Galatasaray sahasında Gaziantep FK ile 1-1 berabere kaldı.
İstanbul’da soğuk bir hava vardı. Ara sıra atıştıran yağmur, stadı dolduranları hiç etkilemedi. Her zaman olduğu gibi takımlarını desteklediler. Kazanacaklarına inanmışlardı.
Fakat, beklentileri bir türlü gerçekleşmedi. İlerleyen her dakika tedirginliği de arttırdı.
İlk 45 dakika topa hakim olan Sarı-Kırmızılı takım olmasına karşın, doğru dürüst gol pozisyonu yoktu. Kaleyi bulan şutu görememek şaşırtıcıydı.
Barış tek başına çabaladı. Top taşıdı. Rakiplerini geçti. Ortalar yaptı. Hepsi sonuçsuz kaldı.
Gaziantep FK savunmayı iyi örmüştü. Merkezi çok adamla kapattılar.
Aslında bu durumu Galatasaray teknik kadrosu bekliyordu. Bu taktiğe karşı bir oyun planı yapmaları gerekirdi.
Olmadı.
Karşılaşmanın 70.dakikasına kadar gole yakın olamamak, isabetli şutun olmayışı, yadırgamanın ötesinde tepkilere neden oldu.
Bu dakikaya kadar Gaziantep iki önemli fırsatı değerlendiremedi. Bunu da unutmayalım.
İkinci yarı oyun daha mücadeleciydi. Galatasaray’ın baskısı artarken, rakip takım geçişleri başarılı yaptı. Tehlikeli de oldu.
Bayo’nun topu ağlara göndermesi ile telaş ve şaşkınlık birlikte yaşanmaya başladı.
Acaba sorusunu gideren Barış oldu. Yenilen golün 10 dakika sonrası beraberliği sağladı. Uzun taç atışını iyi değerlendirdi.
Sonra ne oldu?
İlk yarı kendi sahasından çıkmakta zorlanan Gaziantep biraz öne çıktı iki net gol pozisyonu yakaladı.
Uğurcan kurtarışları ile takımının yenilgisini önledi dersek yanlış olmaz.
Galatasaray’ın sorunu neydi diye soracak olursanız, orta sahanın verimsizliğini söyleyebiliriz.
Torreira’sız olmuyor. Bu gerçeği herkes gördü.
Ve en önemlisi Osimhen olmayınca, takım sıradanlaşıyor.
Berabere biten maçın akılda kalan bir başka ayrıntısı ise taraftarın tepkisiydi.
Oyuncular ve yönetimin ıslıklandığını uzun süredir görmemiştik.