Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HOŞ bir ifade tarzı değildi ve doğal olarak iki gündür konuşuluyor. “Affedersin Ermeni” meselesi, bağlamından epeyce saptırılarak, “Bir yanlış anlama olmalı” diyenlere de saldırılmak suretiyle tozu dumanı önüne kata kata büyüdü. Oysa Youtube’a girip hepi topu 3 dakika 20 saniye süren bölümü izlesek, bu polemiğin kasıtlı bir çarpıtma içerdiğini görebiliriz.

        Özet geçelim: İlgili bölüm, Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nun “Mezhep siyaseti yapıyor” ithamına cevaben yaptığı açıklamayla başlıyor. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu “Türkiye’de artık Aleviler özgürce ‘Ben Alevi’yim’, Kürtler özgürce ‘Ben Kürt’üm’ diyebiliyor ama Kılıçdaroğlu bunu yapamıyor” mealinde eleştirdikten sonra şu ifadeleri kullanıyor: “Herkesin kimliğini özgürce ifade etmesi bir zenginliktir, özgürlük mücadelesinin sonucudur. Zenginliği ayrımcılık gibi yorumlarsanız o zenginliği fakirliğe dönüştürürsünüz. Ama Kılıçdaroğlu gibi düşünenler bunu anlamazlar. Kılıçdaroğlu bir türlü net olamıyor. Yeri geliyor Akşehirliyim diyor, yeri geliyor Tunceliliyim diyor, yeri geliyor Türkmen’im diyor, dalgaya göre kürek sallıyor. Bizde böyle değil. Ben köken olarak Rizeli, doğma büyüme İstanbulluyum. Net. Ama tabii benim için de neler neler dediler, Gürcü dediler, affedersiniz çirkin şeylerle (ifadelerle, kimilerinin hakaret etmek için kullandığı ‘Ermeni dölü’ ifadesini kastettiği anlaşılıyor) ‘Ermeni’ diyenler oldu. Ama benim dedemden de babamdan da bildiğim Türk olduğum. Olay bu kadar basit.”

        Bu sözlerden Başbakan’ın Ermenileri aşağıladığı anlamı mı çıkıyor, kendi üslubuyla “Kimliğini savunacaksın arkadaş, ağlamayana meme yok, etraftan laf edenlere de aldırmayacaksın” demeye çalıştığı sonucu mu? Bir insanın “Biz her türlü ‘öteki’liği bitirdik, Türkiye’yi herkesin Lazlığını, Kürtlüğünü, Aleviliğini, Sünniliğini savunabileceği bir ülke yaptık” diye övündüğü, muarızını ise şeffaf olmamakla, çekingen olmakla suçladığı bir konuşmada Ermeni kimliğini tu kaka etmesi mümkün mü?

        “Mümkün” diyorsak neye dayanarak, hangi icraata ve sabıkaya dayanarak bunu diyeceğiz? Erdoğan döneminin sabıkası şu an yapılan tezviratın tam tersine tekabül edecek türden değil mi? 1915 olaylarıyla ilgili yüksek profilli ilk taziye, bu iktidar döneminde yayınlanmadı mı? Bir ilk değil miydi? Bu iktidarın farklı inanç gruplarını ötekileştirip yok saydığına ilişkin somut delillerimiz, Cumhuriyet tarihindeki en geniş kazanımlara sahip olduklarını gösteren verilerden daha mı çok? Çok diyorsanız AK Parti döneminde koruma altına alınan 742 kiliseyi nasıl açıklayacaksınız? İlk kez Erdoğan Türkiye’sinde koruma altına alınan 69 manastırı, 63 şapeli, 24 havrayı, 18 sinagogu ve 1 bazilikayı nasıl açıklayacaksınız? (Veriler 2010 tarihine ait, şu ana kadar sayıların daha yükseliş olması olası.)

        Sembolik değeri tartışılmaz olan Van Akdamar Kilisesi’nin, Diyarbakır’daki Surp Giragos Kilisesi’nin, Kumkapı Meryemana Kilisesi ve Mektebi Vakfı’na ait olan Vortvoks Vorodman Kilisesi’nin restore edildikten sonra ibadete açılmasını nasıl açıklayacaksınız?

        Dağılmasına veya dağıtılmasına karar verilmiş tüm vakıfların tekrar açılmasına ve kanunlar çerçevesinde faaliyette bulunmasına imkân sağlanmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresine bırakılan gayrimenkullerin de iadesi yoluna giden bu hükümet değil mi?

        Devleti Türk olmayanlara her sabah Türk’üm, doğruyum dedirtmekten vazgeçiren de Erdoğan değil miydi?

        Bütün bunları düşününce insan soruyor: Sorunlu ve ırkçı bir zihin bunları yapmaktan kaçınmaz mı? Yahut şu: Bu kadar emek sorunlu bir zihniyetten yüzde bir oy gelecek diye çöpe atılır mı?

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar