Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        90’larda çıkış yapan 2. Japon Yeni Dalgası’nın çok yönlü isimlerinden Sion Sono, “Aşka Maruz” ve “Soğuk Balık” ile başlayan Nefret Üçlemesi’ni “Aşk Suçları” ile tamamlıyor. Yönetmenin cinsellik, şiddet ve manga / çizgi roman estetiğiyle bildik hikayeleri ve kalıpları dönüştürme arzusunun bu 2011 tarihli örneği, kendisinin ilişki filmlerine ya da ‘Kedi Kadın’a (Catwoman) cevabı olarak anılabilir. Sono, burada sistemle derdi olan yönetmenlerde gördüğümüz hayat kadını filmi formülüne el atarken, Japonya’daki evlilik, din ve aile kurumlarıyla ilgili dertlerini ‘plastik suç’ ile dışavurduğu üçlemesinin cüretkar son halkasıyla yüzleşmemize olanak tanıyor. 11. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde yapılan Türkiye prömiyerinde izlediğim “Aşk Suçları”, meraklısına hafta sonunda !f Ankara’da da seyircilerle buluşacak.

        ‘Hayat kadını hikayeleri’ deyip sinema tarihinde dolaşmaya çıktığımızda hemen aklımıza “Hayatını Yaşamak” (“Vivre Sa Vie”, 1962), “Gündüz Güzeli” (“Belle de Jour”, 1967) ve “Claire Dolan” (1998) gelir. Aslında bu; cesur, ahlaki meselelere el atarak ‘ana akım sinema’nın karşısında duran yönetmenlerin görüşünü taşıyan bir ilişki filmi formülüdür. Sion Sono da ‘Nefret Üçlemesi’nde alaycı destansı aşk filmi ile kara komedinin ardından şimdi de çizgi romansı bir hayat kadını filmine uzanmış.

        Toplumda saklanan suçlar ve nefretler üzerinden yürüyen bir üçleme

        Bunlardan ilki olan “Aşka Maruz”da (“Ai No Mukidashi”, 2008) bir bacak arası fotoğrafçısının çevresini ‘manga’ karakterleriyle sararak sonuca ulaşan yönetmen, din ve muhafazakar toplumla ilgili dertlerini ortaya koymuştu. “Soğuk Balık” (“Tsumetai Nettaigyo”, 2010), bir şekilde evli bir adamın konformizmini eleştirmeye soyunurken, onun günahlarından çıkan sosyolojik metinleri de Coenesk bir zemine kavuşturmuştu.

        “Aşk Suçları” (“Koi no Tsumi”, 2011) ise yönetmenin Japon bireylerin ‘suç’ işlemeden önceki psikolojik, bastırılmış ve varoluşsal ivmelerini kendi yaklaşımıyla ‘alaycı’ hale getirdiği üçlemesinin son halkası. Sono, bu sefer bir kadının suçunu yani hayat kadını olup vücudunu satma meselesini yine yapıbozucu bir duruşla taçlandırıyor. Bunun devamında da bilinçaltındaki ‘nefret’ten yükselen hareketlenmeyi farklı bir zemine oturtuyor.

        Hayat kadını filmlerinin ‘Kedi Kadın’ı

        Yönetmenin filmografisinde korkudan aşk filmine uzanan bir skalada manga estetiği ve çizgi romansı karakterlerle sardığı yapı, burada Bunuel’in “Gündüz Güzeli” ile gerçeküstücü bir dünyaya kavuşturduğu hikayeyi merkez almış. Bu doğrultuda bir romancı ile evli bir kadının hayatındaki dönüşüm ya da ‘süper kahramanlaşma’ ana çatıyı oluşturmuş. Kutsal evine bağlı, markette çalışarak sıradanlaşan bir kadının, orta-üst sınıf mensubu bir bireyin hayatında olanlar ise filmin esas meselesine dönüştürülmüş

        Sono’nun burada koyduğu hedef ise kendi ‘arızalı’ bünyesine yakışan cinsten. Porno filmlerden başlayıp yeraltı dünyasındaki özel genelevlere uzanan cinsel serüvende Kauko adlı ana karakterin dünyasındaki ‘renkler’e odaklanmış yönetmen. Hayat kadını filmlerinin ‘Kedi Kadın’a cevabı olarak özetleyebileceğimiz bu süreç de aslında tam olarak o noktada start almış. Gündüzleri evinin kadını, hatta neredeyse hizmetçisi kıvamındaki karakterimiz, ‘tutku’yu ve ‘cinsel hazzı’ tatmasıyla birlikte bir anda Japonya’nın yozlaşmış yeraltı dünyasına kadar uzanmış. Anlayacağınız bastırılmış duygularını ‘suç’ ya da ‘zevk’ ile açığa çıkarmış.

        Çizgi romansı-mangaesk doku ve entelektüel referanslar

        Bu noktada “Aşk Suçları” pelikülden dökülenler yeşilden maviye, kırmızıdan sarıya uzanan filtreli arka plan görüntüleri ve çerçeveler ışığında bir çizgi roman kahramanının maceralarını ele alır hale gelmiş. Sono’nun başından sonunu gösterdiği bu ‘genelevler’ mahallesindeki gerçek meseleyi kavradığı omurga da şaşırtıcı bir şekilde işlemiş. Beş bölüm halinde resimli roman edasıyla ivme kazanan dünya; Franz Kafka’nın Şato’suna referans yapılan otelden özel kulübe ve hatta kılık değiştiren diğer karakterlere kadar hayali bir çizgi romansı dokuyu beraberinde getirmiş.

        “Aşk Suçları” da kimi polisiye referanslarıyla ana kitleyi ve Hollywood duruşunu elinin tersiyle iten şaşırtmacalı bir ‘rötuş’ sergilese de, esasen bu karakterin canavarlaşıp Hermes, Afrodit gibi mitolojik arketipler eşliğinde ulaştığı gerçekliğin sinemasını yapmış. Bu doğrultuda ilk kez ‘para alıp’ Hades’e (mitolojide cehennem) doğru yola çıkması da onun ‘zevkine seks’, ‘para için seks’, ‘kılık değiştirerek seks’ gibi varoluşsal açmazlardan geçmesine alan açmış.

        Özellikle sonlardaki elit genelev portresinin içindeki yaşlı kadın ve Hermes tipli beyaz şapkalı karakterin mangalardan kopup gelmesi de filmin ‘gerçekçi’ gibi yapan ilk bölümünü yıkmak için var zaten. Zira aşağısı ile yukarısı arasındaki renk farkı o kadar keskin ki Peter Parker’ın Örümcek Adam veya Clark Kent’in Superman olarak yaşadıkları ‘kimliksel değişim’leri hatırlatıyor fazlaca.

        Kedilerin yerini hayat kadınları almış

        Sono tarzı manga / çizgi roman kahramanı da elbette ya yapay kan ile ya da fazlaca cinsellik ile kendini kabul ettirme derdine düşüyor. Zaten bu kadın kahramanın Kedi Kadın’ın (Catwoman) utangaç Patience Phillips karakteriyle benzeşirken bağlandığı yer, kendi ayakları üzerinde duran figürün açıldığı çizgi romansı bir varoluş serüveninin ortası. Onun kedilerle geçirdiği evrimin burada bir hayat kadını ile ‘yeraltı ışıkları’ altında ‘yeniden doğum’ sürecine kavuştuğu gözlemlenebiliyor.

        Sono da ele aldığı formülün sinema tarihinde Jean-Luc Godard, Louis Malle ve Luis Bunuel’de gördüğümüz örneklerinin ötesinde bir işle, hatta bu konulardaki yetisini bildiğimiz Bigas Luna’nın renkli dokuyla yarattığı ‘pembe dizi’ estetiğini de farklılaştıran bir ‘cinsellik odaklı evren’ ile bizleri selamlıyor. Böylece kendi ilişki filmini suçlar, günahlar, evlilik, din gibi temalar üzerinden harekete geçirirken, muhafazakar toplumu eleştiren, inatçı bir sonla da nihayete erdiriyor.

        FİLMİN NOTU: 7.5

        Künye:

        Aşk Suçları (Koi no Tsumi / Guilty of Romance)

        Yönetmen: Sion Sono

        Oyuncular: Miki Mizuno, Makoto Togashi, Megumi Kagurazaka, Kazuya Kojima

        Süre: 110 dk.

        Yapım Yılı: 2011

        keremakca@haberturk.com

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar