Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sizi bugün çok ötelere götüreceğim ve ikisi çok tanıdık üç arkadaşın kitaplar dolusu hayat hikayesinin mini bir özetini sunacağım. İçinde, Başbakan’ın “Cemaatçiler”e yakıştırdığı “Haşhaşiler” sıfatının doğumu da var.

        Destek, tabii ki bu hafta da Sevgili arkadaşım Cafer’den (Yarkent).... O da “piktobet.blogspot.com” isimli internet sitesinden alıntı yapmış... ........................

        Ömer (Hayyam), Abdülkasım (Nizamülmülk) ve Hasan (Sabbah) 1050-1060’lı yıllarda Nişabur Medresesi’nin yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen üç öğrencisiydi. Hangisi olduğu bilinmeyen birisi, bir çılgın eğlence gecesi sonrasında arkadaşlarına teklifte bulunur;

        “Gelin birbirimize ömür boyu sadakat yemini edelim. Hangimiz önce şöhret ve paraya kavuşursa, ötekilere yardım etsin...”

        Oturup birlikte and içerler...

        İlk üne kavuşan Abdülkasım olur ve “Nizamülmülk” adıyla Sultan Alparslan’ın vezirliğine getirilir. Anlaşmayı unutmayan Abdülkasım, kendisini ziyarete gelen arkadaşlarına sarayda birer görev teklif eder. Hasan anında kabul ederken, Ömer “Bana yapabileceğin en büyük iyilik, öğrenmeye devam etmek için gerekli olanakları sağlamak olabilir” der.

        Nizam, Ömer’e İsfahan’da bir gözlem evi kurarken, zeki ve kültürlü birisi olan Hasan, kısa sürede Sultan Alparslan’ın takdirini kazanır. Gözünü arkadaşının yerine diken Hasan, amacına ulaşabilmek için çeşitli entrikalar çevirmeye başlasa da, durumu farkeden Nizamülmülk onu ölüme mahkum ettirir.

        Ömer’in ricası üzerine hayatı bağışlanan Hasan kentten kovulsa da Vezir’in adamları öldürmek üzere peşindedir.

        Hasan kendisini kimsenin bulamayacağı, ölümden kurtulacağı bir yer ararken, Hazar Denizi’nin güneyinde yer alan Elbruz Dağları’nın doruklarında kimsenin kolay kolay ulaşamayacağı bir kale olduğunu duyar. Yanındakilerle birlikte güçlükle ulaştığı kaleye (bu da ayrı bir hikaye) yerleşir.

        Hasan Sabbah’ın cenneti...

        Hasan, kalenin gözden uzak bir yerinde, buz gibi suların aktığı, bin bir renk çiçeklerin açtığı, kuşların cıvıldadığı gizli bir “cennet” kurar. Zamanın en gözü pek, en güçlü gençlerinden 20-30 kişilik grup oluşturan Hasan, onları aylar süren sıkı bir eğitimden geçirdikten sonra büyük bir ziyafet düzenler, gecenin ilerleyen saatlerinde bol bol da yüksek dozlu uyuşturucu içeren haşhaş bitkisinden verdirir. Derin uykuya dalan gençler, Hasan’ın gizli “zevk-ü sefa bahçesi”ne taşınır. Sabah uyandıklarında ise gözlerine inanamazlar. Her birinin yanında yüzlerini okşayan genç kızların da bulunduğu, hayallerine bile sığdıramayacakları kadar güzel bir yerdedirler ve burası cennettir. Gençler, o gün zevkin her türlüsünü doya doya yaşarken, akşama aynı ziyafet tekrarlanır, yanında da bol bol o tuhaf etkili bitkiden verilir. Gençler uyandıklarında yine o cennettedirler. Meyve bahçeleri, rengarenk kuşlar ve doyumsuz şaraplar... Tam bu sırada devreye giren Hasan, gördüklerinin asla hayal olmadığını, istedikleri anda bu cennete girebileceklerini militanlarına tatlı tatlı anlatır ve ekler; verilen görevler uğruna öldükten sonra kendinizi doğrudan o cennette bulacaksınız...

        Cinayete kilitlenmiş Haşhaşiler...

        Bu arada Hasan , İsmail iye Mezhebi’nin güçlü lideri haline gelmiş , çevredeki bazı sultanların, vezirlerin boy hedefi , dolayısıyla da çok sayıda düşman sahibi olmuştur. Hasan , zamanın önde gelenlerini yok etmeye and içerken, hedeflere “kilitlediği” militanları peşpeşe cinayetler işlemeye başlar . Haşhaşın içerdiği uyuşturucudan bol miktar da tükettirilerek birer “cennet delisi haline getirilmiş militanlar”, çevrede Haşhaşiler olarak anılır olur.

        .......... .......... .

        Bir sabah , Vezir Nizamülmülk, krallık ordugahının ortasında, çadırında bıçaklanmış bulunur. Eski gençlik arkadaşı Hasan Sabbah’ın gönderdiği Haşhaşi de hemen oracıkta öldürülür. Vezir’ in katili, cellat kafasını keserk en bile, bir an önce “cennete” kavuşacağı umuduyla gülümsemektedir.

        Hasan ’ın hayran olduğu tek insan, çocuk luk arkada şı, kendisini ölümden kurtaran Ömer Hayyam’dır. Onun Alamut Kalesi ’ne gelmesi için çok ısrarcı olur. Teklifi ne cazibe katmak için, zamanın tüm eserlerini içeren eşsiz bir kütüphane kurarsada, Hayyam kabul etmez .

        .......... ......

        Hepinize sağlık içinde mutlu pazarlar dilerim ...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar