Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BDP'li Sırrı Sakık, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu ekranda dinledikten sonra şöyle dedi:

        "CHP'yi sürece mutlaka katmamız lazım. O zaman süreç daha sağlıklı işler. Kemal Bey (Kılıçdaroğlu) doğru şeyler öneriyor. Tüm Türkiye'nin demokrasiye ihtiyacı var..."

        AK Parti'nin de bunu görmesi gerektiğini söyleyip Genel Kurul'a girdiği andan itibaren sanırım umudu tükendi.

        AK Parti, "çözüm sürecini takip", CHP'nin de "toplumsal mutabakat" amacıyla verdiği önergeler birleştirilince kıyamet koptu.

        CHP, kurulacak komisyonun istedikleri olmadığını belirtip önergeden milletvekillerinin imzalarını çektirdi.

        AK Parti de İç Tüzük'ten yararlanıp CHP milletvekillerinin yerine kendi milletvekillerine imza attırarak önergenin hayatta kalmasını sağladı.

        Bu da CHP'nin sinirlerini germeye yetti:

        "Biz böyle bir komisyonda olmak istemiyoruz; biz 'Sorun nasıl çözülür' diye araştırma isterken, AKP kendi başlattığı sürece destek için komisyon kuruyor. Bu hiledir... "

        UZLAŞI ARARKEN

        Aranan uzlaşı orada tükendi, ülkenin en önemli konusu üzerinde ortak irade aramak yerine siyasi taktiğe teslim edildi.

        AK Parti'nin kendi önergesi dururken CHP'nin önergesine saklanıyor gibi yanlış bir algının ortaya çıkmasına neden olundu.

        Daha önemlisi, birlikte hareket etmeye hazır bir zemin yaratılması istenirken CHP gereksiz yere uzaklaştırıldı.

        Bundan sonra oluşturulacak komisyon için ne kadar, "CHP'nin de önergesiydi, kendi önerilerini desteklemediler" denilirse denilsin, bir şey ifade etmeyecek.

        Çünkü CHP'nin, MHP gibi üye vermediği bir komisyonda AK Parti'nin BDP ile vereceği görüntü ve alacağı kararlar toplumsal uzlaşıya katkı sağlamaz.

        Tam tersine, ikili görüntü kamuoyunda ciddi soruna yol açar; çatlağı genişletir.

        MİLLİYETÇİ AKIM

        Benzer durum bir başka açıdan MHP için de geçerli.

        Bir süredir MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin, "Öl de ölelim, vur de vuralım" diye slogan atan gençlere, "Ona da sıra gelecek" yanıtı vermesi eleştiriliyor.

        Eğer çatışma yerine tartışma kültürünü tabanına aşılamak için 14 yıldır uğraş vermeyen, ülkücü hareketi sokaktan uzaklaştırmak için didinmeyen bir Bahçeli olsa, bu sözden dolayı eleştirilebilirdi.

        Ancak düne kadar sokağa hâkim olan Bahçeli'nin bu sözünün, "Zamanı var" diyerek öteleyen teskin edici bir tarafının olduğu da göz ardı edilmemeli.

        Çünkü asıl tehlike, 14 yıldır önüne geçtiği çatışmacı ruhun Bahçeli'nin frenleyemeyeceği, MHP'yi de aşan bir boyuta ulaşmasıdır.

        Bunun örnekleriyle de yakın geçmişte Bozüyük, Dörtyol, Sinop'ta karşılaşıldı.

        Bugün de çatışmacı ruhu hortlamak için birilerinin fırsat kolladığının örnekleri ortada duruyor.

        Örnek mi; Dicle Üniversitesi'nde Hizbullah ile BDP taraftarı gençler arasında çıkan kavga...

        Daha ilginci, milliyetçi kesimden bir tek katılım olmadan birkaç gündür sürüyor.

        Farklı bir versiyonunun bir başka yerde ortaya çıkmayacağını kimse garanti edemez.

        Meclis'te dün ortaya çıkan çatışmacı görüntü de buna fırsat arayanlara daha fazla rüzgâr olur...

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar