Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güncel Epstein dosyası ve kompromat operasyonları  | Son dakika haberleri

        Epstein gibi ağların mantığı; güçlü ve etkili isimleri zafiyetleri üzerinden yakalamak, kayıt almak ve gerekirse bunları şantaj veya nüfuz aracı olarak kullanmaktır. Geçmişte ülkemizde de siyasilere, bürokratlara, gazetecilere ve tanınmış isimlere karşı benzer kompromat operasyonları düzenlendi. Bütün bu faaliyetler birer istihbarat operasyonu olarak değerlendirilip karşı ataklar yapılmalı ve önemli tedbirler alınmalı.

        İSTİHBARAT TEŞKİLATININ GÖREVİ

        Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) görev tanımı gereği; devletin sınırları korumak, yabancı servislerin operasyonlarını önlemek, kritik pozisyondaki kişileri güvenlik risklerine karşı bilgilendirmek ve uyarmakla yükümlüdür. Bu nedenle bakanlar, milletvekilleri, üst düzey bürokratlar ile savunma, enerji, finans gibi stratejik sektörlerin yöneticilerinin koruma altına alınması gerekiyor. Hedefli şantaj ve tuzak operasyonları konusunda bu önemli kişilerin düzenli olarak brifing almaları hayati derecede önemli. Bu skandalın ardından bu bir alarm süreci değil, kurumsal güvenlik pratiğidir ve prosedür normal zamanlarda da uygulanmalıdır.

        REKLAM

        VERİLECEK EĞİTİMLER

        Bu kapsamda verilmesi gereken eğitimler şunlardır:

        DİJİTAL ZAFİYET EĞİTİMİ

        - Sosyal mühendislik

        - Deepfake ve veri sızıntısı

        - Mobil cihaz güvenliği

        - Kayıt altına alınma riskleri

        İNSANİ TUZAK OPERASYONLARI

        - Lüks davetler

        - Uluslararası konferans ağları

        - Vakıf / STK kılıflı temaslar

        - Finansal yatırım tuzakları

        VERİ VE İTİBAR SAVAŞI

        - Manipülasyon

        - Seçim dönemlerinde bilgi operasyonları

        - Algı yönetimi

        Bu eğitim programları sadece devlet adamlarına değil, büyük holding yöneticilerine, medya patronlarına, akademisyenlere, uluslararası fonlarla çalışan STK temsilcilerine de verilmeli.

        DEVLETLERİN YAPMASI GEREKENLER

        Bu tür istihbari faaliyetlere karşı stratejik karşı istihbaratı (counter – intelligence) güçlendirme, yabancı servislerin kompromat üretme kapasitesinin analiz edilmesi gibi teknik adımlar atılırken; şantaj, deepfake, veri manipülasyonu suçlarına yönelik ceza mevzuatı güncellenmeli. ABD, AB ve NATO ülkeleriyle veri güvenliği açısından koordinasyonun sağlanması da gerekiyor. Ayrıca toplumdaki kurumsal güvenlik kültürünün geliştirilmesi için “bana bir şey olmaz” algısının kırılması gerekir. Devletler gerçek riskleri bertaraf ederken, manipülasyonları da ayıklamak için çalışmalar yürütürler. Modern istihbarat artık sadece ajanlarla yürümüyor. Veri, görüntü, cinsellik, para ve itibar suikastları üzerinden yürüyen hibrit savaşlar cereyan ediyor. Bütün çağdaş batılı servisler Epstein dosyasını adli vaka olarak değil, “counter-intelligence risk” olarak değerlendiriliyor.

        REKLAM

        KURUMSAL KAPASİTEMİZ GÜÇLÜ

        Türkiye de meseleye bu perspektiften bakıyor. MİT son 10–15 yılda ciddi biçimde dönüşüm geçirdi. Özellikle karşı istihbarat, siber güvenlik, veri güvenliği, HUMINT-SIGINT (İnsan İstihbaratı-Sinyal İstihbaratı) entegrasyonu, yurt dışı operasyonel kapasite gibi alanlarda kurumsal gelişim sağlandı. Bunun yanında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) gibi yapılarla dijital güvenlik ağımızın güçlendirmesine dönük adımlar atıldı. Sorun tek başına teknik kapasite ve yeterlilik değil, aynı zamanda kurumsal kültürel güvenlik bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor.

        Devletin kritik kadroları için düzenli, zorunlu ve sertifikalı, “operasyonel güvenlik eğitimi” verildiğine dair sistematik bir yapı Türkiye’de henüz kurulmuş değil. Özellikle siyaset ve iş dünyasında sıkça görülen bir sendrom var; o da “bana bir şey olmaz” sendromu. Bunun yanı sıra birçok üst düzey isim uluslararası network romantizmi kapsamında, lüks konferans, global forum ve vakıf davetlerine katılmayı prestij olarak görüyor. Aynı zamanda dijital rehavet denilen; açık wi-fi kullanımı, güvenli olmayan mesajlaşma, özel görüntülerin depolanması, deepfake farkındalığının zayıflığı ülkemizde çok yaygın görülüyor. Bunlar sistematik bir zayıflığa işaret ediyor.

        MEDYADA MÜCADELE

        Bu mücadelenin medya boyutu da hayati derecede önemli. Jeffrey Epstein dosyası gösterdi ki artık mesele sadece suç değil; itibar üretme ve yıkım operasyonu. Eğer herhangi bir ülkeden isimler bu tür ağlara dâhil edilmişse emin olun ki; gerçek temas ve şantaj riskinin yanı sıra, orada bilgi savaşı kapsamında manipülasyon vardır. Modern hibrit savaşta bunların ikisi aynı anda yürütülür. Türkiye’nin zorunlu olarak yapması gerekenler var:

        REKLAM

        ZORUNLU OPSEC EĞİTİMİ

        Bakanlar, milletvekilleri, üst bürokratlar için yılda en az bir kez; sosyal mühendislik, şantaj tuzakları, dijital hijyen ve kriz yönetimi eğitimleri verilmeli. Ulusal “Kompromat Risk Protokolü” ile herhangi bir isimle ilgili, video sızıntısı, cinsel tuzak iddiası, finansal bağ çıktığında devletin otomatik refleksi ve kriz planı yürürlüğe sokulmalı. Bununla birlikte manipülasyon ihtimaline karşı; hızlı adli inceleme, dijital doğrulama ve deepfake anilizi gibi itibar savunma mekanizmaları hayata geçirilmeli. Sessiz önleyici uyarı mekanizması ile MİT’in bazı isimleri, “görüşmeyin”, “mesafeli olun”, “risklidir” şeklindeki uyarıları kurumsal hale getirilmeli. Epstein benzeri ağlar bize şunu gösteriyor: Modern istihbaratın en etkili silahı füzeler-bombalar değil; zafiyettir. Eğer dijital güvenliği, kişisel güvenliği ve itibar güvenliğini bir bütün olarak ele almazsak bu alan hibrit savaşın açık cephesi olur.

        SEÇİM DÖNEMLERİNDE RİSK ARTAR

        Seçim dönemleri, hibrit güvenlik literatüründe “en kırılgan zaman dilimi” olarak görülür. Çünkü; siyasi rekabet sertleşir, toplum kutuplaşır, bilgiye olan talep artar, skandal eşiği düşer. Bu yüzden kompromat, deepfake, veri sızıntısı ve itibar operasyonları en çok bu dönemlerde devreye girer. Dünya örneklerine baktığımızda; ABD’de, 2016 United States presidential election sürecinde, hack–leak operasyonları, e-posta sızıntıları, sosyal medya manipülasyonu ciddi şekilde gündem belirledi. Fransa’da 2017 French presidential election öncesi, “Macron Leaks” adı verilen veri sızıntısı girişimi yaşandı. Zamanlama manidardı: oylamadan 48 saat önce. Almanya’da 2017 German federal election sürecinde siber dezenformasyon riskine karşı hükümet önceden kamuoyunu bilgilendirme çalışması yaptı.

        REKLAM

        Ülkemizde de geçmişte çok sayıda siyasi manipülasyon ve itibar zedeleme süreçleri, FETÖ ve benzeri terör grupları ile farklı suç odakları tarafından devreye sokuldu. Türkiye’de seçimler yüksek katılımlı, duygusal yoğunluğu yüksek ve sosyal medyada yüksek aktivite çerçevesinde gerçekleşiyor. Bu da son dakika sızıntıları, video-ses kaydı sızdırılması, cinsel içerikli görüntü, finansal belge yayılması ve manipülasyona yol açıyor. Sızdırma gerçek olabilir, manipüle edilmiş olabilir ya da tamamen deepfake olabilir ancak zamanlama nedeniyle etkisi büyük olur. Seçim dönemlerinde ya da kriz anlarında; bot ağları, anonim hesaplar, koordineli hashtag kampanyalarıyla dış kaynaktan saldırılar olabilir. İç rekabet kaynaklı operasyonlarda da bütün bu araçlar iç siyasi aktörler veya rakipler tarafından kullanılabilir.

        Kompromat olayları seçim dönemlerinde şöyle görülür:

        - Hedef belirlenir

        - Dosya ya üretilir ya bekletilir

        - En kritik anda servis edilir

        - Şok etkisi yaratılır

        - Yalanlansa bile algı kalır

        Kutuplaşma sürdüğü müddetçe, sosyal medya regülasyonu ile özgürlük tartışması sertleşirse ve uluslararası gerilim artarsa bu risk daha da büyür. Çünkü Türkiye, bölgesel ve küresel güç rekabetinin tam ortasında bulunuyor. Manipülasyon bilinci oluşturulmalı, ekipler hazır olmalı, deepfake tespiti yapacak teknik ekipler bulundurulmalı, kriz simülasyonları yapılmalı, siyasi partilere güvenlik brifingleri verilmeli, medya protokolü hazırlanmalı, etik uzlaşı belgesi imzalanmalı. Bir görüntü 6 ay önce çıksa etkisiz olabilir ancak sandıktan 36 saat önce çıkarsa tabloyu değişir. Her konuda çok dikkatli olmalıyız!..

        ÖNERİLEN VİDEO

        Bakırköy'de 30 milyon dolarlık hırsızlık iddiası; detaylar ortaya çıktı

        (DHA)- Bakırköy'de sitenin otoparkında 2 araçtan çalındığı belirtilen 30 milyon dolarla ilgili soruşturmada detaylar ortaya çıktı. Polise ihbarda bulunan Bilal Durmaz'ın İBB'ye yönelik yolsuzluk iddianamesinde adı 'emanetçi' olarak geçen Taç dövizin sahibi Atilla Durmaz'ın oğlu olduğu belirlendi. Öt...
        Yazı Boyutu
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ
        Habertürk Anasayfa