Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım Giriş: 28.11.2022 - 10:04 | Güncelleme: Tüm Yazıları »
ABONE OL
Parada ikinci büyük kayıp yıl
0:00 / 0:00
Parada ikinci büyük kayıp yıl

Cuma günü Merkez Bankası’nın yılda iki kez yayımladığı Finansal İstikrar Raporu gelince küresel piyasaların analizini bu hafta kaydırdık. Sonuçta bu rapor bize bir istikrasızlık göstermese de önemli. Zaten Merkez Bankası’ndan böyle bir şeyi de beklemiyoruz. Çünkü parasal otorite, tehlikeyi açıklamaz, hükümetle paylaşır ve önlem alır.

Askerlik “yanaşık düzen eğitimi” başlar. Rahat, hazır ol, sağa sola ve geriye dönme, tekmil verme, selam verme, yatma, kalkma, çömelme, çökme, sürünme, yürüme, hizaya gelme, silahlı esas duruş, tüfek omuza, tüfek indir şeklinde, basit ama tam uyum istenen bir eğitimdir. Aslında komutana ve komuta itaat etmenin, askeri komutana yaklaştırmanın eğitimidir. Çünkü askerlik savaşa hazırlıktır ve asker bu konutlarla gerektiğinde ölüme gidecektir.

BANKACILARLA YANAŞIK DÜZEN

➔Ankara’nın ekonomi ve siyasi komutanları bankacılık sektörü ile bu kadar yanaşık düzen eğitimi yapınca ortaya tam itaat çıkar. Devlet bankaların bütün yetkilerini kullandığına ve ateş hattına sürdüğüne göre sorumluluk da ona ait olacaktır. Arada finansal istikrarı bozacak bir gelişme olamaz. Çünkü devlet tüm gövdesiyle sistemin arkasındadır. Olsa olsa savaş toptan kaybedilir.

➔Finansal İstikrar Raporu’nda kamunun finansal istikrarına yer yok. Zaten devlet yüksek enflasyon ortamının ve güçlü büyümenin getirdiği yüksek vergi gelirlerine sahip.

Enflasyonun yüzde 85 olduğu bir dönemde yüzde 10 ile borçlanan Hazine’nin sırtının yere gelmemesi lazım. Ama böylesine büyük bir avantaja sahip olmasına karşılık tarihinde ilk kez Hazine’nin borç faiz ödemeleri ana para ödemelerini geçti.

➔Dövize, altına, enflasyona endeksli borçlanmanın acı sonucu bu. Ancak Finansal İstikrar Raporu kamu kesiminin analizini kapsamıyor.

➔Finansal İstikrar Raporu’nda reel kesime yönelik değerlendirmesinde bir olumsuzluk yok. Nasıl olsun ki, şirketler kesimi en karlı iki yılını arka arkaya yaşıyor.

HANEHALKI BORÇLANAMIYOR

➔Geriye hanehalkı kalıyor ki, asıl zorluk burada. Borçları mı artı ki böyle denilebilir. Yok, hanehalkı makro ihtiyati önlemlerden dolayı borçlanamıyor. Bitişikte yer alan tabloda hane halkının konut, taşıt, ihtiyaç, bireysel kredi kartı ve varlık yönetim şirketi alacaklarından oluşan toplam borçları bir yılda 1 trilyon 17 milyar liradan Eylül 2022’de 1 trilyon 418 milyar liraya ulaştı. Artış yüzde 39 ve TÜFE’nin yarısında bile değil.

➔Zaten hanehalkı borçlarının GSYH’ya oranı 3.1 puan azalışla bir yılda yüzde 15.6’dan yüzde 12.5’e indi. Alım gücünün dolar kuruna göre yüzde 55 eridiği bir dönemde borçlanamamak hanehalkı için en zor olanı. Daha ne olsun? Neyse belki yılbaşı ücret zamları ve seçim yatırımları bir nebze olsun bu kesimi rahatlatır.

➔Bizim bugün asıl konumuz ise hanehalkı finansal varlıklarındaki gerileme. Borçlanamayan hanehalkı bir de varlıklarda 48 milyar dolar kayıp yaşadı.

➔Tarihin en büyük kredi genişlemesinin, parasal genişlemesinin ve en sert enflasyonist sürecin yaşandığı bir dönemde böyle bir gerçekleşme eşyanın tabiatına aykırı.

➔Ama ana nedenini biliyoruz, hızla yükselen enflasyona rağmen faizi tek haneye indirince Türkiye’nin ve dünyanın en derin negatif faiziyle karşılaştık. Negatif faizden ve TL’den kaçış bütün tersliklerin, enflasyonun, kur artışının, yüksek büyümenin, barınma sorununun ana nedeni.

FİNANSAL VARLIKLARDA 48 MİLYAR DOLARLIK ERİME

➔Bitişikte TCMB’nin yılda iki kez hazırladığı tabloyu biz 6 yıla kadar uzattık ve bazı hesaplamalar da kattık. 2017-2022 dönemini kapsayan 6 yılda hanehalkı finansal varlıkları ikinci büyük düşüşünü 2022’de yaşadı.

➔Dolar bazında 356 milyar dolardan 308 milyar dolara inen hanehalkı varlığı yüzde 13.4 geriledi. Varlıklar büyük devalüasyonun yaşandığı 2018 yılında da 93 milyar dolar ve yüzde 28 oranında gerilemişti.

➔Eylül itibariyle finansal varlıkların son bir yılına bakınca TL bazında yüzde 85.8 arttığı görülüyor. Artış TL mevduat bacağında yüzde 77’de kalırken, döviz mevduatında yüzde 86 oldu.

➔Bir yerde tasarruflar kur artışı yoluyla büyümeye devam etti ama reel olarak değil. Yatırım fonlarına ilgi biraz daha fazla olurken, hisse senedi yatırımı yüzde 137 büyüdü.

➔Hane halkının finansal varlıklarında yüzde 85.8’lik artış tüketici enflasyonuyla eşit. Burada bir kayıp yok denilebilir.

PARA MECRASINI BULMUŞ

➔Ama tasarruflar sadece tüketicilere değil, aynı zamanda üreticilere de ait. Ve yüzde 86 artış yüzde 151’luk üretici enflasyonun neredeyse yarısında.

➔Üreticiler sattığı maldan üretici fiyatıyla yüzde 151.5 kazanmak varken, niye gidip TL mevduatta yüzde 15-20 nominal getiriye razı olsun? Ya da dövizde kalarak yüzde 115 getiriyle yetinsin.

➔Yetinmemiş zaten. Son bir yıl belki de en fazla mala yatırım yapılmış. Yani bizzat enflasyonun kendisine. Para TL’den kazanamayınca mecrasını bulmuş. Gayrimenkulde büyük rantlar yaratmış. Ayrıca TCMB’nin bu yıl sattığı yaklaşık 100 milyar doların nereye gittiğinin izi yok.

➔Mala yatırımın başında da konut, arsa ve arazı olarak elbette gayrimenkul yatırımı geliyor. Bunu hem satış rekorlarından hem de konut fiyatlarının yüzde 189 artışla üretici fiyatlarını bile çok geride bırakmasından çıkartıyoruz. Para asıl gayrimenkule gitti.

➔Para mala gitti. Satılmayan otomobil kaldı mı? İkinci, üçüncü otomobilini alan haneler oldu. Yatlarda sıra 2024’e kadar uzadı. Mobilya, kahverengi eşya, beyaz eşya ne varsa alındı.

ŞİRKETLER STOK GÜÇLENDİRİYOR

➔Böyle bir dönemde şirketlerin stoklarını güçlendirdi. Bitişikte TCMB’nin Enflasyon Raporu’nda yayımlanan firmaların kredi talebine ilişkin grafik yer alıyor. 2021’in ikinci yarısından itibaren bu yılın üçüncü çeyreğine kadar olan dönemde kredi talebini en çok stok artırımı ve işletme sermayesi ihtiyacı artırdı.

➔Sabit yatırımlar ikinci sırada ama stok artırımına göre çok cılız, yarısına bile gelmiyor. Stok artırımı bir yerde hammaddeye, ara malına yatırım aynı zamanda da döviz ihtiyacı demek.

➔Para TL’den kaçarak dövize, belki kısmen altına, mala, gayrimenkule gitti. Merkez Bankası’nın arka kapıdan sattığı hesaplanan yaklaşık 100 milyar doların finansal varlıklarda gözükmemesi de bir hayli ilginç. Demek ki kendini gizliyor veya bir yerlerde kaçak var.

YANAŞIK DÜZEN EĞİTİMİ GİRİŞİMCİLİĞİ YOK EDER

➔Askerlikteki yanaşık düzen eğitimi, regüle edilen ve sıkı denetlenen bir sektör olarak bankacılıkta kol kanat kırılarak da olsa uygulandı. Bu eğitimin bir sonraki ayağı reel kesimin kendisi olabilir.

➔İnşallah böyle yanlış bir yola sapılmaz. Uygulaması hem çok zor, hem de asıl ekonomik gücümüz olan girişimciliği öldürür. Serbestlik ve kar olmadan, mülkiyet hakkı olmadan girişimcilik olmaz.