Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Adam Sandler’ı zeki olmayan ve kaba komedilerinden bilsek de arada yetenekli yönetmenlerin eline geçtiğinde bambaşka bir şekle sokulduğunu görebiliriz. Burada Thomas McCarthy, onu büyülü ayakkabı kavramından beslenen sıradan ayakkabı tamircisi kimliğine öylesine oturtuyor ki, kalıcı bir tür filmi ile yüzleşmek zor olmuyor. Güncel bir masal/efsane yaratan “The Cobbler”, zamanla bir Amerikan fantastik komedi klasiğine dönüşecektir. Filmi 39. Toronto Uluslararası Film Festivali’nde düzenlenen Adam Sandler, Ellen Barkin ve Thomas McCarthy’nin de katıldığı dünya prömiyerinde izledim.

        Bazen beklenmedik ekiplerin bir araya gelmesi, leziz bir birliktelik anlamına gelebilir. Misal Adam Sandler’ın seri üretimi abartabilen Happy Madison bünyesi altında kaliteli bir komedi filmine imza atması çok kolay değil. Ama keyif vermesi veya seyirciyi tatmin etmesi, kısıtlı zaman dilimine iki-üç proje sıkıştırmazsa mümkün olabilir. Thomas McCarthy ise komedi ile dramı bir araya getiren çizgisiyle, bağımsız sinemada bambaşka dostluk hikayelerinin anlatıcısıdır.

        İBRANİCE AÇILIŞ SEKANSI ARŞİVLİK

        Eve gelen Müslüman ziyaretçi ile yaşlı beyaz Amerikalının (“Ziyaretçi”), kişisel problemleri bir kasabada çözmek isteyen üç ötelenmiş kişinin (“Hayatın İçinden”) veya aile babası ile yan komşunun torununun (“Kazananlar Kulübü”), ‘karakter draması’ çatısını sağlamlaştırdığı görülebilir. Felfesi dozu ve insaniliği yüksek filmler ortaya çıkabilir. Yönetmen, daha ziyade çok göz önünde olmayan anti-kahramanların, genelde orta sınıfa mensup bireylerin sırlarını aralamayı seçer. Burada da benzer bir durum var. 1904’te açılan film, aslında “Ciddi Bir Adam” (“A Serious Man”, 2009) benzeri İbranice bir sekansla başlıyor.

        New York’ta kapkara bir ayakkabı tamircisine giren bir adam, Ealing komedilerinden fırlayan bir ‘dışavurumculuk’la ile sarılıyor. Devamında inadına İbranice akan sahnede tamirin önemine dikkat çekiliyor. Sonrasında günümüze geçildiğinde Max’in o dükkanı işlettiği ve artık işin kovboy ayakkabılarına, botlara kadar uzandığı, gelenekselliğin kaybolduğu ortaya çıkıyor.

        SOSYAL GERÇEKÇİLİĞE EĞİLİMLİ TABAN YÖNELİM DEĞİŞTİRİYOR

        Aslında bu birey, İtalyan Yeni Gerçekçiliği veya İran Yeni Dalgası’nın göbeğinde olsa, kendi ayaklarının üzerinde duran, sıradan ve fakir bir adamın dramına açılabilir. McCarthy’den beklenen de o. Ama kendisi her zaman işin içine bir mizah katmıştır. Payne, Reitman gibi isimlerle bu noktada kesişmiştir. Üstelik sınıfsal açıdan o kadar da alt seviyede bir tipleme yok. Yönetmen, burada elinde Adam Sandler olunca da ‘büyülü gerçeklik’, ‘masalsılık’ veya ‘fantastik ton’ fark etmeden bir şekilde çığır açacak bir işe imza atıyor.

        Bir anda giydiği ayakkabıların sahiplerinin kimliğine bürünen bu Yahudi ve akıllı adam ‘başka bir adamın ayakkabılarıyla yürü!’ emrini veriyor. Aile yadigarı bu yardımsever ve dostane büyüyü kullanmaktan gocunmuyor. Bunun devamında ise kendisini bir gangster entrikasının içinde bulurken, finaldeki sürprizle de şaşkına dönüyor. Sandler, “Little Nicky” (2000), “Click” (2006) ve “Gerçek Masallar”ın (“Bedtime Stories”, 2008) ardından dördüncü kez bir fantastik komedide karşımıza çıkıyor.

        Ama bu film, daha ziyade bunlardan Capraesk olan ikincisiyle akraba. McCarthy, belli ki yıllar boyu Capra’nın zaman zaman fantastik tarafı da olabilen kalıcı komedi filmlerini izleyerek büyümüş, onların felsefe de yapma arzusuna tutunmuş. Burada da Sandler’ı fazla sömürmeden o merkeze yerleştiriyor. Ayakkabı tamircisinin trajik hayatından ziyade dönüşüm geçirmesiyle yaşadığı çeşitlilik ve zorunlu macera karşımıza çıkıyor.

        AMERİKAN FANTASTİK KOMEDİ KLASİĞİ OLABİLİR

        Bir süre sonra fantastiğin manalı hale geldiği, Sandler’ın ise transeksüel, yaşlı, genç, siyahi fark etmeksizin her maskeyi giymekten keyif aldığı bir serüven beliriyor. Süresi haddinde duran “The Cobbler”, beden değiştirme komedisine Capraesk bir dokunuşta bulunarak iz bırakıyor. Ama bunu yaparken ‘Oz Büyücüsü’ romanı, ‘Külkedisi’ ve ‘Kırmızı Pabuçlar’ masalları ile The Twilight Zone dizisinin ‘Dead Man’s Shoes’ bölümünden hatırladığımız ‘büyülü ayakkabı’ motifinin yolculuğunu güncelliyor.

        Aslında McCarthy ve ortak senaristi bunların hiçbirini sömürmüyor burada. Aksine kendi hikayelerini yaratırken New York’taki Yahudi bir ayakkabı tamircisinin, alışkanlık haline getirdiği, sıkıldığı, babadan oğula geçen dükkanındaki mucize arayışını perdeye aktarıyor. Bu durum ister istemez sosyal gerçekçi mücadeleyi efsanevi hale getiriyor. Evsizlik taşlaması “Milano Mucizesi” (“Miracolo a Milano”, 1951) ile akrabalık şaşırtmıyor. Ama nihayetinde kısa sürede Amerikan fantastik komedi klasikleri arasında anılabilecek özgün bir eserle yüzleşiyoruz.

        FİLMİN NOTU: 7.5

        Künye:

        The Cobbler

        Yönetmen: Thomas McCarthy

        Oyuncular: Adam Sandler, Ellen Barkin, Dustin Hoffman, Steve Buscemi, Method Man

        Süre: 98 dk.

        Yapım yılı: 2014

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar