Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Sevgili okurlar, bugün sizlere yine hukukla, özellikle ceza hukuku ile ilgili bir sorunu anlatmaya çalışacağım.

        Pek çok arkadaşlarım ısrarla sordular. Bu nedenle hem dostlarımın sorunlarına cevap verebilmek, hem de kamuoyunun meraklarını gidermek için bu konuyu yazıyorum.

        Bildiğiniz gibi ceza kanunlarımız uzman bir heyet tarafından değiştirilmişti. Bu değişim ile birlikte Ceza Muhakemeleri Kanunu da değişmişti... Öyle de olması gerekiyordu. Bunlar ana kanunlardı.

        Yeni yasaya göre (ki eskiden de böyleydi) kamu davalarını açma görevi Cumhuriyet Savcıları tarafından yerine getirilir.

        Savcıların işi sanıldığından daha zordur. Ciddi çalışmayı gerektirir.

        Bazen bir dosya üzerinde aylarca, hatta yıllarca çalışırlar. Bu sebepten, toplumda cereyan eden, “hukuk dışı işlemler” uzun süre havada kalmış gibi görünse de aslında, kendisine havale edilen dosyalar için, delil toplamak zorunda olan savcılar, sadece kendilerine tahsis edilen odalarda oturarak ve dosya hazırlayarak değil, üstelik hemen her gün ceza mahkemelerinde, hakimlerin hemen yanı başında yer almak, duruşmaları takip etmek ve mütalaa vermek zorundadırlar. Sabahtan başlayan duruşmalar, bazen gece yarılarına kadar devam eder.

        Onlara sorarsanız “bunlar rutin işlerdir” Ama bizler biliyoruz ki, bu günlük işlerden ayrı olarak, savcıların bir de nöbet işleri vardır. Tıpkı doktorlar gibi, sabaha kadar uyguladıkları nöbetçi savcılık sorunu vardır. Savcılar kadar ceza hakimlerinin de nöbetçi olduğu geceler vardır. Bu nöbetler sabaha kadar devam eder.

        ÖRNEK KARAR

        Geçen hafta bazı ulusal gazeteler yazmıştı, “yargıçtan örnek karar” demişlerdi. “Gezi Soruşturması” kapsamında gözaltına alınanlardan 23 kişi hakkındaki iddianame savcılığa iade edildi. “İddianamenin genel ve soyut olduğunu belirten yargıç, suç delili olarak gösterilen maske, baret, deniz gözlüğü, motorcu kaskı, flama, sirke, solüsyon ve sargı bezlerinin, yasada belirtilen silahlardan olmadığını saptayarak”, iddianamede hangi şüphelinin hangi suçu ne şekilde ve nasıl işlediğinin, suç unsurlarının nasıl oluştuğunun somut olarak belirtilmediğini tespit ederek, savcılık iddianamesini reddetmiş ve dosyayı iade etmiştir.

        Böylece olaylar, yani iade keyfiyeti muhtemelen daha önce de bazı mahkemelerde yaşanmıştır. Ama böyle bir haber, ilk defa basına, kamuoyuna duyurulmuştur.

        KANUNLARIMIZ NE DİYOR

        1-İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.

        2- İddianameye, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan kanıtlar, varsa delilerde yazılır.

        3- İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda ön görülen ceza ve güvenlik tedbirlerinin hangilerine hükmedilmesinin istendiği... Açıkça belirtilir.

        Yasanın yine bir başka maddesi diyor ki...

        4-Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan iddianame düzenlenemez.

        Şimdi bize diyeceksiniz ki, Mahkeme iade yetkisini her zaman kullanabilir mi... Örneğin duruşma başladıktan sonra mümkün mü? Hayır...

        Mahkeme, iddianamenin ve soruşturmanın evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra eksik veya hatalı noktaları belirtir.

        Kanunlarımız bu kadar açık ve net. İstanbul’da bir ağır ceza mahkemesi hukukun, olmazsa olmaz kurallarına uymuştur.

        Şimdi şunu soracaksınız.

        Peki... Silivri’de ve bazı ağır ceza mahkemelerinde binlerce sahife tutan iddianamelerin okunması bile 15 gün sürüyorsa, hakimler ne yaptılar...Yani, Silivri Hakimleri binlerce sahifelik iddianameleri ve onbinlerce delil’i içeren dosyaları 15 günde inceleyebildiler mi... Çok büyük ihtimalle bu kurallar çiğnendi. Kanunlar yara aldı.

        Bunları yazarken, bizi ziyarete gelmiş bir meslektaşımız, beraberinde emekli bir savcı arkadaşımız bir taraftan kahvelerini içerken, yazının müsvettelerinin okunmasını dinlediler. Ve bana, “çok büyük bir ihtimalle” diye yazmışsın, “hayır” dediler... Kanunların pek çok maddesi gibi, soyut delillerle hüküm verilmiştir. Kesinlikle yasalar çiğnenmiştir.”

        Ben de onların görüşlerine saygı duyarak ve görüşlerine katılarak aynen yazdım.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar