Fenerbahçe ezeli rakibi Galatasaray’ı 2-0 yenerek Süper Kupa’nın sahibi oldu.
Yılın ilk kupasını kazanan Sarı-Lacivertliler adına büyük önem taşıyan bu sonuç ligin ikinci yarısı için de psikolojik bir üstünlük getirecek.
Soğuk ve yağmurlu bir havaya rağmen taraftarların maça ilgisi büyüktü.
Her iki takım oyuncuları zor koşullara aldırmadan iyi mücadele ettiler. Son ana kadar kazanmak için oynadılar.
Elbette, Fenerbahçe’nin daha istekli olduğunu söylemek mümkün. Taraftarlar da en az oyuncular kadar büyük bir istek içerisinde desteklerini sahaya yansıttılar.
Şurası bir gerçek ki, Atatürk Olimpiyat Stadı kış aylarında futbol oynamaya çok elverişli değil. Rüzgarın etkisi oyunu ister istemez etkiliyor. Maç sırasında bunu gördük.
Fenerbahçe iki yeni transferini bu maçta görevlendirmişti.
Samsunspor’dan transfer edilen Musaba ve İtalya’dan gelen Guendouzi Süper Kupa’da forma giydiler.
Guendouzi antrenmana çıkmadan maça çıkarak bir ilki de gerçekleştirdi.
Üstelik ilk maçında golünü de attı. Hatta, maçın yıldızı seçildi.
Oyun bilgisi, mücadele gücü bir yana yıllardır Fenerbahçe forması giyiyormuşçasına bir performans sergiledi.
Guendouzi takıma büyük katkı sağlayacak. İsmail’le birlikte iyi bir savunma örneği verecekleri ortaya çıktı.
İsmail de hatasız bir maç çıkardır. Performansı üst düzeydeydi. Girdiği ikili mücadeleleri kazandı.
Aslında, Fenerbahçe’nin kazanmasında ki en önemli etken orta sahasının gücüydü. Galatasaray orta sahasına göre daha iyiydiler.
Fenerbahçe ilk yarı topa daha çok hakim oldu. İyi akınlar geliştirdiler. Çok pozisyona girdiler. Topları kazandılar. Hızlı hareket ettiler. Her alanda baskı kurdular.
Galatasaray oyun kurmakta zorlandı. Baskıyı kıramadı. Orta sahası vasattı.
2-0’lık galibiyetin ardından topu rakibe bırakmaları bir taktikti. Çok adamla savunma yaparak, Galatasaray’ın gol ayaklarına izin vermediler.
Barış tek başına bir şeyler yapmak istedi. Yalnız kaldı. Sane, Yunus oyun içinde kayboldular.
Şurası bir gerçek ki, Icardi bir Osimhen değil. Çakılı santrafor. Beklediği toplar gelmedi. Bu nedenle rakip savunmayı zorlayamadı.
Tüm maç boyunca duran bir topa kafa vuruşu vardı. Hepsi bu kadar.
Okan Buruk, Icardi’yi oynatmak zorundaydı. Elinde başka bir isim yok. Ya da, farklı bir sistem deneyebilirdi. Icardi’li Galatasaray eksik kaldı.
İkinci yarı topla daha çok oynayan Sarı-Kırmızılı takım istediği pozisyonlara giremedi. Neredeyse, gol pozisyonu yaratamadan bir maç oynadılar.