Yasak aşka infaz
Güldünya Tören'in, çocuğunun babası olduğu öne sürülen Servet Taş bu sabah öldürüldü
Turan ARSLANOĞLU-Mustafa ŞEKEROĞLU-AHT
Türkiye'de töre ve aşk cinayetine kurban giden kadınların simgesi haline gelen Güldünya Tören'i tecavüz ederek hamile bırakan teyzesinin oğlu, genç kadının kardeşleri tarafından hastane odasında öldürülmesinden 7 yıl sonra sokak ortasında kurşun yağmuruna tutuldu. Polisin 7 yıldır aradığı Taş vücuduna isabet eden 6 kurşunla olay yerinde hayatını kaybetti. Polis, iki kişi olduğu belirlenen saldırganlardan birinin Güldünya'nın babası Mehmet Şerif Tören olma ihtimali üzerinde duruyor.
Biltis'in Budaklı Köyü'nde Güldünya Tören'e tecavüz ederek 'töre' cinayetine kurban gideceği hikayenin başlamasına neden olan Servet Taş, dün saat 07.30'da Sultanbeyli Ahmet Yesevi Mahallesi Barbaros Caddesi Zeliha Sokak'ta 34 TD 2052 plakalı otomobilde bulunan kimliği belirsiz iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. İki kişiden biri otomobilden inerek işe gitmek için evinden çıkan 38 yaşındaki Servet Taş'a peş peşe ateş etti. İkisi kafasına 6 kurşun isabet eden Taş, olay yerinde hayatını kaybetti. Saldırganlar ise geldikleri otomobille kaçtı. Cinayetin ardından olay yerinde inceleme yapan polis çok sayıda boş kovan buldu.
BABA ŞÜPHELİLER ARASINDA
Çok yönlü soruşturma başlatan polis, saldırıda kullanılan otomobilin Güldünya Tören'in babası Mehmet Şerif Tören'e ait olduğunu belirledi. Polis, cinayetin ardından baba Tören'İn kayıplara karıştığını da tespit etti. Görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda kaçan zanlıların eşkallerini belirleyen Cinayet Büro Ekipleri saldırganlardan birinin baba Tören olma ihtimali üzerinde duruyor.
GÜLDÜNYA'NIN ÇOCUĞUNUN BABASI
2004 yılında kardeşleri tarafından töre cinayetine kurban giden Güldünya Tören'in tecavüzden dünyaya gelen çocuğunun babası olan Servet Taş'ın son 4 yıldır öldürüldüğü sokaktaki bir evde yaşadığı, 4 çocuğu olduğu ve bir kargo şirketinde çalıştığı öğrenildi.
POLİS 7 YILDIR BULAMADI
Üzerinden sahte kimlik çıkan Taş, çocuğunun annesi Güldünya'nın kardeşleri tarafından hastane odasında öldürülmesinden sonra polis tarafından aranmaya başlanmış ancak hiç bir yerde bulunamamıştı.
DRAMI TECAVÜZLE BAŞLADI
Güldünya'nın hikayesi Bitlis'in Budaklı Köyü'nde başladı. 1982 yılında dünyaya gelen Güldünya'nın ailesi 'Şego' aşiretine bağlıydı. Çevredeki bütün aileler gibi kalabalıktılar ve törelere bağlılıkları sürüyordu.Teyzenin oğlu olan ve aynı zamanda da halasının kızıyla evli olan Servet Taş'ın tecavüzüne uğradı. Hamile kaldı. Karnındaki şişliği gizlemeye çalıştı. Ancak başarılı olamaı. Ailesi hamileliğini fark etti. Bir odaya kapatılan genç kadın, çocuğunun babasının Servet Taş olduğunu söyledi. Önce tecavüzü reddeden Taş, daha sonra gerçeği itiraf etti. Durum 'Şego' aşiretinin büyüklerine anlattı. Karar Servet Taş'ın Güldünya'yı kuma olarak alıp, birlikte köyü terk etmeleri yönünde alındı. Taş, bunu kabul etti ancak Güldünya istemedi. Taş kaçarak izini kaybettirirken Güldünya bir odaya kapatıldı. İstanbul Fatih'te yaşayan amcası Mehmet Tören'in yanına gönderildi. Öldürülme korkusuyla yaşayan Güldünya, doğum yaptığında çocuğunun öldürüleceğini düşünmeye başladı. Öldürülmeden 6 ay önce Bitlis'ten ağabeyi İrfan geldi. Kardeşini öldürmeyi istedi ancak yapamadı. Güldünya'ya bir ip uzatıp, kendisini asmasını istedi. Odadan çıktı. Güldünya ise pencereden atlayarak kaçtı.
Bir polis ekibinin yanına sığınan Güldünya, Fatih'teki Şehremini Polis Merkezi'ne götürüldü. Güldünya, başından geçenleri anlattı ve öldürüleceğini söyledi. Polis, amcası Mehmet Tören ve ağabeyi İrfan Tören'i karakola getirdi. İkili Güldünya'yı öldürmeyeceklerine söz verdi. Tek güvendiği kişi olan arkadaşının babası Bitlis'teki köylerinde uzun süre imamlık yapan Alaattin Ceylan'ın yanına gitmek istedi. Ailesinin kabul etmesi üzerine amcası tarafından Ceylan'ın evine götürüldü. Küçükçekmece'de yaşayan Alaattin Ceylan, ise törenin kurallarını bildiği için tedirgindi.
Güldünya, 1 Aralık 2003 günü bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. 'Ümit' adını verdiği bebeğini 'öldürülmemesi' için bir arkadaşına evlatlık verdi. Tehdit edilmiyor ailesi arayıp sormuyordu. Çalışmaya karar verdi. Ancak yayılan dedikodular üzerine 'Şego' Aşireti bir kez daha toplandı. Bazıları, törenin uygulanmasını istedi. Şubat 2004'te İstanbul'a gelen baba Şerif Tören Alaattin Ceylan'ın yanında kaldı. Ancak kızıyla hiç konuşmadı.
25 Şubat'ta ibe 24 yaşındaki ağabey İrfan Tören geldi. Güldünya'yı Bursa'daki teyzelerine götüreceklerini, orada işe sokacaklarını söyledi. Ağabeyin kız kardeşine "Eşyalarını toplamana gerek yok" cümlesi Ceylan'ı şüphelendirdi. "Otogara birlikte gidelim" dedi. Güldünya, Alaattin Ceylan ve İrfan, evden çıktı. 100 metre uzaktaki Güvercin Caddesi'ne geldiklerinde ise Güldünya'nın kardeşi Ferit Tören ortaya çıktı ve çektiği silahını ateşledi.
Güldünya kalçasından vuruldu. İkinci kez tabancasını ateşleyemeyen kardeş ile ağabey kaçtı. Ceylan ise Güldünya'yı yakındaki bir özel hastaneye götürdü. İlk tedavisinin ardından götürüldüğü Bakırköy Devlet Hastanesi'nde ameliyat edilen Güldünya ifadesinde "Kardeşlerimden şikâyetçi değilim" dedi. Saat 03.45 sıralarında refakatçisi olduğunu söyleyerek kardeşlerden biri içeri girdi. Tabancayı Güldünya'nın başına iki kez ateşleri. Ferit Tören olduğu sanılan katil zanlısı kaçtı. Kısa süre sonra Güldünya'nın beyin ölümü gerçekleşti. Aile kendilerini arayan yetkililere "Fişi çekin" dedi. Cenazesi bile isenmedi. Ancak aşiret devreye girdi ve Güldünya'nın cenazesi baba Mehmet Şerif Tören ve yakınları tarafından oluşturulan 60 araçlık konvoyla Bingöl'e götürüldü.
KARDEŞLERİNE VERİLEN CEZAYI YARGITAY AZ BULMUŞTU
Güldünya Tören'in ''töre'' nedeniyle öldürülmesine ilişkin davada mahkemece verilen kararın Yargıtay tarafından usul ve esastan bozulmasının ardından İrfan Tören müebbet, Ferit Tören ise 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Amca Mehmet Tören ise beraat etti.
Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi ikinci kez yapılan yargılama sonunda Ferit Tören ve İrfan Tören'i ''kardeşleri Güldünya Tören'i taammüden öldürmeye teşebbüs etmek'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Daha sonra bu cezayı suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle 20 yıla indirdi. Mahkeme, Ferit Tören'in cezasını suç tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle ikinci kez indirime giderek 10 yıl hapis cezasına dönüştürdü. Her iki sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, olaydan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri dikkate alınarak İrfan Tören'e 16 yıl 8 ay, Ferit Tören'e ise bu suçtan 8 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Mahkeme iki kardeşi ''taammüden adam öldürmek'' suçundan ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti. Ferit Tören'in cezası suç tarihinde yaşı küçük olması nedeniyle 18 yıl hapis cezasına çevirdi. Sanıkların geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın fail üzerindeki etkilerini göz önünde bulunduran mahkeme heyeti, sonuç olarak bu suçtan dolayı Ferit Tören'e 15 yıl hapis, İrfan Tören'e de müebbet hapis cezası verdi.
Böylelikle her iki suçtan, İrfan Tören müebbet ve 16 yıl 8 ay, Ferit Tören ise 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmış oldu.
Mahkeme heyeti, ''ruhsatsız tabanca bulundurup taşımak'' suçundan da Ferit Tören'e 1 yıl hapis ve 440 YTL adli para cezası verilmesine hükmetti.
ktGÜLDÜNYA'NIN 'UMUT'U DEVLET KORUMASINDA
Tecavüze uğrayıp hamile kaldığı için kardeşleri tarafından İstanbul'da sokak ortasında vurulan, 13 saat sonra yaralı olarak yattığı hastane odasında kurşun yağmuruna tutulan Güldünya Tören'in 1 Aralık 2003 tarihinde dünyaya getirdiği Umut, şimdi 8 yaşında. Kardeşleri İrfan ve Ferit Tören tarafından öldürülen Güldünya, ?Benim hiç umudum yok, bari senin bir umudun olsun' diyerek bebeğine Umut adını vermişti. Kaderinden kaçan Güldünya, ilk başta evladını Kaymaz ailesine emanet etmiş, ancak ölümünün ardından devlet Umut bebeği koruma altına almıştı. Umut'un koruma altına alınarak yerleştirildiği yuva güvenlik nedeniyle şimdiye dek açıklanmazken, yıllarca çocuk hasretiyle yanıp tutuşan Hufzullah Kaymaz ile eşi Şekernaz Kaymaz çifti, 'Oğlunu bize emanet etti, onun vasiyeti bu" diyerek Uğur'u geri almak için Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü'ne başvurmuştu.