Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TAHMİN edileceği gibi beş yıldır Gazze'de esir tutulan Gilad Şalit'in 27'si kadın 1027 Filistinli ya da İsrailli Arap mahkûma karşılık serbest bırakılması hayli gürültü kopardı. Her ne kadar İsraillilerin yüzde 79'u varılan mutabakata destek verdi ve İsrail yüksek mahkemesi takasın iptali konusunda yapılan başvuruları reddettiyse de bu ülkedeki tartışma da sürecek.

        Verilen istatistiklere göre 2004 yılından beri öldürülen 183 İsrailli daha önce serbest bırakılmış mahkûmlar tarafından terör eylemlerinde öldürülmüş. Şimdi serbest bırakılanlar arasında kafe, pizzacı, disko, otobüs bombalayarak bir hayli sivilin ve çocuğun kanına girmiş olanlar da var. Bu nedenle takas anlaşmasına destek verenler arasında bile bunun gelecek açısından ne anlama geleceğini sorgulayanlar bulunuyor.

        Hamas tarafı ise kendi sivil ve çocuklarının canıyla ödenen bedeli öne çıkarıyor. Geride kalan mahkûmların serbest bırakılmasını sağlamak için yeni rehineler almaya azmedenlerin sesi de duyuluyor. Sonuçta iki tarafın kendi kayıpları için duyduğu acı intikam ve adalet duyguları bu takastan tatmin olmuyor.

        Şalit'in serbest bırakılması sonuçta belli bir siyasi konjonktürün de ürünüdür. İsrail'in de Hamas'ın da kendileri açısından bu mutabakata varmak için iyi nedenleri vardı.

        Hamas'tan başlayacak olursak. Örgüt öncelikle Gazze'de kurduğu istibdat rejiminin, yolsuzlukların bir sonucu olarak ciddi destek kaybetmiş durumdaydı. Filistin'de yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre eylülde el Fetih'in desteği yüzde 45 iken Hamas'ın desteği yüzde 29'a inmişti. Arap Baharı da Hamas'ın siyaseten işini zorlaştırmıştı. Müslüman Kardeşler'in Filistin dalı olarak kurulan Hamas Suriye'deki rejimin kanlı baskısı karşısında kıblesiz kaldı.

        Hamas Lideri Halid Meşal, Şam'da oturmasına rağmen Hizbullah'ın yaptığı gibi Baas rejimine destek vermedi. Hâlâ Hamas'ın merkezini Kahire veya Doha'ya taşıyacağı konuşuluyor. Baas'a destek vermediği için İran Hamas'a verdiği parayı kesti. Tahran'ın Şalit anlaşmasına da karşı çıktığı biliniyor. Hamas Filsitin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın bağımsız Filistin devleti hamlesine de karşı çıkmış ve kontrpiyede kalmıştı. Bu kez tüm Filistinliler adına bir pazarlık yaparak prestijini de yükseltmeyi amaçladı.

        Bu sayede Hamas yeniden Filistin ulusal siyasetinin bir parçası olurken, İran'dan uzaklaşıyor, Mısır aracılığıyla kendisine Arap düzeni içinde bir yer bulmaya çalışıyordu. Bu nedenle isteklerinin tümünü elde edemediği halde önüne gelen fırsatı kaçırmadı.

        Yazdığı kitaplarda ve tüm siyasi hayatı boyunca teröristlerle pazarlık yapılmaz diyen Netanyahu ise bir yandan ülkesindeki sosyal çalkantıyı geride bırakmayı amaçlayan taktik bir adım attı. Diğer yandansa büyük bir ihtimalle Abbas'ın İsrail'i çok rahatsız eden bağımsız Filistin hamlesini izale etti. Bunun da ötesinde İran'a yönelik bir saldırı olacaksa İsrail'in eldeki bitmemiş meselelerin hepsini kapatmayı tercih ettiğini düşünenler de var.

        Mısır bu anlaşma sonucu Arap siyasetinin önemli oyun kurucusu olarak yeniden devreye girdi. Genelde aktif diplomasiye pek bulaşmayan Almanya'nın başından beri bu işin içinde olması da ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.

        Türkiye ise yıllardır bir şekilde çözümü için uğraştığı bu meselenin son merhalesinde İsrail'den de gelen talep üzerine bazı anlaşmazlık noktalarının sonuca bağlanmasında önemli bir rol oynadı. Bu şekilde İsrail-Türkiye ilişkilerinin iki boyutlu değerlendirilmemesi gerektiği de ortaya çıktı. İsrail ile kanlı bıçaklıyken bile Ortadoğu'nun bu sorununda Türkiye'nin katkısının değerli olduğu iyice anlaşıldı. Bu bağlamda serbest bırakılan mahkûmlardan 10-15'inin Türkiye'ye gelmesinde şaşılacak ve bana göre itiraz edilecek bir durum da yoktur.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar