Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        FEDERASYON tartışması, Öcalan'ın Nevruz mektubu ve çözüm süreci aktörlerinin açıklamalarıyla tekrar alevlendi.

        PKK'nın, bir süre önce Özgür Suriye Ordusu ile 10 maddelik anlaşma imzalaması sonrası Türkiye ve Irak'tan militanlarını Şam yönetimine karşı savaşmaları için yollaması da bu adımın bir parçası olarak değerlendirildi.

        Açıklamalara bakıldığında amaç belli: Irak, Suriye ve ileride İran'daki Kürtlerin de katılımıyla Türkiye önderliğinde federasyon oluşturmak.

        Arkadaşım Ömer Faruk Günel'in cenazesinde karşılaştığım Hüsnü Doğan ile sohbetimiz dönüp dolaşıp federasyon tartışmasına geldi.

        Ölümünden hemen önce Köşk'ten inip birlikte parti kurmayı planlayan Özal'ın, dayısının oğlu da olan Doğan, "Hatırlıyorsun değil mi, Özal federasyona karşıydı" dediğinde anımsadım.

        Merhum Turgut Özal, o dönemde benzer şekilde konu gündeme geldiğinde, "Federasyon tartışılmalı" demiş, ortalık birbirine girmişti.

        Oysa dün Doğan'ın da anımsattığı gibi Özal bunun federasyonun neden yanlış olduğunu herkesin görmesi için tartışılmasını istemişti.

        Özal'ın, "Kürt aydınların özellikle bu tartışma sonucunda nelerin olabileceğini açıkça görmeleri ve federasyondan uzak durmaları" gerektiğinin altını çizmesi de bundandı.

        ZARARI KÜRTLERE

        Çünkü federasyona gidilmesi durumunda en büyük zararı Kürtlerin göreceğine inanıyor,

        Batı'dan hiçbir zaman kopmaması, hatta ülkenin çok daha fazla entegrasyonunun sağlanması için formül geliştiriyordu.

        Bu amaçla hedefinde de federasyon değil, "eyalet sistemi" vardı.

        İl sayısının artırılıp, bugün Ege, Akdeniz, Karadeniz, Güneydoğu diye sıralandığı gibi aynı isimle 7 ayrı bölgeye dayalı eyalet sistemi kurulmasını istiyordu.

        Bunu yaparken, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerle kaynaşmayı artırmak için, örneğin Doğu Anadolu'daki bazı illeri Karadeniz Eyaleti'ne, Güneydoğu'da bulunanları da Akdeniz Eyaleti'ne katma planındaydı.

        Böylece eyaletlerde herkesin ortak paydanın sağlanması, birinin diğerine, "Burası bizim, haydi sen kendi eyaletine..." demesinin önüne geçilmesiydi.

        Kandil'e de, PKK açısından o zamanlar önemli merkez olan Şam'da yaşayan Öcalan'a da yolladığı mesajlarda bu vardı.

        Aramızdan ayrılışının 20'nci yılına bir hafta kala Özal'ın düşündükleri bunların ötesinde değildi; bugün birilerinin söylediğinin tam tersiydi.

        SURİYE AÇMAZI

        Irak nasılsa, Suriye konusuna bakışı da bundan farklı değildi.

        "Genetik devlet" olarak gördüğü İran üzerindeki hassasiyeti ise çok daha yüksekti.

        Oysa bugün "PKK'nın silahlı güçleri Suriye'ye yollanıyor" veya "İran'daki Kürtlerin de bu oluşuma katılması sağlanacak" demeçleri açıktan dile getiriliyor.

        PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD ile Özgür Suriye Ordusu arasında anlaşma imzalanmasına aracılık yapılıyor.

        Peki, şu sorunun yanıtının da bulunması gerekmiyor mu?

        Silahlı bir güç olarak Suriye'nin kuzeyinde toprak elde etmiş PKK, yine kimin kontrolünde olacak?

        Veya Suriye sorununun bitimiyle birlikte ne yapacak?

        Herhalde "Tamam burada işim bitti, bahçede, portakal zeytin toplayayım" demeyecek...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar