Altın fiyatlarında yön aşağıya doğru
Altın fiyatlarında bu hafta bir kıpırdanma yaşandı. Uluslararası piyasalarda salı
günü yüzde iki oranında değer kaybeden altın daha sonra toparlandı. Ancak Türk
Lirası’nın dolara karşı değer kazanması ile birlikte bizde altın fiyatlarının aşağıya
yöneliş eğilimi devam etti. Altın fiyatlarının oluşumunda yapısal iki özelliğin öne çıktığını hemen belirtelim. Birincisi, altın halen pahalı bir yatırım aracı. Üzerindeki prim oldukça yüksek. Kriz sırasında en emin yatırım aracı olması nedeniyle artan talep altını çok pahalı bir mal haline getirdi. Bu fiili durum altına yatırılan fonların
alternatif yatırım araçlarına kayma olasılığını artırıyor. İkincisi, altına hedge fonlar ve
benzeri bazı kurumsal yatırımcılar yüksek miktarda para yatırdılar. Bunların şimdiki
sorunu çıkış stratejisi. Diğer bir deyişle diğer yatırım alanlarına kayma zamanını en iyi şekilde tahmin etmek. Altına yatırım yapmış kurumların risk iştahı arttıkça ve
başka alanlarda kâr olanaklarını gördükçe altından çıkmalarını doğal karşılamak gerekiyor. Halen dünyanın ekonomik durumu pek parlak değil. ABD Merkez Bankası Başkanı’nın da altını çizdiği gibi “olağandışı belirsizlik” sistemin özünü oluşturuyor.
Kısa sürede belirsizliğin azalacağını da kimse beklemiyor. Bu da kurumsal
yatırımcıları ani hareketlerden alıkoyuyor. Çıkışlarını frenleyerek yavaş
yavaş yapmalarına neden oluyor. Arz ve talep koşullarına hassas bir mal olan altın ile ilgili bir başka önemli yapısal özellik de Hindistan’dan kaynaklanıyor. Hintliler altına çok düşkünler. Dünyadaki altın talebini etkileyecek güçte altın alış satışı bu ülkede yapılıyor. Salı günü altın fiyatları düşünce ve de buna Rupee’nin dolara kıyasla değer kaybı eklenince Hintliler altın alımına başlamışlar, dünya fiyatlarını da
yukarı çekmişler. Tüm bu faktörleri ve gelişmeleri dikkate aldığımızda altın fiyatının orta dönemde aşağıya doğru yöneleceğini beklemek gerekir. Kanımca bu iniş ani ya da şok bir biçimde olmayacak. Zaman içinde ve yavaş yavaş gerçekleşecek.
Bu işin uzmanları yıl sonunda altının dolara göre ons fiyatının 1000 dolar civarında oluşmasını bekliyor. Ben de onlara katılıyorum.
Merkez’den ihracatçılara sarı ışık
Mevduat munzam karşılıkları para politikasının uzun yıllardır kullanageldiği bir araçtır. Amacı bankaların topladıkları mevduatın bir bölümünün merkez bankasına
yatırılmasını sağlayarak, paranın devir hızını azaltmak ve paranın maliyetini artırarak istenilen bazı parasal hedeflere ulaşmaktır. Ne var ki zamanımızda
modası geçmiş bir araçtır. Yavaş işler. Sonuçları hemen değil belirli bir zaman
geçtikten sonra alınabilir. Gerek yeni para politikası araçlarının ortaya çıkması,
gerekse finans kesiminin maliyetini suni olarak yükselten bir enstrüman olması
nedenleriyle çağdaş merkez bankaları bu araca pek başvurmak istemezler.
Dün sabah Merkez Bankası çıkış stratejisi çerçevesinde, son dönemde gözlemlenen kredi gelişmeleri de dikkate alınarak, yabancı para zorunlu karşılık oranını, 0.5 puan artırılarak yüzde 9.5’den yüzde 10’a yükselttiğini açıkladı. Yabancı
para zorunlu karşılık oranında yapılan bu artışla piyasadan yaklaşık 719.6 milyon ABD doları döviz likiditesi çekileceğini de belirtti. Bu önlemin kısa vadede ne
döviz talebini azaltmada ne de döviz kredilerini kısıtlamada fazla bir etkisinin olacağını bekliyorum. Buna gereksinim duyulduğunu da düşünmüyorum.
Bunun yerine açık piyasa işlemleri ile bu kadar döviz çok daha kısa sürede piyasadan çekilebilirdi. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın çıkış stratejisinde
söz ettiği bu adımını, zamanlamasını iyi ayarlayarak ihracatçıların isteklerine sarı
ışık yaktığı şeklinde yorumluyorum. Bu önlemin, döviz kuru üzerinde pek etkili
olmayacağına inanmakla birlikte, Bankanın ihracatçılara olan ilgisini ve sempatisini
yansıtmak için alındığını sanıyorum.