Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin 45 dakikalık o video
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Yeni uyanmış bir baba ve iki oğlu, üçünün de üzerinde sadece iç çamaşırları var, panikle evin içinde koşuşturuyorlar, saklanacak yer arıyorlar. Hızla bahçedeki kulübenin içine giriyorlar. Saklanır saklanmaz fırlatılan bir el bombasıyla baba hayatını orada kaybediyor. İki çocuk ağlayarak, çığlıklar içinde salona götürülüyorlar. Televizyon açılıyor; sanki yaşadıkları şoku televizyon izleyerek atlatacaklar. O sırada babalarını öldüren el bombasını atan kişi buzdolabını açıyor, bir pet şişe çıkarıp çocuklara ne olduğunu soruyor. Ardından bir başka pet şişeden, siyah, gazlı bir şekerli içeceği kafasına döküyor.

        Geçen hafta Hollywood’da gösterilen filmin belki de en az çarpıcı sahnesi bu. “Gösterim” ve “Hollywood” kelimeleri yan yana kullanıldığında akla genellikle yeni bir film galası gelir. Ancak “Wonder Woman” filmlerinin yıldızı Gal Gadot’nun katılımı teşvik ettiği bu gösterim bir Hollywood filmi değil. 7 Ekim saldırılarında Hamas’ın çektiği, İsrail Ordusu’nun 100 saatlik ham görüntülerden 45 dakikaya indirdiği bir video. İzleyenler o 45 dakikayı bir daha yaşamak istemiyor. Bakması, sindirmesi zor sahneler içeriyor. Ve bu video Batı’da, basın ve hükümetler nezdinde algının neden İsrail lehine döndüğüne dair çarpıcı bir propaganda örneği olarak karşılık buluyor.

        İZLEMESİ ZOR İÇERİK

        New York Times’ın haberine göre Hollywood’daki gösterime Barbie bebeklerinin üreticisi Mattel, dünyanın en büyük dergi grubu Condé Nast ve Skydance Media’nın tepe yöneticileri katılmış.

        Öğrendiğime göre şu ana kadar dünyanın çeşitli yerlerinde 75’ten fazla gösterimi yapıldı filmin. Türkiye’de ortam uygun olmadığı için bir gösteriminin yapılması düşünülmüyor.

        Filmi ABD’de izleyen en üst düzey devlet yetkilisi Dışişleri Bakanı Anthony Blinken. Ayrıca başka devlet başkanlarına da izletilmiş. New York Times, The Atlantic, CNN gibi prestijli kurumlardan gazetecilere de New York’ta düzenli olarak gösterim yapılıyor. Ardından Tel Aviv’den bağlanan IDF sözcüsü soruları yanıtlıyor.

        Her krizde olduğu gibi IDF yine kameraların önüne en yakışıklı, en karizmatik, en akıcı İngilizce konuşan figürünü sürüyor. Saç kesiminden üniformasına kadar her detayın üzerinde titizlikle düşünülmüş. İsrail devletinin yetkilileri de her an her soruyu yanıtlamaya, medyaya söyleşi vermeye hazır.

        İsrail bir anda böyle bir propaganda çalışmasına girişti çünkü ihtiyacı var. Dünyanın belli bir kesiminde—Türkiye de dahil—sokaktaki ve devlet nezdindeki sempatiyi çoktan kaybetti. Ancak Batı’da da bir imaj problemiyle karşı karşıya.

        İsrail Ordusu’nun derlediği görüntülerin bir amacı 7 Ekim’den beri oluşan soru işaretlerine yanıt vermek: Hamas gerçekten sivilleri hedef aldı mı? Müzik festivalinden neden hiç ceset görüntüleri yok? Hepsinin görüntülü yanıtını vermeyi amaçlıyor IDF.

        Görüntülerin nasıl elde edildiğini araştırdım. Bir kısmı İsrail’de ölenlerin yakınları tarafından Telegram hesaplarından paylaşılıyor; basılan kibbutz’lardaki evlerin güvenlik kameralarından alınan görüntüler var; ayrıca öldürülen Hamas üyelerinden ele geçirilen akıllı telefonlar ve Go Pro kameralarından da görüntüler alınmış. İsrail Ordusu’nun yaptığı dinlemelere takılan ses kayıtları da var.

        Bugüne kadar tek bir gazeteci gösterimden sonra görüntülerin gerçekliğini sorgulamış. İsrail karada bir savaş sürdürürken bir de algıda üstünlüğü ele geçirmesi gerektiğinin farkında. Ortadoğu’da etkili olmasa da özellikle Batı’daki desteği korumak İsrail için çok en az Gazze’den Hamas’ı silmek kadar önemli bir hedef. Çünkü bu aralar Batı sokakları, belki de İsrail kurulduğundan beri ilk kez karşı gösterilerle sarsılıyor.

        BATI’DA DEĞİŞEN İSRAİL ALGISI

        Harvard ve Columbia gibi Amerika’nın en prestijli üniversitelerinde her gün İsrail karşıtı protestolar düzenleniyor. İfade özgürlüğünün kalesi üniversiteler bu protestolar karşısında nasıl tepki vereceğini bilemiyor: Protestolara izin verilmesini Yahudi öğrenciler kendi güvenlikleri açısından tehlikeli buluyor, protestoların iptal edilmesi veya müdahale edilmesiyse temel özgürlüklere karşı. Bağışçılardan mezunlara herkes kendi baktığı tarafa göre okulların İsrail’i veya Hamas’ı yeteri kadar kınamadığını söylüyor.

        Önceki gün New York’taki büyük kütüphanenin önünden geçtim. Filistin bayrağı açan küçük bir kalabalık toplanmıştı. İki saat sonra aynı yerden geçtiğimde kütüphanenin merdivenleri dolmuş, aslanların üzerine çıkılmış, gösteri 5. Cadde’ye sıçramış ve polis kordonu trafiği durdurmuştu. Herhangi bir hafta içi, herhangi bir protestoydu üstelik. Harvard’da bunun benzeri gösteriler hemen her gün yaşanıyor.

        İsrail’in düzenlediği bu gösterimler de özellikle Batı’daki sol-liberal çevrelerde oluşan duyarlılığı yıkmak üzerine kurulu. Bizzat insanın duygularına hitap ederek, gerçeği en yalın şekliyle göstererek karşı tarafa yönelik herhangi bir sempatiyi ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar. Filmin geniş kitlelerin değil belli bir elitin gösterimine sunulması da hem gizemini hem de önemini artırıyor.

        Batı’da algı oyununun yöntemleri aşağı yukarı hep aynı. Bush yönetimi 11 Eylül saldırılarından sonra Irak ve Afganistan savaşlarını “War on terror” diye çerçevelemişti. Kelime seçimi önemlidir: terörizm değil terör. “Terror” sözlük anlamıyla hislere hitap eden, korku ve endişe anlamına gelen bir kelime. Terörizm ise kurumsallaşmış, sistemli, örgütlü bir tehdit. İnsanın yaşadığı ev, babası, kocası da terör saçabilir. Bu yüzden “terörle savaş” duygusal ağırlığı bakımından daha fazla insanın desteğini almaya müsait.

        Önceki gün Harvard’dan Filistin yanlısı bir grup öğrenci eski başkan aday adayı, en sola yakın senatörlerden Elizabeth Warren’ı yaşadığı ve üniversitenin de bulunduğu Cambridge’de bir akşam yemeğinde yakaladı. Warren’ın yemeğini bölen genç bir kadın öğrenci “Neden hâlâ ateşkes çağrısı yapmıyorsunuz?” diye sordu. Aynı soru “görünürde ateşkes olmadığını” söyleyen Joe Biden’a da iletilebilir. Sorunun yanıtı 45 dakikalık video’da yatıyor.