Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sabah ve ATV’nin eski patronu Dinç Bilgin bir yerlere mesaj verme makamında bu defa Taraf’tan Neşe Düzel’e konuştu. Taraf’ın da hoşuna gidecek mesajlar birlikte hükümetin sırtını sıvazlayan, askere de çakan açıklamalar yaptı. Durumun farkında olmayanlarda, ‘Bilgin günah çıkarıyor. Çok değiştiği, demokrat oldu’ zannıyla onun sözlerine kastından öte anlam yükleyerek, tevil ediyorlar.

        En basitinden, 28 Şubat sürecinde gurubunu askerin karargahına çeviren, askerin vesayeti altında hareket ederek işlerini büyütemeye çalışan Dinç Bilgin değil miydi? 28 Şubat’ta asker Sabah’a manşet atarken, ATV’de istediği filmi döndürürken bu gurubun kudretli patronu değil miydi? Bütün bunların patronun izni, onayı olmadan, karşılığında da bir menfaat görmeden yaptığını kim iddia edebilir? 28 Şubat’ta işlenen günahların en büyük sorumlularından birisi şüphesiz Dinç Bilgin’dir. Ancak Bilgin geçmişteki günahlarından bile rant elde etmeyi becerebilecek bir yeteneğe sahip. Şimdi bazıları da farkında olmadan onun bu stratejisine aracı oluyor.

        Çünkü Bilginlerin henüz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile işleri bitmedi. Borç defterleri kapanmadı. AK Parti Hükümeti’ne verdiği her mesaj, kullandığı her övücü sözcüğün neye tekabül edebileceğini hesap ediyor. Yol, su elektrik olarak dönebilir mi? Ona bakıyor.

        Hâlbuki bankasına el konulduğunda yardım için ilk mektup yazdığı yer Genelkurmay Başkanlığı olduğu biliniyor. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, bu girişimlere birinci derecede tanıklık etmiş isimlerden birisi. Hurşit Tolon bu ilişkilerden haberdardır bir isim. Ama Dinç Bilgin, nabza göre şerbet vermeyi bilir. Herkesin anladığı dilden konuşur. Ortamına göre de bir şarkı tutturabilir. Bilgece yaptığı son tespitleri, izahatları bu kapsamda görmek gerekir.

        Şimdi Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a övgüler düzen, AK Parti’yi yere göğe sığdıramayan Dinç Bilgin, 2004’te mahkemeye verdiği dilekçesinde çok ağır ifadeler kullanmış. ‘Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yolsuzluklarını ortaya çıkardığımızdan ve biz laikliği savunduğumuzdan üzerimize geliyor. TMSF’ye Albaraka Türk kökenli, şeriat yanlısı adamları doldurdu. Bu adamlarla laiklisi yanlısı beni cezalandırıyorlar.’ Özetle, savunmaları mealen bu minval üzereydi.

        TMSF Borç Defterlerini Kapattı mı?

        Dinç Bilgin, şimdilerde başka havadan dem vuruyor. Karşısında kudretli bir hükümet gördüğünden onlara karşı geçmişte kullandığı sözcükleri bile değiştirdi. Neden?

        Borçlarının kapatılıp eline bir miktar para verilmesi için elbet. Halk açık olarak faaliyet gösterdiği dönemlerde Sabah ve ATV’nin reklâm mecraları kullanılarak teşekkül ettirilen Turkcell ortaklı muhabbet kartının pazarlamacısı A-Tel’in yeniden Dinç Bilgin’e teslim edilebilmesi için şüphesiz.

        Peki, Sabah ve ATV mağdurlarının durumu ne olacak? Buradan gelecek bir para öncelikle kimin hakkıdır? Ya da Dinç Bilgin’in devlet olan borcu tam olarak kapamadan böyle bir pazarlığa TMSF girer mi? Gözden kaçmaması gereken nokta burası. TMSF’yi bu havaya sokmak, Dinç Bilgin ile protokol yapmak üzere masaya oturtmak.

        Fıkrayı bilirsiniz. Adam yurtdışından dönüyor. Havalimanında gümrük memuru soruyor; ‘Yanınızda gümrüğe tabi bir şey var mı?’ Cevap; ‘Çantamda kuşlarım için yem var.’

        Çanta açılıyor, pahada oldukça ağır Rolex saatler ortaya saçılıyor. Gümrük memuru vatandaşa dönüyor; ‘Hani kuşların için yem vardı.’ Cevap ilginçtir; ‘Ben onların önüne yem diye koyuyorum. Yerseler.’

        Dinç Bilgin’in durumu, açıklamaları da tam böyle. Ortaya konan açıklamalar yem değil, ama bakalım yiyeni olacak mı?

        Mesut Yılmaz ve Mavi Akım

        Geçen hafta TBMM’de Nabucco Doğal Gaz Boru Hattı görüşmeleri esnasında Mesut Yılmaz, başbakanlığı döneminde Rusya ile imzalanan Mavi Akım Projesi’nden rahatsız olan ABD’nin nasıl tepki koyduğunu gözler önüne serdi. O tarihlerdeki gazeteleri açıp bakarsanız Mavi Akım’ı savunan kimseyi göremezsiniz. Bazıları Amerika’nın eteğine yapışıp eleştiriyordu. Bazıları bıyıklı milliyetçilik yapıp, ‘Önce Türkmenistan’ın doğal gazı Azerbaycan üzerinden getirilsin’ havasındaydı. (Türkmen gazı halen gelmiş değil. GŞ)

        Evet, o tarihlerde Mavi Akım savunmak, kamuoyunda oluşmuş negatif havaya rağmen böyle bir projenin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğuna dair yazılar yazmak zordu. Mavi Akım’ı da Baku-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nı da (BTC) BOTAŞ’taki bir avuç vatanperver teknik ekiple birlikte destek çıkan tek isim bendim. Bunun da çok ceremesini gördüm. Amerika’da lobi şirketleri kanalıyla sağa/sola şikâyet edenleri de ben biliyorum. Üstelik halen daha da görevdeler.

        Ruslar da BTC’den rahatsızlardı. Fakat her iki projede Türkiye’nin menfaatineydi. Önemli olan Doksanlı yılların ortasında bu tabloyu görmekti. Ama bazıları projeyi, boru hattı inşasıyla karıştırıp, ortalığı toz duman ettiler. Davalar açıldı, bir netice çıkmadı. Fakat her iki projede şimdi çalışıyor.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar