Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Kadir Kaymakçı Hayatın insanı en yorduğu yıllar 40'lı yaşlar mı?

        Kolumu kıpırdatacak halim yok! Merdiven çıkarken ‘ah’lıyorum; merdiven inerken ‘pof’luyorum… Uzun yürüyüşlerin adamıydım ben bir süredir mola vereceği yerleri önceden belli bir kervan gibi çıkıyorum yola. Dura dura gidiyorum. Tüm yorgunluğumun nedeni geçen ay başladığım spor! Ya da ben tüm suçu ona atıyorum…

        Boyun fıtığının üstüne bir de belimde 4 noktada fıtık çıkınca doktor egzersiz tavsiye etti. Biraz kaslarımı güçlendirmem iyi olurmuş. Geçenlerde 45 yaşında Katar 2. Ligine transfer olan Beşiktaş’ın eski futbolcularından Tabata gibi ben de 50’lerimden sonra spor salonuna yazıldım. Kısa ısınma hareketlerinden sonra, dambılların en minnaklarıyla triceps’lerimi, biceps’lerimi çalıştırıyorum. Düz ve güçlü bir karın bölgesi postürüm için önemliymiş, ‘sixpack’ peşinde değilim; ‘birpeck’ bana yeter de artar bile… 45 dakikalık çalışmanın ardından sürünerek soyunma odasına gidiyorum. “Bu kadar yorulmam normal mi” diyorum hocam son derece kibar bir şekilde, kürdan kollarıma, Cin Ali’den hallice bacaklarıma bakıp birazcık yaşıma gönderme yapıyor… 50’lerimde Hulk gibi dağları yerinden oynatmayı hayal etmiyordum ama 45 dakikalık hafif egzersizin ardından merdiven çıkarken ‘ah’layıp ‘vah’layacağımı da beklemiyordum doğrusu…

        HAYATIN TALEPLERİNİN EN YÜKSEK SEVİYEYE ULAŞTIĞI YILLAR

        20’lerimde 12-14 saat çalışıp ardından gece arkadaşlarımla dışarı çıkıp sonra 2-3 saat uyuduktan sonra işe gittiğim yıllar çok çok uzak bir galaksi gibi geliyor artık bana. 20’lerimde enerjim sonsuz bir kaynaktan geliyor gibiydi şimdi ise bozuk bir jeneratörden belli belirsiz bir elektrik alıyormuşum gibi hissediyorum. Geçenlerde bir yazıda okudum. 20’li yaşlardaki o enerji patlaması 40’larla birlikte ortadan kalkıyormuş. Yorgunluk en yakın arkadaşımız oluyormuş. Bunda şaşılacak bir şey yok; yaşadım biliyorum… Ancak yeni bir şey öğrendim size de anlatayım…

        40’lı yaşlardaki yorgunluğun nedenini yaşlanmakla ilgili olmadığını söylüyor bilim insanları. 40’lar hayatın en yorucu 10 yılıymış. Hayatın taleplerinin en yüksek seviyeye ulaştığı 10 yıl… Birçok küçük biyolojik değişiklikle birlikte hayatın tüm ağırlığıyla omuzlarımıza çöktüğü bu yıllar geride kaldığında enerjimizin yeniden yükselebileceğine inanıyorlar.

        20’lerde hiç spor yapılmasa bile kas kütlesi en yüksek seviyeye ulaşıyormuş. Araştırmalar, 20’lerde iskelet kasının dinlenme halindeyken bile metabolik olarak aktif olduğunu ve bazal metabolizma hızına (vücudumuzun sadece dinlenme halindeyken bizi hayatta tutmak için kullandığı enerji) önemli ölçüde katkıda bulunduğunu gösteriyormuş. Uyku daha derin olduğundan, kısa da uyusak ihtiyacımız olan enerjiyi toplayabiliyormuşuz. Benim 2 saat uykuyla işe gidebilmemin sırrı da buradaymış işte!

        50’LER VE 60’LAR VE İLERİ YAŞLAR DAHA ENERJİK BİR HAYAT VAADEDİYOR

        Ve yıllar geçtikçe biz fark etmeden vücudumuzda başlayan küçük değişiklikler yavaş yavaş enerjimizi emiyormuş. Benim 50’lerimin ortasında başladığım sporu 30’larda yapmayınca kaslar azalmaya başlıyor ve ne kadar az kas o kadar fazla enerji harcama sonucunda ‘yorgunluk’ hayatı sizinle yürümeye başlıyormuş.

        Değişen uyku düzeni, az uyku daha çok sorunu beraberinde getirmeye başlıyor. Bilişsel ve duyusal yükün en yoğun olduğu yıllık 40’larla birlikte beyin de daha fazla yoruluyormuş. İş ve özel hayatta üst üste gelen sorumlulukları çözmede, planlamada aktif olarak yoğun şekilde çalışan beyinin ihtiyacı olan enerji, spor salonunda antrenman yaptığınızda ihtiyacınız olan enerjiyle aynı düzeye çıkıyormuş.

        Ama işte tam da burada benim gibi 50’lerini sürenler ve daha ileri yaştakiler mutlu edecek haber burada... İnsanların çoğunluğu 40’larda başlayan bu değişimin ileri ki yıllarda artarak devam ettiğini düşünseler de işin aslı böyle değilmiş. Hormonal sistemler geçiş yıllarından sonra bir standart kazanmaya başlıyormuş. Bu istikrarla birlikte gelen basitleşen bir hayat, azalan beklentiler, azalan bilişsel yük ve kazanılan deneyimle 50’ler, 60’lar ve ilerisi daha ‘enerjik’ bir hayat vadediyormuş. Uyku süresi kısalsa da verimlilik en üst seviyede olurmuş.

        Beni perişan eden sporla ilgili bölümse şöyle: 50’ler ve ilerisi yaşlarda yapılan kuvvet antrenmanları metabolik sağlığı iyileştirip, öznel enerjiyi iyileştiriyormuş…

        Bilim insanları 50’lerden sonra 20’lere dönmenin tabii ki mümkün olmadığını ama öngörülebilirlik konusunda artan farkındalık sayesinde ihtiyacımız olana daha bilinçli şekilde ulaşabileceğimizi belirtiyorlar.

        Okuduklarımdan anladığım merdiven çıkarken ‘ah’layıp, inerken ‘poh’lamaya bir süre daha dayanabilirsem 50’lilerim 20’lerimden esintilerle yaşamam mümkün olabilecek. Yazıya burada nokta koyup, spor salonuna doğru yola çıkıyorum. Sağlıklı günler…