Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Röportajlar İçerde'nin Kudret'i Uğur Yücel: Geçmiş, güzel bir kadın esansıdır misal, burnumda tüter
        • 16

          İnsanlara kolay güvenir misiniz?

          “Bu Günlerde Kendimi Hıyaaaaar Gibi Hissediyorum” şarkısını arada tavsiye ederim. Barış Manço’dan...

          En son neye kandınız?

          Kendime. Yahu eskiden anket defterleri vardı. Ne muazzammış. Sorular öyle geliyor.

        • 17

          Evet biraz öyle gidiyor ama size dair pek çok şeyi öğrenmek istiyorum. Peki iyi bir yaşam size göre nasıl bir şey?

          Benim için yaşam denizin üzerinde olmaktır. Yelken açmak, müzik, kitap, sinema. Daha ne olsun?

        • 18

          Sabah uyandınız, güne güzel başlamanız için ortam nasıl olmalı?

          Hiç öyle ortamlar filan derdimde değildir. Ruhun iyiyse her yeri kendi atmosferine çevirirsin. Nereye gidersen git kendinle gidersin. Ama minik bir teknede uyanıp gözünü açmadan suya atlamak çok özlediğim bir uyanıştır.

        • 19

          Daha çok kendi kabuğunuzda olmayı mı seversiniz yoksa çok dostunuz var mıdır?

          İstediğim zaman kalabalıklaşırım ama kapanmalarım çok oluyor son zamanlarda. Eskiden çok gürültülü, kalabalık bir hayatımız vardı. Koca bir köpek gibi atlaya zıplaya yaşardım. Şimdi daha kedileştim. Çağrıldığımda gitmiyorum. Ben istediğim zaman şimdi.

          Peki çocukluğunuza dair en belirgin semt, koku, yemekleri sorsam...

          Doğup büyüdüğüm Kuzguncuk, eski Büyükada’nın bahar kokuları, Kapalıçarşı’da yediğim ilk döner, eski İsmet Baba’nın uskumrusu, tabii ki ilelebet Beykoz kalkanı, Boğaz lüferi, İlya’nın bostanındaki bütün meyve sebzeler... Alllaaahh koptuk gene... Hooop beyler. Haydi Mari’ye akşam...

        • 20

          Ne hoş tarif ettiniz. Çocukken en sevdiğiniz oyun neydi?

          Hayal oyunları. Çocukları toplayıp ‘film çekmece’ oynamayı çok severdim ama bir türlü çekemedik işte.

          Ya en sevdiğiniz çocuk şarkısı?

          Babam eve balerinli bir saat almıştı. İlk aşkım o balerinadır. Kurup kurup müziği dinler, kızı seyrederdim. Çocuk şarkılarını sevmezdim. 12 yaşımda yüzlerce plağım vardı. Parayı buldum mu doğru Kadıköy İstanbul Plak’a gidip plak alırdım.

        • 21

          En sevdiğiniz çizgi roman, masal kahramanı kimdi?

          Teks, Tenten, Küçük Prens. Kendimi öyle hayal ederdim. Standart işte.

          Sizin de küçükken bir idolünüz var mıydı?

          Biz çocukken yazları 4 ay her gece film seyrederdik. Kışları da Üsküdar Sunar Sineması’na giderdik. Benim kahramanlarım sinema karakterleriydi. Mesela Spartacus bendim.

        • 22

          Bu kadar çocukluk konuşmuşken geçmişle ilişkinizi merak ediyorum. Geçmişe takılı mısınız yoksa geçmişi düşünmek size sıkıntı mı verir?

          Geçmiş hep iç cebimdedir, arada kapağını açıp içerim. Esrarengizdir geçmiş. Güzel bir kadın esansıdır misal. Burnumda tüter.

          Peki eski eşyalar, fotoğraflarla aranız nasıl?

          Eski eşyalar, fotoğraflar çocukluğumdan beri beraberimdedir.

        • 23

          Mesela bir antikacıda sizinle karşılaşma olasılığımız var mı?

          Antikacıya gidip 1-2 saat oturmalı insan her hafta. Çıkarken en azından minik bir şey almalı. İyi gelir, zihin açar, ilham verir.

          Antikacıdan eski bir eşya alıp onun üzerine, hikâyesine kafa yorduğunuz bir zaman oldu mu?

          Yazarlar daha iyi bilir, tasarımlar çok muhtelif unsurlardan gelir. Benim öyle yola çıkışım olmadı.

          Yaş aldıkça hayatlarımızı bazen işe yaramayacak eşyalarla doldurabiliyoruz. Sizde durum nedir, çok fazla eşya biriktirir misiniz?

          Öyle göçebe bir hayatım var ki, bir kendim kaldım biriktirecek.

        • 24

          Sizinle en çok hangi konularda güzel tartışılabilir?

          Tartışmalarda kolay yön değiştirip yön veririm ama yaşlanınca daha kırıcı, ezici olabiliyor insan. Ama hoşgörü de fazlalaşıyor. Bilemedim.

          Peki bu hayatta dinlemekten hiç sıkılmayacağınız biri var mı?

          Hiçbiri hayatta değil. Melih Cevdet Anday, Sabahattin Kudret Aksal hocalarım. Haldun Taner, Çetin Altan, Ertem Eğilmez. Haa bir de Şener Şen. En güldüğüm dostum, ağabeyim. Ahmet Abi’yi atlamayayım. Ahmet Gülhan, o da ustamdır. Kabarenin çalımını ondan öğrendik. Tabii ki Yıldız Kenter hocam. O da hayatımı değiştirenlerden.

        • 25

          Bu kadar önemli isimleri saymışken gençliğinizde aldığınız, unutamadığınız bir nasihat sorayım...

          Haa çok vardır. Ama Ertem Abi zekâ üzerine bir şey demişti. Zeki ya da zekâyla ilişkisiz kafalara onu anlatırım. Bir gün bir senaryo çalışmasında kendi fikrini çok beğendi. Ben genç aklımla filmin yapısının gereği bu sahnenin çok erken geliştiğini söyledim. Deli bir kafa adam. Sustu, düşündü. Esecek zannettim. Fikrimi kabul ederken bana ders verdi. “Evet doğru söylüyorsun. Biraz önce bir puşt kendi fikrine ağladı, hayran kaldı. O puşt benim. Unutma evladım, masada senden daha parlak bir fikir öne süren biri varsa ve sen bunu ıskalıyorsan zekân eksiktir. Attık bu sahneyi, paydos” dedi. Buyurun. Ben bunu hiç unutmadım. O yüzden gençlerle çalışırım ve deli gibi onların ne demek istediklerine dikkatimi veririm. Çünkü bir vakitler ben onlar gibiydim. Fikirlerim vardı. Gençtim.

        • 26

          Ezberiniz ne zaman bozulur? Anımsadığınız belirgin bir anı var mı?

          Şimdi bir şey söyleyecektim ama Ertem abivari bir cevap olurdu. O gülerken sinkaf ederdi. Ha mesela en iyi ezber bozan adam oydu. Bir İstanbul beyefendisi gibi koyu bir nezaketle konuşurken aniden karşısındaki yazar hanımın kişiliğiyle alakasız bir şekilde küfrederdi havaya. İnce bir küfür mesela. Eğer kadın gülümsediyse bütün sohbet sinkaflı sürerdi. Bir fikir karşısında çok bağlantısızmış gibi bir başka konudan virajla yepyeni bir fikir geliştirirdi.

        • 27

          Ünlü olmak ne zaman zor; yer aldığınız proje tutmadığında mı, aşık olduğunuzda mı?

          Aman ne ünlüsü be. Benim hiç öyle hislerim olmadı. Ama son yıllarda bu selfie ve paylaşım teranesi hakikaten yorucu oluyor. Kimseyi de kıramıyorsun.

          Önce fotoğrafını çekip hikâyeyi kurgulamak mı yoksa hikâye üzerine görsel yaratmak mı sizi daha mutlu eder?

          Ya o işler hiç öyle yürümüyor. Ben şahane bir ev yapmıştım. Bir çalışma odası ki muhteşem. Bütün iyi işlerimi trende, taşra kahvelerinde, turnede arabada yazdım. Şu karın karşısına oturayım da bir dökülsün ilhamlar filan olmuyor hayatta.

        • 28

          Hayatınızı bir fotoğraf ile anlatmak isteseniz bu nasıl olurdu? Rengi siyah beyaz mı renkli mi, nasıl bir mekân, kimler var o karede?

          En çok babamı anıyorum. Annem de çok şahane bir insandı. Bildiğin Adile Naşit karakterinin daha az kıkırdayanı. Ama babam benim hayatımı değiştirdi. Konservatuvar sınavında tek veli oydu. Utanç içindeydim. “Git” dedim, gitmedi. Okula kabul ettiklerinde bir el uzandı, onun eli. Sabri Baba her hafta bir gün rakıma eşlik eder hayalimde. Çocukluğumun bütün insanları olsun cevap.

        • 29

          Seyahat etmeyi sever misiniz, gittiğiniz yerlerden mutlaka neler alırsınız?

          Benim en büyük seyahatim, tutkum teknedir. Kimsesiz koylar... Ha bir yerlere uçunca da taşınabilir minik antikalar, kitap ve bazı elektronikler.

          Bugüne kadar gittiğiniz ülkelerden en çok neresi sizi etkiledi?

          Size pek parlak cevap veremeyeceğim galiba ama kimi komşu adalarından çok etkileniyorum. Bildiğin 1980’ler Kuzguncuk. Hâlâ tahta atla oynuyor çocuklar. Teknoloji sıfır. Ve meyhanelerde öfkeli insan yok. “İçelim, pisleşelim” sıfır. Çalışmıyorlar. Üzmüyorlar birbirlerini. Neşeyle ellerindekiyle yetinip zeybek oynuyor, sonra gidip tumba yatak. Bunu onlara da çaktırmamak lâzım. Uyanırlarsa bozulurlar.

        • 30

          En son ne okudunuz, yeni keşfettiğiniz bir müzik grubu, şarkı var mı?

          Çok gençken okumuştum, tekrar okuyunca neler kaçırmışım. Kayıp Zamanın İzinde, Marcel Proust. Müzikte Cory Henry, çok iyi klavyeci. Joey Alexander deha bir çocuk, cazcı. İçine Herbie Hancock kaçmış. Ürkütücü bir çocuk. Eğlenceli ve mutluluk verici bir grup var: Snarky Puppy... Bu ara yine klasik müziğe döndüm aslında, Glenn Gould’ın Bach yorumlarına tutkunum.

          ‘Yağmur Kesiği’ bizi çok umutlandırmıştı. Yeni kitap gelecek mi?

          Yazıyorum aslında bazen. Ama pek hevesim yok yeni kitaba. Senaryo üzerindeyim daha çok.

        • 31

          İçerde dizisinde Melek ve Mert, çocukken sokakta büyüyüp birbirlerine destek olurken gerçekte de bu gibi birçok hikâye yaşanıyor. Senaryosuyla bu gerçeğe dikkat çekmeyi başaran ‘İçerde’, Minik Kalplerle El Ele Derneği’yle (MİKA-DER) desteğe ihtiyacı olan çocuklara bir rehabilitasyon merkezi açacak. Kampanyaya www.minikkalplericerde.com adresinden ya da 5145’e SMS atarak destek olunabilir. Kampanya dizinin sezon finaliyle sona erecek.

        BURÇLAR

        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa