Tevkil edilmiş terör teşriki
İnşaat işi yapanlar arasında çokça rastlanır.
Bir iş için sözleşme yapan firmanın, üstlendiği yükümlülüğün bir bölümünü başka bir şirkete, taşerona devretmesidir.
Hukukta tevkil etme; alt vekâlet verme yetkisi de denir.
Vekilin, yükümlülüklerini yerine getirme sorumluluğunu kendi adına yaptığı sözleşmeyle başkasına devretmesidir.
Bunun teşriki; yani ortaklığı da söz konusudur.
Birbirinin yerine davalara giren avukatlar arasında da “tevkil etmeye” sıklıkla rastlanır.
Konuya hukuk terimiyle girmemin nedeni, yeni dünya düzeninin tevkil edilmiş savaş düzenine geçmesinden dolayı...
Çünkü iş vekil savaşından çıktı, vekilin vekilleri de işin içine girdi...
Suriye’deki duruma bakıldığında bunu net görmek olası.
El Kaide, asıl olarak Afganistan’ı mekân seçmiş, Yemen’de etkinliğini korumuş bir örgüt.
Ancak Suriye’de, El Nusra aracılığıyla eylemlerini gerçekleştiriyor.
Yani işi tevkil etmiş bulunuyor.
Benzer bir durum Hizbullah için de geçerli.
Türkiye yakın zamana kadar Lübnan özelinde Hizbullah konusunda farklı bir tutum gösterdi.
Ancak bugün gelinen noktada Şam yönetimi için İran kontrolünde alanda savaş veren bir örgüt.
BAĞLANTILARI...
PKK da bu işin ötesinde değil...
Nitekim Ankara’daki hain saldırıyı gerçekleştiren kişi hakkındaki tüm veriler daha 24 saat geçmeden elde edildi.
Gençliğinin baharında intihar saldırganı yapılmış Salih Neccar isimli 1992 Amude doğumlu genç.
Türkiye’ye 2014’te giriş yaptığı günden bu yana Diyarbakır başta olmak üzere nerede ne şekilde kimlerle temasta olduğuna ilişkin verilere ulaşılmış.
Hükümet çevrelerinin aktardığına göre bütün veriler PKK ile bağını ortaya koymuş.
Şimdi siz istediğiniz kadar “Bizimle bağlantısı yok, eylemi biz yaptırmadık” deyin, sonuçta burada da açık tevkil edilmiş terör söz konusu.
Çünkü PYD-YPG’nin PKK ile bağını, teşrikini; lojistik desteğiyle yol alabildiğini de bilmeyen yok.
NE OLACAK?
Ankara, askeri servis araçlarına intihar saldırısıyla ilgili bütün detayları dün BM Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyelerinin büyükelçilerine aktardı.
Buradaki amaç, Türkiye’nin PYD’ye dönük top atışlarını durdurmasını sözlü isteyen BMGK üyelerine, durumu tüm netliğiyle sergilemek.
Bunun sonrasında sınır ötesinde PYD’ye dönük bir hareket gelir mi?
Hükümetten aktarılan görüş, kısa vadede sınır ötesi operasyonu beklemenin doğru olmayacağı yönünde.
Suriye’ye girildikten sonra yaratacağı etkinin de çok iyi değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi, “Kendimizi PYD ile DAEŞ arasında bulabiliriz” kaygısı dile getirildi.
Ancak şurası da kesin ki, Suriye sınırının 450 kilometresinde muhatabı olan PYD’ye dönük bakışı da gittikçe sertleşen bir ton alıyor.
Yükseldikçe çok daha sıkıntılı bir noktaya ulaşacağı da güvenlik birimlerinden gelen şu cümlede kendini buluyor:
“Belki 2 yılımız sıkıntılı geçer, ama sonrasında 50 yılı kurtarırız, rahat geçiririz...”
Ancak unutulmamalı ki, Suriye’ye girildi mi sonrasının ne olacağını anlamak için yakın geçmişte Irak’a girenlere bakmakta yarar var...