Adıyaman'dan Elbistan'a Notlar
Son birkaç günde Adıyaman’dan Elbistan’a kadar olan deprem bölgesindeydim. Adıyaman şehir merkezini, Gölbaşı ilçesini, ardından Nurhak üzerinden Elbistan’ı görme imkanım oldu.
Sözü uzatmadan gördüklerimi, tanık olduklarımı ve yine mümkün olduğunca birkaç önerimi paylaşacağım.
Daha Adıyaman havalimanına indiğiniz andan itibaren karşı karşıya olduğunuz acının ve yıkımın izlerini görmeye başlıyorsunuz. THY’nin düzenlediği ek uçuşlarla İstanbul ve Ankara’ya gitme telaşındaki yorgun insanlar. Havalimanı personelinin kendi kayıplarına rağmen gösterdikleri fedakarlık. Farklı illerden takviye olarak gelen güvenlik görevlilerinin nöbetleşe uyuduğu odayı ve şartlarını görünce zaten kelimeleriniz tükenmeye başlıyor.
Yer yataklarında uyuyup dinlenmeye çalıştıkları o odayı çekip sizlere göstermek isterdim. Ama o şartlarda bana çay bulmak için koşturan emniyet görevlilerine söz verdim, yapamıyorum.
Hemen çıkış bölgesinde İstanbul Bağcılar Belediyesi’nden gelen bir ekibi uğurladık. Yorgun ve hüzünlüydü hepsi.
ADIYAMAN SAHİPSİZ Mİ?
Adıyaman şehir merkezi…
Belki de yaşanan yıkımın en ağır ve şaşırtıcı bölümü burada. Ağır, çünkü çok sayıda bina yıkılmış ya da hasarlı. Şaşırtıcı, şehrin en işlek caddelerinde böyle bir yıkımın olması, Adıyaman’daki yapılanmaya dair en çarpıcı örnek ne yazık ki. Bugüne dair bir sorun mu, elbette hayır. Ancak bugünü de içine alarak söyleyelim. Bina yapımından seçilen zeminlere ve şehirleşme tercihlerine kadar çok ağır ihmaller ve yanlışlar var.
Belediye binasının yerle bir olması şehirde moralleri bozan bir özelliğe sahip. Günlerdir konuşuluyor zaten.
Oysa sabahın erken saatlerinde sohbet ettiğimiz Çevre ve Şehircilik ekipleri şu noktaya dikkat çekti: “Doğru tercihler, doğru sonuçlar üretir. Mesela valilik binası, adliye, yeni hastane ve daha pek çok devlet kuruluşuna ait binalar ayakta.” Okullarımızda da nispeten daha az zarar var, bu da önemli bir nokta.
Sonrasında ilk durağımız Sümerevler Mahallesi. Özellikle Mavikent Sitesi’nde yaşanan yıkım dehşet verici. Sitenin duvarına “kontrol edilmiştir” yazısı eklenmiş. Keşke Elazığ depremi sonrasında duvarları çatlayan bu site gerçekten kontrol edilmiş olsaydı.
Sitenin hemen karşısındaki hastane ise çok şükür sapasağlam. Hastane bahçesinde sohbet ediyoruz. Bu kadar acıya ve şehri gezdikçe tanık olacağımız sıkıntılara rağmen yaşama umutları gerçekten şaşırtıcı.
Sanki şikayet etmeyi bilmeyen bir şehir Adıyaman. Derdini anlatmakta zorlanıyor. Gezdikçe buna daha fazla inandım. Bunu aktarırken gelmek istediğim nokta çok farklı ne yazık ki.
Depremin ilk anlarından itibaren şehirde zaten çok ciddi yıkımlar oluşmuş. Ardından ikinci deprem hasarlı olanların da bir bölümünü yıkmış.
Hepiniz günlerdir bu yıkımlara dair yüzlerce görüntü ve fotoğrafla muhatap oldunuz. Ben size bir başka tabloyu aktarmak istiyorum.
Şehrin neresine gitsem, çadırkentler, enkazlar, parklar hiç farketmiyor. Konuştuğum herkesin kanaati aynı: “Adıyaman ilk günlerde kaderine terkedildi.”
Kimse kusura bakmasın, bu öyle bir propaganda çalışmasının ürünü filan değil. Onlarca insanla konuştum. Her görüşten ve hepsinin bu yönde bir kanaati var.
Birkaç temeli var dinlediğim kadarıyla.
Öncelikle Vali ve valilikten duyulan memnuniyetsizlik.
Yanı sıra belediye başkanı ve belediyeyle ilgili benzeri kanaat.
Tüm bunları besleyen bir diğer nokta, şehri temsil eden siyasetçilerin ilk andan itibaren felaketin boyutlarını yeterince dile getiremediği.
Elbette bu öyle bir felaket ki, Adıyaman Milletvekili Yakup Taşçı ve ailesinden çok sayıda insan hayatını kaybetti. Hepsine rahmet diliyorum.
Ama gördüğüm tablo bu. İnsanlar daha güçlü, hızlı ve sonuç alıcı refleksler bekliyor.
GENÇ YÖNETİCİLERE İHTİYAÇ VAR
Bu tabloyu Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’na da sordum.
Depremin ilk saatlerinde şehre gelmiş Adil Bey. İkinci depremi bizzat burada yaşamış. Kim görevini yapıyor, kim kimden şikayetçi bu polemiklere girmiyor. Sürekli şehirle temas halinde. Sadece şehirle değil elbette. Deprem bölgesinin tamamında yolların onarımı, havalimanları da kesintisiz çalışma kapsamında.
Kendisine belli bölgeleri gezerken eşlik ettim. Adıyaman Üniversitesi’nde kurdukları koordinasyon merkezini ziyaret ettim.
Gördüğüm şu. Kendi bünyesinde ne kadar kritik bürokrat ve ekip varsa hepsini bölgeye taşımış bakan. PTT, Karayolları ve diğerleri. Hepsi sahadalar.
Bir gözlemim daha. Koordinasyon merkezinde iki kaymakam ve beraber çalıştıkları ekibi gördüm. Mesela enkaz ve kurtarma çalışmalarındaki araçların sevkine dair bir sistem kurmuşlar. Kimse bir diğerinin ayağına dolaşmadan görev alanına gidiyor.
Gayet net söyleyeyim, genç ve dinamik mülki idarecilerin artık daha fazla öne çıkması lazım. Karar alma süreçlerini hızlandırmak için, teknolojiden ve dünyadan daha çok haberdar olan isimlere ihtiyaç var.
ÇADIRLAR TAMAM FAKAT
Çadırla ilgili ihtiyaçlar önemli ölçüde giderilmiş görünüyor Adıyaman’da. 25 binin üzerinde çadır dağıtılmış. Ancak geceleri -8 olan şehirde çadırlarda hayatı sürdürmek hiç kolay değil. Yaşlılar, çocuklar ve engelliler için her şey daha zor. Kadınların ise apayrı sıkıntıları var, hele küçük çocukları olanların.
En büyük sorun nedir derseniz, açıkça temizlik ve tuvalet derim. Bu konuda mesafe almakta hemen her bölgede zorluklar var. Kış şartları ve şehir şebekesi, kanalizasyonla ilgili sorunlar durumu daha da ağırlaştırıyor.
“Eviniz uygundur” değerlendirmesi yapılan insanlar hala depremin yarattığı psikolojiyle evlerine giremiyor. Onları haksız bulmak mümkün mü? Şimdi dört gözle konteynerler bekleniyor. 17 bin adet için bir planlama yapıldığını öğreniyoruz Bakan Karaismailoğlu’ndan.
İster istemez size birazcık tebessüm ettiren kareler de var.
Mesela çadırkentlerde çocuklar için oyun alanları düzenleniyor. Şimdiden oyuna dalmış bir kısmı.
Stadyumun etrafındaki bölgede ise pek çok çalışma yan yana yürüyor. Yemekler yapılıyor, kesintisiz biçimde insanların ihtiyaçları giderilmeye çalışılıyor.
Bu depremlerde Türkiye’nin dört bir yanından gelen şöhretli aşçılarımızı gerçekten yürekten takdir ettik. Ben de Adıyaman’da yemek yapan ve deyim yerindeyse 24 saat çalışan bir grup aşçıyla tanıştım. Nevşehir Ticaret Odası’nın desteğiyle gelmişler. Varolsunlar.
Şehrin her yanında müthiş bir dayanışma var. En çok dikkatimi çeken Beşir Derneği ve İHH. Yanı sıra yurdun dört bir yanından gelen belediyeler, yardım kuruluşları, tek başına arabasını donatıp koşturan gönüllüler.
Peki bu dayanışma ve yardım akışı ne kadar devam edebilir. Çoğumuzun endişe ettiği gibi insanlar bir süre sonra kaderlerine mi terkedilecek?
Bunu cumartesiye bırakıyorum. Çok önemli sorunlar var bu alanda.
GÖLBAŞI FAY HATTININ ORTASINDA
Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesi, depremde ağır hasar alan merkezlerden. Şehrin fay hatlarının adeta tam üstüne kurulduğunu yıkımın izlerini takip ederek görebiliyorsunuz.
Bu kadar yıkımın yanında başka bir tuhaflık var. Kamuoyunda çokça gördüğümüz bir binanın fotoğrafını ben de çektim.
Gölbaşı’nda çok sayıda bina yıkılırken, pek çoğu da öne ya da geriye doğru yatmış durumda. Kullanılması mümkün olmayan bir halde.
Soğukta koşturan bir TEİAŞ görevlisiyle konuşuyoruz. “Bu binaların altından sular akıyor abi. Adı üzerinde burası Gölbaşı, hepsinin altında dereler akıyor hala. Buraya ev yaparsan yamulur da yıkılır da.”
Onunla sohbet ederken Trabzon Şalpazarı’ndan gelen görevlilerle sohbet edip yola çıkıyoruz tekrar.
ELBİSTAN’DA MANZARA ÇOK AĞIR
Gölbaşı’nın ardından depremin en ağır yıkımlarından birini yaşayan Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine ulaşıyoruz. Adıyaman-Elbistan arası yaklaşık 160 km ve önemli bir bölümü dağ yolu. Yollar depremde ağır hasara uğramış, ancak bunlar büyük ölçüde hızla giderilmiş.
Elbistan’da manzara dayanılır gibi değil. Abartısız şehrin yarıya yakını ya yıkılmış ya da yıkılması gerekecek noktada.
Koordinasyon merkezi Fatih İlköğretim Okulu’nda kurulmuş. Neredeyse şehirden herkes bu binanın çevresinde toplanmış gibi.
İki il valisi gelmiş bölgeye. Aksaray Hamza Aydoğdu ve Samsun Zülkif Dağlı.
Elbistan ağır yaralı. Dahası geceleri -20’yi bulan yakıcı bir soğuk var. O yüzden çadırlarda bir hayatı sürdürmek gerçekten çok zor. Belki de en acil konteyner gelmesi gereken merkezlerin başında burası var.
Sonrası, şehir yeniden kurulacak. Başka çare yok mevcut tabloda.
Fakat iki valinin yanı sıra, hem AK Parti’den, hem de CHP’den milletvekilleri ve pek çok şehirden gelen belediye başkanları ve görevlileri, ciddi bir uyum sağlamışlar. İnsanların merkezin etrafında toplanmaları bu yüzden.
Çarşamba belediyesi yemek dağıtıyor, bir diğeri araçlarıyla yollarda, enkazların başında. Sultanhanı Belediyesi tam kadro orada. Düzce’den gelen pek çok araç var.
Aksaray Valisi Aydoğdu, kendi görev yaptığı şehirden de ciddi yardımlar organize etmiş. 150 tır yardım gelmiş Elbistan’a. Üstelik Aksaray’dan pek çok isim de bizzat orada. Ticaret Odası Başkanı Emin Koçak, pek çok işadamı ve sivil toplum lideri Elbistan’a katkı sağlamaya çalışıyor.
Yaşanan bunca aksaklığa rağmen bizi ayakta tutan dayanışmanın öncüleri bu insanlar.
GENÇLERE UMUT VERİLMELİ
Adıyaman-Elbistan hattına dair bir gözlemimi daha paylaşmak istiyorum kısaca.
Birincisi insanların psikolojisi çok derin etkilenmiş ve buna dair dokunuşların artırılması gerekiyor.
İkincisi, gençler önce ekonomik kriz, ardından depremle birlikte ciddi bir umutsuzluk içindeler. Bir an önce imar süreçleriyle birlikte yeni iş imkanları hızlandırılmalı. Hatta bu süreçlerin özellikle bölgedeki gençlere iş imkanı sağlaması planlanmalı.
Üçüncüsü, bu bölgelerde şehirler yeniden inşa edilirken, deprem başta olmak üzere her alanda örnek alınacak bir modelin arayışına girilmeli. Aksi takdirde 10 gün içinde 10 ilde milyonları aşan göç hareketini durdurmak ya da geriye döndürmek mümkün olmayacak.
Yerleşik ahalinin göç ettiği bir bölgede dengeleri kurmak sanıldığından çok daha büyük zorluklar taşıyabilir.