İnsanlar da giysiler gibi demode olur
Modanın hiç anlaşamadığı, kardeşi olan ‘demode’ kavramı, gün geliyor insanlar için de geçerli oluyor. Bir zamanın moda isimleri kendini güncellemezse naftalinlenip rafa kaldırılıyor
Moda kavramı oldukça ilginç bir kavram. Kıyafet için, ayakkabı için, koltuk için, cadde için, araba için hatta insanlar için bile kullanılan ortak bir kavram. Cansızlarla kullanımına kimsenin itirazı yok da bir kişinin moda olması veya tam tersine modasının geçmesi insanın ağırına giden bir durum. ‘İnsan modası’ deyince kulağa tuhaf geliyor olabilir fakat aslında bahsettiğim yalın haliyle yaşlanmak. Yani başka bir deyişle güzellik endüstrisinin durmaksızın hizmet ettiği, çareler aradığı, bulduğu, bulmadığı, bulmuş gibi yaptığı hepimizin kaçınılmaz sonu olan yaşlılık.
Biz sıradan vatandaşlar için değil belki ama ünlüler ve göz önünde olan insanlar için ‘modası geçti, moda oldu’ tarzı nitelemeler sıkça kullanılır. Bir dönem dansları, müzikleri, tarzları ve fiziksel özellikleriyle hitap ettiği kitleleri her haliyle peşinden sürükleyen isimler, gün gelir hayranları tarafından ‘demode’ bulunur. Daha genç ve daha günceli artık daha caziptir. Muhtemelen hala ilk çıkış dans ve tarzını, adeta kurumsal bir kimlik gibi devam ettirmeye çalışan ünlünün, bundan sonrası kendini güne uyarlamak veya hüsrandır. Önünde iki seçenek vardır; ya programlarda, hakkında “Bir dönemlerin ünlü sanatçısını görünce gözlerinize inanamayacaksınız, az sonra...” ya da “Yıllara meydan okuyan süper starın sırrı ne?” şeklinde bahsedilecektir. Başka bir deyişle gardıroptaki klasik denilip her sezon modaya aldırış etmeden kendine yer bulan gömleklerden olacak veya naftalin kokusuyla yaşamaya alışıp bohçalar içinde geçmişe dair birer anı olarak saklanacaklardır.
Her yaşın ayrı bir güzelliği var (mı?)
Aslında bir zamanlar gür saçlı, pürüzsüz tenli, süper zayıf, dimdik ve tazeyken gün gelip bunların hepsi tersine döndüğünde bir de üzerine size yöneltilen hitaplar isminizle beraber ‘anne’, teyze’ ve ‘hanım’ gibi kelimelerle desteklendiğinde paniğe kapılmak ve geçmişi aramak hem bizler hem de ünlüler için hiç de garipsenecek bir durum değil. Kaldı ki “her yaşın ayrı bir güzelliği var“ deyip Pollyannacılık oynayacaksak markaların reklam kampanyalarında biraz da yaşlılara yer verilsin de tatmin olalım. İşte bu depresif ruh hali içimize işlemişken algıda seçicilik yapıp yolda yürürken sadece güzellik salonlarının tabelalarını görmeye başlıyor; ‘botoks’, ‘dolgu’ gibi kelimeler gözümüze pek sevimli geliyor. Derken yüzler büyüyor, şişiyor, genişliyor, mimikler kayboluyor, ya hep güler gibi ya da daima hayretler içindeymiş gibi bakıyoruz. Sektör sadece kadınlara yönelikmiş gibi dursa da birden saçları koyulaşan beyler, spor salonuna üye olup yılların tenisçisi ve yüzücüsü gibi davranışlar sergiliyor, bir de spor araba ediniyorsa kulübe hoş geldiler!
KEŞKE HERKES ‘YAŞSIZ’ OLSA
Hadi yine evlenmiş barklanmış, çoluğa çocuğa karışmış, yaptığı iş fiziksel görünümüyle ölçülmeyen insanların demode olma süreci o kadar da can sıkıcı bir durum değil. Ama sanatçılar ne yapsın? Birilerinin, “Onun modası geçti, ne zamanın şarkıcısı, hadi bakalım biraz gençlere yol versin“ şeklinde hakkında konuşulmasına nasıl tahammül etsin? Aslında biz hayranlara da yaranılmaz. Giysilere gösterdiğimiz vefasızlığı aynı şekilde insanlara da gösterelim, hemen demode yapıp yenilere yer açalım istiyoruz. 80’lerin bir numarası karşımıza tekrar yeni bir albümle çıktığında ya kendini yenileyememiş deyip kafamızı başka yöne çeviriyoruz ya da üzerimize ne vazifeyse geçirdiği operasyonların hesabını yapıyoruz. O yüzden ‘Keşke kimse eskimese, demode olmasa’ veya ‘Herkes yeni kalsın’ demeyeceğim, keşke herkes “yaşsız” olsa... Mesela Ajda Pekkan gibi, Cher gibi... Karşıdan bakıldığında kaç yaşında olduğu belli olmasa. Genç değil ama nedense yaşlı da denilemese. Kendini hep internet siteleri gibi güncellese, böylece bütün göz önünde olanlar süper star, sıradan vatandaşlar da süper anne, süper teyze, süper hanım teyze olsa...