Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Andrei Tarkovsky’nin “Ayna” ile oturttuğu; bir matemin etrafına hayat kesitlerini savruk bir şekilde yerleştirip, onların ‘renk dokusu’ ve ‘görsel etkileşimi’ ile yürüyen belleksel film modelinin 2011 temsilcisi. Lynne Ramsay, 1999’da “Sıçan Avcısı” ile oluşturduğu buna benzer stilize, hipnotik, bozucu ve ölümle ilgilenen dünyasında bu sefer orta yaşlı bir annenin peşine takılmış. Sinemaskop formatında ‘eklektik sinema teknikleri’ ile yürürken hikayeyi elinin tersiyle iten bir ‘matem filmi’ne imza atmış. Yönetmenin amacı ise aile içindeki ‘olağan suçlar’ın yaratacağı etkilere odaklanmak. Zira “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”, ölümün yaşama yön vereceği üzerine modern sinema etkili soyut bir auteur filmi. Kendi kimliğini kabul ettirmiş bir yönetmenin gözünden üreyen ‘sinemasal bir gösteri’ olarak da anılabilir. 36. Toronto Film Festivali’ndeki Amerika prömiyerinde seyrettiğim “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”, 8-15 Ekim 2011 tarihleri arasında düzenlenen 10. Filmekimi ve 8-14 Ekim 2011 tarihleri arasında düzenlenen 48. Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında Türk izleyicisiyle buluşuyor.

        İmgeler, ölüm, matem acısı, öznel bakış, bellek, lineer olmayan hikaye kurgusu gibi kavramlardan yola çıkan bir sinema anlayışı. Lynne Ramsay eğer ‘yenilikçi bir İngiliz kıta sineması’ diye bir şey varsa son 10 yılın bu alandaki en kilit ismidir. Hatta bir adım daha ileri gidersek “Sıçan Avcısı”nın (“Ratcatcher”, 1999) geleneksel İngiliz sosyal gerçekçi sinemasının ‘yıkılışı’ anlamına geldiği dahi söylenebilir.

        Tarkovsky ve Jarman’dan etkilenerek oluşturulan bir model

        Bu noktada da karşımıza çıkardıkları konusunda üç filmde auteurlük yetisine ulaşması sürpriz değildir kendisinin. Zira bozucu, stilize, eklektik ve belleksel numaralarla oluşturduğu vizyon sahibi film modeliyle başta Andrea Arnold olmak üzere sayısız ‘genç kuşak’ ismi etkilemiştir Ramsay. İskoç olması ise bu durumun değerini daha da arttırıyor kuşkusuz.

        Yönetmen gerçek bir modern sinema hayranı olarak, yedinci sanattaki hakim formülleri ve ana akışı bozmakla ilgili teknikleri harekete geçirmiştir. Buna istinaden kullandığı öğelerin ve bütünün fazlasıyla Tarkovsky’nin sinemasındaki ‘hipnotik’, ‘soyut’, ‘stilize’ ve ‘metaforik’ dünyayı hatırlattığı söylenebilir. İngiliz sinemasının 1970’lerde başlayan postmodern jenerasyonundan Derek Jarman’ın film modeli de bu sarsıcı vizyonda pay sahibidir. Zira onun farklı dönemlerden imgeleri birbiriyle tablo kalitesinde iç içe geçirip ‘olağan dışı-pastiş görüntüler’ yaratma görüşü Ramsay’nin çıkış noktalarından biridir.

        Alışılagelmedik bozucu sinema teknikleriyle yürüyen bir bellek evreni

        Zaten “Kevin Hakkında Konuşmalıyız”ın (“We Need Talk About Kevin”, 2011), Radiohead’in üyelerinden birinin yavaş-hızlı tonlar arasında gidip gelen soundtrack’inden yola çıkması, bu eklektik dokunun gerçeklerini fazlasıyla anlatıyor. Buna istinaden “Sıçan Avcısı”nın açılışına benzer, arkası siyah bir perde görüntüsü ile açılması şaşkınlık yaratmıyor. Onun ardından gelen üst açıdan kırmızı bir filtre ile Tilda Swinton’ın ‘oryantalist ve kanlı bir mekan’da gösterilmesi de tesadüf değil. Böylelikle bizim ‘regl dönemi mi?’, ‘savaşın etkileri mi?’, ‘cinayet mi?’ gibi soruları sormamıza alan açıyor yönetmen.

        Ramsay’nin esas amacı sıçramalı kurgu, bakış açısı kamerası, çok yakın planlar, objektif bozulumları, renk filtreleri, 16 mm gibi görsel öğeleri ‘oyunlu’ hale getirip bunlardan imgesel bir bütün yaratmak. Sergio Leone, Michael Mann, John Woo, Wong Kar-Wai gibi isimlerin stilize dokusuna yakın duran bu yaklaşımın onlardaki gibi bir ‘türsel’ açılımı yok.

        Zira Ramsay daha çok bir sıkıntıyı ve bir ölümün yol açtığı matemi ele almak için perdede karakterlerin gel-gitlerini odağına almayı seçen bir isim. Bunun arkasına da neden-sonuç ilişkisini tamamen yıkıp ‘ana karakterin psikolojisini öne çıkarma’ eğilimini ekler. Freudyen öğeler toplamından ise stilize bir yapı dokur.

        Her modern sinema ustası gibi ölümün çevresinde ilerler

        Burada da aynı şeyi ‘kötü bir olayın ya da ölümün ardından bir annenin yaşadıkları’na odaklanarak yapıyor. “Sıçan Avcısı”ndaki işçi sınıfına mensup çocuğun ve “Morvern Callar”daki (2002) apartmanda kalan genç kızın ardından bu sefer de orta yaşlı bir kadının ‘hüzün’ünü perdeye aktarmış. Ölümün etrafında döndüğünü ilk karede anladığımız Ramsay’esk karakterler de aslında hayatsal açılımlarını böylesi bir ‘dönüş’ ile perdeye yansıtmayı seçmiş.

        Zira ölüm, onlar için kırılma, yeniden başlama, kendini sorgulama ve olaylara adapte olma anlamına geliyor. Yönetmenin de burada oluşturduğu eklektik yapısında filtrelerden yabancılaştırıcı minimalist açılara kadar böylesi bir çizgisi var. “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” sömürüye açık ‘aile ilgisizliğinden mağdur olup deliren ilk çocuk’ meselesinin ‘suçsal’, ‘ölümsel’ ve ‘psikolojik’ bir vizyonu olarak anılabilir.

        Yaşam çarkının gerektirdiği suçların sinemasını yapıyor

        Bu noktada ismin bir ‘somutluk’ göstermesi de egosantrik amacını ortaya koyuyor yönetmenin. Nihayetinde finalin filme göre biraz fazla ‘umut’lu durmasını eleştirecek olsak da Ramsay’nin burada 2.35:1’e sıçrayarak sinemasını daha da geliştirdiğini görebiliyoruz. Kara film gibi türsel bir alana kaymak istememesinin yanında, ‘günlük yaşamın beraberinde getirdiği suçu ya da günahı’ perdeye aktarırken ölümü denge unsuru olarak kullanması en önemli kozu.

        “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” da işte bunun sinemasını yapıyor. Hem de auteur dokusunu çoktan yakalamış bir yönetmenin katkısıyla. Filmin Tarkovsky’nin “Ayna”sının (“Zerkalo”, 1975) izini sürmesi ise o eserin bir olay üzerinden ‘bozulmuş hikaye kurgusu’ ile akan yapısının bıraktığı izleri gözler önüne seriyor. Renksel anlatımı farklı bir boyuta taşıyıp metaforları adeta sokakta duran karakterlerin yanlarına yerleşen öğelerle devreye sokarak elbette… Bu da bellek temsilinin ‘Jarman’sal vizyonunu ortaya koymuş. Lafın özü ‘Ayna modeli’nden yeni bir şey çıkarma amacında birkaç son adım dışında başarıya ulaşmış Ramsay.

        Künye:

        Kevin Hakkında Konuşmalıyız (We Need to Talk About Kevin)

        Yönetmen: Lynne Ramsay

        Oyuncular: Tilda Swinton, John C. Reilly, Ezra Miller, Siobhan Fallon, Ursula Parker, Jasper Nawell

        Süre: 112 dk.

        Yapım yılı: 2011

        keremakca@haberturk.com

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar