler umurunda olmazken, mahalli en basit sorun gündeminden düşmez.

        Şimdi böyle bir teknik ekibi, uzmanı, mühendisi olan Türkiye ile Rusya'daki kuraklık sebebiyle tahıl üretiminin düşmesine yönelik tartışmaları, dünyayı nasıl etkileyeceğine yönelik verileri bir kenara koyun. İnsan elbette üzülüyor. Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker de mutlak surette bu gelişmelerden mutlu değildir. Ama ortaya konan, bizim de savunabileceğimiz, övüne bileceğimiz bir şey de yok.

        Şu günlerde dünya, Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in ülkenin tahıl ihracatına yeni kısıtlamalar getirmesini merakla izliyor. Peki, biz ne yapıyoruz? Her sene Türkiye’nin Rusya’ya olan yaş/meyve sebze ihracatında nasıl sorunlar çıkacağını merakla beklemiyor muyuz? Hatta Türk halkı merakla da izliyor. Ama bir türlü bu tartışmanın sebebini anlamıyor. Çünkü anlayıncaya kadar bir vesileyle sorun çözülüyor. Tartışma bir sonraki yıla kalıyor.

        Ama ben Antalya’daki seraları ve buraları işletenleri görünce üzülüyorum. Ne sera da kalite ve denetim var, ne de bu işi yapanlarda bir tecrübe aranıyor. Halen daha isteyen istediği gibi ilaç kullanıyor. Tarım ülkesi Türkiye’de akla ziyan işler oluyor. Gelişmeler, iyileşmeler maalesef gözlenmiyor. AK Parti Hükümeti döneminde de diğer alanlarda sağlanan iyeleşme ve gelişmeler tarım ve hayvancılığı çok geride bıraktı.

        Türk tarımı, maalesef dışarıdan bir yaptırım olmadıkça veya imkânlarının değerlendirilmesi için baskı görmedikçe düzelecek gibi de görünmüyor. Dünya Gıda Örgütü (FAO), başta Rusya’daki gelişmeler olmak üzere küresel anlamda gıda mevzusunu masaya yatırmak için bu ay sonunda toplantı yapacak. Amaç tahıl ihracatçısı ve ithalatçısı ülkeleri aynı masada toplayıp, makul ve mantıklı bir plan yapmak, paniğe sebep olacak haberlere fırsat vermemek.

        Dünyanın en büyük buğday, arpa ve çavdar ihracatçılarından Rusya'daki kuraklık her şeyi alt üst etmiş görünüyor. Belki bu tablo sebebiyle Türk tarımına bir kapı aralanır. Tüm tartışmalar bu yıl tahıl rekoltesinin 60 milyon ton olacağı tahmininden kaynaklanıyor. Rusya iç tüketim için 80 milyon ton tahıla ihtiyaç duyuyorsa, bu tahmin panik için yeterli sebep değil mi?

        Temmuz başından bu yana buğday fiyatları yüzde 50 oranında artmasın gerekçesinin bir sebebi bu diğeri de benzer rekolte düşüşünün başka ihracatçı ülkelerde de olacağı yönündeki haberler. Türkiye de tahıl haberlerinden etkileniyor ve etkilenecek. Ama dileyelim etkilenme çok yönlü olsun…

        Azerbaycan Nabucco’nun Neresinde?

        Bilinen gerçeği kimseden saklamaya gerek yok. Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı, Azerbaycan’ın umurunda bile değil. Azeri yönetimi anlık gelişmelerle bölgede strateji güdüyor. Bölgeye yönelik uzun vadeli hesapları, Batılı ülkeler ve kısmen Türkiye yapıyor.

        Ama Nabucco için yapılan pazar araştırma sonuçları, doğalgaz taşıma kapasitesinin yüksek olması yönünde talepleri ortaya koyuyor. Yani Rusya Devlet Başkanı’nın ziyaretinde Gazprom’a verilen Azeri gazı bir miktar daha artırılsa bile ilerleyen yıllarda Azerbaycan bu hat sebebiyle özgürlüğün tadını yaşayacaktır. Ama ne derece farkındalar bilinmiyor. Mesela bir araştırmaya göre; Nabucco taşıma kapasiteleri 2013 yılının ilk gününden geçerli olmak üzere ve uzun dönem için yüzde, yüzün üzerinde olası bir doğalgaz taşıtma talebi ile karşılaşmış,

        Değişik Orta Asya ve Orta Doğu doğalgaz üreticilerinden taşıma için yüksek talep gelmiş,

        Open Season Process-Taşıma Talebi Kabul Etme İşlevi, Hukuki Çerçeve-Muafiyet Prosesi-Devletler Arası Sözleşmeler son halini aldığında başlayacakmış….

        Bu araştırmanın üzerinden epey bir süre geçti, ama detaylar değişmedi. Sadece Azerbaycan’ın ne yapacağını ilgili taraflar henüz kestirmiş değil, ancak onlarda Nabucco için sadece Azeri gazını düşünmüyorlar…

        Azerbaycan özgür geleceği için gazını, petrolünü pazarlarken, kaynaklarını satarken dikkat etmek zorunda….

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar