Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bugün 11 ayın sultanı ramazanın ikinci günü. Ramazan denince aklıma ilk gelen; insanların pide almak için oluşturdukları kuyruklar olur. Akıp geçen zaman bu kuyrukları sadece çocukluğumun tozlu sayfalarında dolanırken anabildiğim bir görüntüye dönüştürse de, benim için ramazanla özdeşleşen slogan hâlâ, 'Türkiye'nin herhangi bir şehri için iftar vakti' yerine, 'Türkiye için pide vaktidir'. Bana göre tüm sanatların sultanı olan tiyatro söz konusu olduğunda ise bu slogan, 'Türkiye için perde vakti' ile yer değiştirir. Bir dilim sıcak pidenin midelerde yarattığı bayram havasını bilirsiniz. Ne zaman er meydanının perdeleri içimdeki çocuğun neşeyle alkış tutmasını sağlayan oyunlar için açılsa, ruhumda da aynı bayram havasını hissederim ben. Midemi pideyle, ruhumu perdeyle beslerim. Perde için oluşturulan kuyrukları pide için oluşturulanlardan daha çok severim. Onların sadece çocukluğuma değil, bütün ömrüme damga vurması için dua ederim. Ve ne zaman kendimi ya da başka tiyatroseverleri bir kuyruklu yıldızın kuyruk kısmında bulsam, gamzelerime tüm dünyayı sığdırırcasına gülümserim.

        2 BİN KİŞİ İÇERİDE, 3 BİNİ DIŞARIDA!

        Bu mutluluğu en son, Kadıköy Belediyesi tarafından Göztepe Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu'nda düzenlenen 8. Kadıköy Tiyatro Festivali sırasında yaşadım. 'Renkli Dünyalar Keşfedin' sloganıyla 27 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen festivalde, hepsi birbirinden iddialı 15 oyun tiyatroseverlerle buluştu. Tiyatro tutkunlarına, amfi tiyatronun kapısında kuyruk oluşturma onurunu ve keyfini yaşatan başlıca yıldızlar ise 'iyi Günde Kötü Günde' adlı oyunlarıyla Ali Poyrazoğlu ve Nilgün Belgün oldu. Severek ayrılmanın nasıl bir eşeklik olduğunu Leyla ve Savaş adlarında boşanmış bir çiftin bazen gülmekten bazen hüzünden ağlatan hikâyesi üzerinden anlatan bu oyun, 2 sezondur kapalı gişe oynuyor. 8. Kadıköy Festivali kapsamında da durum farklı olmadı. 2 bin kişilik tiyatro salonu tıka basa dolarken, yaklaşık 3 bin kişi içeride yer bulmayı başaramadı.

        İŞİN SIRRI AŞK İĞNESİ KULLANMAK

        Ali Poyrazoğlu ile telefonda bu başarının sırrını konuşurken yüzlerimizde açan güllerin kokusu ikimizi de sarhoş ediyordu. Kendisi mutluluğunu, "Benzer bir durumu geçtiğimiz yılki festivalde de yaşadık. Öyle bir izdiham vardı ki Nilgün ve ben uzun süre sahneye ulaşamadık. Dışarıda kalan seyirciler için barkovizyon kuruldu. Kahkaha sesi önce içeriden, birkaç saniye sonra da dışarıdan yükseliyordu. Muhteşem bir duyguydu. Bu oyunun sırrı; hem Nilgün'le hem de seyirciyle iyi paslaşmamız. Oyun oynadıkça değişiyor. Metnin neredeyse tamamını seyircimizle birlikte yeniden yazdık" diyerek dile getirdi.

        Sıcak yaz günlerinde seyirciye açıkhavada tiyatro keyfi yapma imkânını sunan Kadıköy Belediyesi'ne teşekkür ediyor ve "Darısı tüm belediyelerin başına" diyorum. Mesleklerine, "İyi günde kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi ayırana dek" diye yemin ederek bağlanan Ali Poyrazoğlu ve Nilgün Belgün'ü de, seyirci rekorları kıran müthiş oyunlarındaki 'Aşk iğnesiyle dikilen dikiş kıyamete kadar sökülmez' sözünü bir kez daha kanıtladıkları için tebrik ediyorum.

        Aşk iğnesiyle dikilen hiçbir tiyatro perdesi kıyamete adar kapanmayacak; adım gibi biliyorum. 'İyi Günde Kötü Günde' yakında Karadeniz turnesine çıkacak, "Sakın kaçırmayın daaa!" diyorum.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar