Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yine gayrı resmi rakamlara göre 7 binden fazla şehit verilirken, 10 bine yakın da askerimiz yaralandı. Hala tam sayısı bilinmemekle birlikte, kundaktaki bebekler dahil binlerce sivil vatandaşımız hayatını kaybetti.

        Bu süreçte onbinlerce terörist öldürüldü. Ama sadece silahlı mücadelenin yeterli olmadığı, örgüte katılımların önüne geçilmesi ile bölgede PKK’nın marjinalize edilmesinde atılması gereken sosyal adımların yetersizliği anlaşıldı.

        Yani TSK’nın silahlı mücadelesinin başarısının gerisinin getirilmesi ve kalıcılığa çevirilmesi için gerekli adımların atılmadığı görüldü.

        Son Şırnak, Şemdinli ve Dağlıca saldırılarında bir kez daha bu gerçeklerle yüzleşildi.

        Üzerine PKK’nın perde arkasında yabancı güçler tarafından nasıl Türkiye’ye karşı kullanılabildiği ve örgütün nasıl rahat adam bulabildiği de anlaşılınca resmin soğuk yüzü kendini iyice hissettirdi.

        Ancak şimdi ise PKK terörü ile mücadele konusunda terör örgütünün son iki aydaki Türkiye’yi yasa boğan son saldırıları sonrası tarihte görülmemiş bir seferberlik başlatıldı.

        Sadece silahlı mücadele değil, terörün bitirilmesi adına Washington’dan Bağdat’a, Kandil Dağından, Kuzey Irak’a ve Güneydoğu Anadolu bölgesine hatta Avrupa başkentlerine dek uzanan geniş bir cephede siyasi-ekonomik-diplomatik eksende stratejik cepheler açıldı.

        Yani topyekün bir ulusal harekat.

        Hatta, Anavatan Partisi’nden bu yana bulunduğu görevleri nedeni ile devletin kurumsal hafızalarından biri olan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’e göre, bugüne kadar Ankara’nın askeri ve sivili ile tarihte ilk kez bu kadar koordineli, samimi ve kararlı olduğu bir süreç başladı.

        Önce Kuzey Irak’taki Kürt grupları ve dolayısıyla Türk sınırına elini kolunu sallaya sallaya sızan PKK’yı şımartan ABD köşeye sıkıştırıldı. ABD, Bağdat yönetimi ve Avrupa ülkelerine, ‘bedeli ne ise ödenecek ve gereken yapılacak’ mesajı verilerek bir dizi psikolojik ve siyasi sınır ötesi harekat için düğmeye basıldı.

        Sınır ötesi harekat hazırlıkları, Meclis tezkeresi, TSK’nın yetkilendirilmesi, ABD ile ortak istihbarat paylaşımı ve Kuzey Irak’ın içlerinin Türkiye tarafından yoğun ateş destek unsurları ile dövülmesi de bu paralelde gecikmedi.

        Şimdi,koordineli kombine harekat konseptinde kimilerine göre de 60 maddelik bir özel paket üzerinde çalışılıyor.

        Askerler ve hükümetin birlikte üzerinde çalıştığı iddia edilen bu süreç özellikle Beyaz Saray’da Erdoğan-Bush zirvesi sonrası daha da bir hız kazandı. Ankara’da sessiz ama hummalı bir dönemden geçiliyor.

        Peki ne olacak?

        ‘Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir’ diye bir söz vardır.

        Acaba hevesle çıkılan yolda kısa süre içinde şevk kaybolacak ve olması muhtemel ufak bir olay veya terör eylemi ile, ‘Ulan ben sizin’ denilerek, yumruklar havaya savrulup geçmişte örneklerinde olduğu gibi en başa mı dönülecek?

        Yoksa bu alkış alan sağduyu ile Ankara’da devletin ilgili kurumları arasında işbirliği kaybolmadan PKK bitirilene dek yola devam mı edilecek?

        Veya popülizm tuzaklarına düşülmeden, ‘Ben ne yaptığımı biliyorum. Kim ne derse desin bu ülke için kulaklarımı tıkayıp yola devam edeceğim mi’ denilecek...Burada en kritik sorular bunlar...

        Tabii bir de terör örgütünün çözülmesi, kopmaların önünün açılması adına bu paketin ne dereceye kadar bir af yasasına dönüşüp dönüşmeyeceği. Ben bu bağlamda askerlerin af gibi bir yaklaşıma da sıcak bakacağını pek sanmıyorum...

        Her ne kadar hükümet üyeleri de kesinlikle bir af olmayacağını söylese de, Ankara’da, terör örgütünün lider kadrosunu kapsamayan eve dönüş veya pişmanlık yasası benzeri bir girişim olacağından kuvvetlice bahsediliyor.

        Sonra da şu ekleniyor...’ terör örgütüne üye olsa da, dağ kadrosunda yer alsa da eylemlere katılmayanlar kısa bir prosedürün ardından evlerine dönecek’.

        Keşke söylemek kadar, bunu içine sindirerek yapmak da kolay olsa...

        Çünkü... gelen terör örgütü mensuplarından hangisinin masum olduğunu hangisinin askerlerimizin kanında parmağı olduğunun nasıl anlayacağız?

        Bütün bunlar olurken, yaralı Türk kamuoyu vicdanında dönüşü nasıl sağlayacağız?

        Bu işler çok zor...

        İnsanların aklında hala şehit babalarının cenazelerinde, dedeleri ile annelerinin kucağında ayakkabıları olmayan zavallı çocukların görüntüleri var. Hala akıllarda şehit babasının tabutunun üzerinde herşeyden habersiz oyuncak arabasını süren çocuklar var. Hala, akıllarda babalarının naaşına donmuş şekilde baka kalan tanrı bakışlı şehit çocukları var.

        O yüzden hükümetin önce kendisi için kamuoyunun vicdanına dönüş yasası çıkarması şart. Suçluyu anlayabileceği bir hukuki adil altyapıyı kurması şart.

        Bir de, bunun herkese çok iyi anlatılması gerekiyor...’Ben devletim. Devlet kandırılmış gençlerini affetme büyüklüğüne ve şefkatine sahiptir ama çocuklarımızı şehit edenlerden de en ağır şekilde bunun hesabını soracaktır’ diye açıkça söylenmeli. . Bunlar olmaz ise, kamuoyunun asla ve asla vicdanında devletin affedilmeyeceğinin çok iyi bilinmesi gerekiyor

        Ne PKK ile bir pazarlık havası oluşmalı, ne de ABD dahil bir ülke ile anlaşıldığı gibi bir izlenim yaratılmalı...

        Yoksa, ‘Aaa gel ne güzel.. Demek masumsun...Tamam serbestsin..Al bir de sana para. Hadi git evde kahvede evde biryerlerde otur..’ demekle olmuyor.

        Ya da ilk önce oluyor gibi geliyor ama bir süre sonra bu dağa dönüş yasası haline dönüyor. Gerçekten örgütün kadrosunu tamamen çözseniz bile, onlara iş bulmayınca bir süre sonra dağa dönüşlerini izlemek zorunda kalıyorsunuz...

        Yani bu süreçte en belirleyicisi, ‘5-0 kazandım’ diye sevindiğiniz maçın bir anda 10 gol yiyebileceğiniz uzatma dakikaları...

        İnşallah çıkılan yol bu kez sonuç verir....Ama gerçekler de böyle...

        Neden bu kez, Türk gibi başlayıp İngilizlerden daha iyi bir şekilde Türklerin de bitirebileceğini gösteremeyelim ki...

        metehandemir@haberturk.com

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar