Çin, yaklaşık 10 yıldır Kuşak ve Yol Girişimi’ni (Belt and Road Initiative-BRI) olgunlaştırmak için çaba sarf ediyor. İçinde Türkiye’nin de yer aldığı dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 75’ini kapsayan 155 ülkeyle de anlaşmalar imzalandı. Bu tabloya ticari rakamlarla, ülkelerin gelirleriyle bakıldığında dünya ekonomisinin yarısından fazlasına tekabül ediyor.
Çin’in ciddi finansal bağlar, ticari köprüler kurmasını amaçlayan bu projesine alternatif olarak veya önünü kesmek ya da ona meydan okumak üzere Yeni Delhi’de yapılan G20 toplantısında ABD’nin desteğiyle Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesi ortaya atıldı.
IMEC projesini 3 önemli isim el ele tutuşarak duyurdu; Hindistan Başbakanı Narendra Modi, ABD Başkanı Joe Biden ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman. Projeye yönelik mutabakat zaptını ise Hindistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İtalya, Fransa, Almanya, ABD ve AB imzaladı.
Suudi Arabistan aynı zamanda Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin de önemli ortağı. Sadece Suudiler değil BAE de Çin’in bu projede yakın destekçisi. Aynı zamanda da bölgede Çin ile bu iki Arap ülkesi yakın stratejik ilişkiler geliştiriyor. Bu durumda bir ucunda İsrail olan bu yeni projede Körfez Ülkeleri ne yapacak? İki projeyi de aynı anda yönetebilecekler mi, yoksa ikisine de “evet” diyerek hangisinin üstün geleceğini mi bekleyecekler? Peki Türkiye’nin proje dışında kalmasında bir kasıt var mı? Kabul edilebilir bir durum söz konusu mu?
Eğer IMEC bu haliyle başarılı olursa Türkiye ne kaybeder? Azerbaycan üzerinden Orta Asya ve oradan Çin ve Hindistan’a uzanacak yeni, güçlü bir rota yaklaşımı Kafkaslarda nasıl bir hareketliliğe sebep olur?
Modern İpek Yolunu hızlandırabilir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, IMEC projesini G20’den dönerken “Türkiyesiz koridor olmaz” sözleriyle eleştirdi. Türkiye’yi dışlayan, haksız bir yaklaşım olduğuna da vurgu yaptı. Ayrıca Irak, Katar ve BAE ile Türkiye üzerinden Avrupa’ya gidecek “Kalkınma Yolu” hakkında fikir birliği sağlandığını belirtti. Bu durumda Türkiye ile “Kalkınma Yolu” projesine, Çin’in BRI ve ABD-Hindistan öncülüğünde IMEC’e imza atan BAE, nasıl bir strateji izleyecek? Suudi Arabistan ile BAE arasındaki rekabet bu projelere nasıl yansıyacak? IMEC’in Avrupa’ya uzanan tarafında yer alan İsrail ile Suudi Arabistan nasıl anlaşacak?
Bunlar işin daha çok siyasi boyutunda yer alan meseleler. Bir de projenin ticari detayları, finansman boyutu ve zaman meselesi var. Çin’in de bu gelişmelere nasıl cevap vereceği, 10 yıldır gündemde olan IMEC’i nasıl hızlandıracağını da elbette dikkate almak gerekiyor.
Çin’in “Kuşak ve Yol” projesini “Borç ve İlmek” olarak izah eden ABD Başkanı Joe Biden, Hindistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleriyle birlikte Hindistan’ı demiryolları ve limanlar aracılığıyla Orta Doğu ve Avrupa’ya bağlayarak, yeni bir ticaret yolu oluşturacağından emin bir şekilde açıklamalar yaptı. Biden’ın arzusu ve planı Avrupa Birliği, Almanya, Fransa ve İtalya ile birlikte Çin’in projesini engellemek. Ancak bu hat üzerinde birçok limanda Çin etkin.
İki aşamalı projenin; Hindistan’ı Körfez Ülkelerine bağlayan doğu koridoru ve Körfez Ülkelerini Avrupa’ya bağlayan kuzey koridorunda da Çin etkisi ve yatırımları var. Dolayısıyla ABD’nin bu projede Orta Doğu’da aynı zamanda Çin’in de müttefiki haline gelen ülkelerle ne kadar ilerleyeceği ve bu projenin Orta Doğu’da nasıl etkileşime sebep olacağı da merak konusu.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping “Kuşak ve Yol Girişimi” projesini ilk defa Eylül 2013’te Kazakistan’da duyurmuştu. O tarihte Avrasya bölgesindeki ülkeler arasında ekonomik bağlantıları artırarak, karşılıklı iş birliklerini derinleştirip yeni bir ufuk açılabileceğine vurgu yapan Jinping, “İpek Yolu Ekonomik Kuşağını ortaklaşa oluşturabiliriz” açıklamasını yapmıştı.
İşte bu “Modern İpek Yolu” projesi de IMEC adımı sonrası Rusya’nın da desteğiyle Kafkasya’da engeller aşılarak daha etkin hale getirilirse, Türkiye önemli bir avantaj yakalayabilir. IMEC güzergâhında, projenin içinde Türkiye olmayabilir, ancak bu tarz detaylar üzerine kafa yorulursa lehimize bir tablonun ortaya çıkma ihtimali de var.
Diğer taraftan Suudi Arabistan ile İsrail’in durumu IMEC’teki en önemli meselelerden birisi gibi duruyor. İlişkileri normalleştirmeden ziyade daha da germe ihtimali var. “İsrail’i dünyaya dahil etme” vizyonunu da içeren IMEC’e yönelik Suudi Arabistan’ın Filistin sorununu masaya getirmesi halinde neler olacağını izleyip göreceğiz.
Peki, ABD ve Hindistan öncülüğündeki IMEC projesinin sahaya çıkmasıyla birlikte başka neler göreceğiz? Bir defa Çin, devasa altyapı projesine 2013 yılından bu yana yaklaşık 1 trilyon dolar harcadı, önemli mesafe kat etti. Bu açıdan bakıldığında Çin’in daha proaktif olmasını sağlayacaktır. Finansman eksikliklerini giderip, bazı ülkelerin mesafeli duruşlarına yönelik adım atarak, emeğini ve yatırdığı parasını daha etkin hale getirmek için bazı fedakârlıklar yapabilir.
Netice itibariyle bölge Çin’in BRI ve ABD-Hindistan’ın IMEC projesini aynı anda kaldıracak ticari potansiyele sahip değil. İkisinden birisi başarılı olmak durumunda. Çin’in zaman avantajı var, ama IMEC de uygun zamanda hizmete girmek için güçlü siyasi iradeye ve finansman gücüne sahip gibi görünüyor. En önemli sorun Çin’in BRI üyesi olan Suudi Arabistan, BAE ve İtalya’nın IMEC projesiyle birlikte nasıl bir strateji yürütecekleri. Bakalım ABD’nin Çin’i sıkıştırma politikalarında yeni bir kalem olan IMEC nasıl ilerleyecek? Modern İpek Yolu kapsamında Türkiye’ye etkin bir Orta Asya bağlantısı sunacak mı?
Görsel: AA
- 1
Akkuyu NGS'de yeni dönem… - 2
F-35'e dönüş KAAN'ı ne kadar etkiler? - 3
Hazar'da 30 yıllık hayal! - 4
Uçak bilet fiyatlarında tedarik zinciri etkisi! - 5
Tökezleme sırası Airbus'ta mı? - 6
Sabiha Gökçen'de yeni dönem çok yakın - 7
Ülke milli gelirinin yüzde 27'si havadan! - 8
"Veri Koruma Otoritesi" neden yok? - 9
Uçağın dikey stabilizatörü neden koptu? - 10
Enerji piyasasında yasak hareketliliği