Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bedrettin Dalan, yurda döndü. Onu yakından tanımak şansına ulaşmış bir insan olarak o pespaye dava için sanık sıfatıyla yargılanacağına ne kadar üzülmüş isem, yurt dışına gittiğine de o kadar sevinmiştim.

        Şimdi tekrar Yeditepe’nin başına geçmesi ile sevincim arttı.

        Bir ziyaretimde “Şu Çılgın Türkler” kitabını, benim gibi ağlayarak okumuş olan Sayın Dalan, Yeditepe Üniversitesi’nin bütün bölümlerinde yüzlerce eğitim görevlisi olan hocaların hepsine, merhum Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” kitabını okumaları için satın almış ve hediye etmişti.

        O öylesine Atatürk sevdalısıydı.

        Geçmişte ben de bu köşede her hafta çıkan yazılarımda “Çılgın Türkler” kitabı ile Atatürk’ün ‘Nutuk’unun okullarda ders olarak okutulmasının son derece faydalı olacağını yazmıştım.

        Oysa, Türkiye tam ters istikamette yol alıyor. Atatürk’ün unutulması ve eserlerinin görüşlerinin ortadan kaldırılması için adeta savaş veriliyor.

        Ve benim gibi, bu sevda ile büyümüş insanlar, elbette milli eğitim politikasından şikâyetçi olacaklardır.

        Torunlarım Boğaziçi ve Bilkent Üniversitesi’nden mezun olmuşlarsa da benim favorim, geçmişte de bugünde de Yeditepe Üniversitesi’dir.

        Kızımın kayınvalidesi Fatoş hanımın kardeşi Ahmet Serpil, Yeditepe Üniversitesi Rektörü iken hastalanmıştı. Berbat ve hızlı yürüyen bir kanser hastasıydı. Artık fiilen rektörlük görevini yapamıyordu.

        Bedrettin Bey Almanya’dan talimat vermişti. Altındaki makam arabası alınmayacak ve aylıkları muntazam ödenecekti.

        Öyle bir insandı. Yokluğunda, Yeditepe yöneticileri onun resimlerini kampüs içinde çeşitli yerlere asmışlardı.

        Ergenekon davasında yakalama kararı kalkınca yurda dönen Dalan, kurucusu olduğu Yeditepe Üniversitesi’nde öğretmen arkadaşları ve öğrencileri ile buluşunca şunları söyledi:

        Kendine güvenen, özgüveni olan dünyayı kucaklayan en az 100 bin genç yetiştirdim. Bu benim ordum değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin ordusudur. Atatürk’ün ordusudur. Hiçbir şekilde kendi okullarına kendi resimlerimi astırmadım.

        Yokluğumda asmışlar. Teşekkür ederim. Ancak bugünden itibaren toplayın. Sadece Atatürk’ün resimleri olur bu üniversitede. İstek Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi öğrencileri olduğu sürece gözüm arkada kalmayacaktır. Tüm her şey sizindir.”

        İşte Bedrettin Dalan, işte adam gibi adam. İşte bir Türkiye sevdalısı ve Atatürk aşkı ile yanan adam. Ülkene tekrar hoş geldin.

        SEYRÜ-SEFA

        Geçtiğimiz yıl, köpeğim Şeker’le beraber sık sık giderdim. Et ağırlıklı restoranında aşçı Emrah Kılıçalp’in yaptığı birbirinden nefis ızgara çeşitlerine doyum olmuyor.

        En güzel tarafı da 17 dönüm üzerine kurulmuş, geniş yeşillikler üzerinde çocukların ve hayvanların, hür, bağımsız ve bağlantısız koşmaları.

        Sahibi Şeref Doğan, 10 yıldan beri, fabrikasından kazandığını bu güzel tabiat parçasını cennet bahçesi haline getirmeye harcamış.

        Çocuklar için her türlü eğlence, hayvanat bahçesi, hatta atlara binmek de var. İlkbahar ve yaz günlerinde Urlalılar’ın nişan ve düğünlerinin merkezi.

        Bir gecede iki düğüne ve Urla dışından geleceklere de cevap verecek kadar donanımlı. Görkemli ve sevimli güzel yemek yeri. Müdürü Dinçer Doğançay, yaz kış açık olduklarını söyledi. Eski Çeşme yolu üzerinde, Urla sapağından üç-dört kilometre uzakta.

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar