Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        250 milyon dolarlık bir masal filmi. Jonathan Swift’in ‘fantastik macera’ romanı, günümüze dek sayısız kez sinemaya uyarlansa da hiç de buradaki gibi özündeki ‘peri masalı’ konseptini kullanamamıştır kuşkusuz. Öyle ki “Şrek”in izinde kopyala-yapıştır bilgisayar animasyonları ile tanıdığımız yönetmen Rob Letterman, burada kendi “King Kong”unu yaratıyor adeta. Popüler kültür referanslarıyla ilerleyen, müzikal koreografisi, düello sahnesi, savaş sahnesi gibi bölümleriyle B sınıfından A tipine geçen fantastik sinema için keyif kat sayısına zirve yaptıran bir eser karşımızdaki. Uzun lafın kısası 7’den 70’e bir eğlence depolaması sunuyor bu yeni “Gulliver’in Gezileri”.

        Artık moda oldu. “300” (2006) ve “Watchmen” (2009) ile parlayan Zack Synder’ın bir animasyon yönetmesine veya “Şrek” (“Shrek”, 2001) ile zirve yapan Andrew Adamson’ın iki Narnia filmini çekmesine şaşırmıyoruz. Bu durumun yepyeni örneği Rob Letterman. DreamWorks bünyesinde son altı yılda ürettiği animasyonlarla, alanın Hollywood kolunun en dikkat çekici ismi olan yönetmen bol efektli bir fantastik maceraya el atıyor bu kez. Jonathan Swift’in ‘Gulliver’in Gezileri’ romanının kurmaca uyarlamasına.

        Animasyonlarının kopyala-yapıştır evrenini çekinmeden kurmacaya da transfer etmiş

        Aslında oluşturulan kadro da bir hayli ilginç. Filmin çok yönlü bir seyirlik sunması için her şeyin hazırlandığı söylenebilir. DreamWorks’ün olgun animasyonlarının senaristlerinden Joe Stillman ile Apatow ekibinin kendi filmlerini çeken ismi Nicholas Stoller (Bkz. “Aşkzede”, “Zorlu Görev”) bir araya getirilmiş. Böyle olunca da karşımıza üzerine ince uğraşlar verilmiş bir uyarlama çıkıyor.

        Bu yeni “Gulliver’in Gezileri” (“Gulliver’s Travels”, 2010) için rahatlıkla Rob Letterman’ın “Bir Köpekbalığı Hikayesi” (“A Shark Tale”, 2004) ve “Canavarlar Yaratıklara Karşı”da (“Monsters Vs. Aliens”, 2008) kurduğu sinefil dokulu postmodern ya da kopyala-yapıştır evrenlerin yeni bir versiyonu yorumu yapılabilir. Öyle ki burada Liliput ülkesine giden Gulliver’in orayı günümüz toplumuna uygun bir şekilde yenileme arayışına girmesiyle birlikte ortaya çıkan görüntüler ve pastiş (başka yerlerden yapıştırma sanatı) öğeler dikkat çekici. Böyle olunca da tamamına yakın bir bölümünde sinema zihnimiz için bulmaca işlevi gören bir seyirliğe dönüşüyor bu yeni uyarlama.

        Popüler kültür referanslarıyla yoğrulmuş

        Bu Brian De Palma ve Quentin Tarantino filminin içindeymişiz hissiyatı yaratan durum Gulliver’in hikayesini “Titanik” (“Titanic”, 1977), ‘Yıldız Savaşları’ (‘Star Wars’) serisi ve “Avatar” (2009) gibi popüler kültürde yer etmiş öğelerden oluşturduğu ‘yapma bir efsaneleşmişlik’ olarak özetlemesi ile açılıyor. Bunun devamında karşımıza çıkan ‘Transformers’ kılığına giren bir Liliput ile düello veya popüler bir şarkının yolunda inşa edilen bir müzikal sahnesi de aslında ‘devlerin arasındaki mücadele’ meselesinde “King Kong”un (1933) kült duruşuna yaklaşmasına yol açıyor eldeki eserin.

        Bunun o eseri 2005’te A sınıf efektlerle yeniden beyazperdeye taşıyan Peter Jackson’ı çok memnun edeceği gerçeği de ortada. Tabii burada İngiltere yönetiminin 18. Yüzyıldaki konformist ve aristokrat hayatının tekdüzeliğine yapılan incelikli taşlamalar da dikkat çekici. Öyle ki o yaşam portresinin, ‘Sana bakma sürem geldi’, ‘Kur yapmak için geldim’ gibi yapma hareketler üzerine yoğunlaşılarak, alegorik bir eğlence aracına çevrilmesi de Swift’in o döneme dair eleştirilerini günümüze taşımasını sağlıyor.

        Orta Çağ’da yeşeren bir Times Square

        Öyle ki bu yeni “Gulliver’in Gezileri”, biraz da genel anlamda insan denen varlığın ve sınıfsal sistemin çöküşünün üzerine bir şeyler söylemenin peşine düşüyor. Buraya varılırken aslında Jack Black’in karakterinin kendisinden ziyade efektlerin öne çıkmasını sağlamasının yanında Letterman’ın filmin bir bölümünde bu aristokrasi rejiminin hakim olduğu bölgeyi Times Square’e çevirmesi de önemli bir gösterge.

        Öyle ki bu sayede ‘Gulliver of the opera’, ‘Gulex’, ‘Gul size story’, ‘Gully Elliott’, ‘Witched’ gibi ‘Gulliver’ ismini öne çıkaran Broadway müzikali posterleri ve reklam tabelaları asılması, aslında aristokrasinin portresinin günümüzde şehir hayatının içinde yeşerdiğini vurgulamaya yarıyor. Letterman’ın da ilk animasyonundaki ‘yeraltında kurulan suç dünyası’ ile ikincisindeki ‘bilimkurgunun B filmleri dönemine saygı duruşu akışı’nın yanına burada fantastik maceradan çıkardığı masal evrenini eklediği söylenebilir.

        Yönetmenin evreninin masal filmi şubesi

        En kısa tanımıyla yönetmen, gangster filmi ve bilimkurgudan sonra kendi evrenini peri masalı filminin içine sokmuş gözüktüğü üzere. Doğrusunu söylemek gerekirse bu noktaya ulaşırken 60’lı ve 70’li yıllardaki fantastik maceralardan birinin hikayesini günümüz sinemasına ve gençliğine uyarlama konusunda türsel anlamda bir sıkıntı çekmemiş.

        Jack Black, Emily Blunt, Amanda Peet gibi oyunculardan destek alırken, ‘savaş sahnesi’, ‘düello sahnesi’ ve ‘müzikal koreografisi’ gibi şeylerin üzerine de eğilerek bir efekt gösterisi sunmuş. Görsel efekt skalasının görkemini arttırmış. Aslında o zamanın B filmine kaykılan dünyası burada gerçekliğe vurgu yapıp A tipine transfer olurken, biraz da geçtiğimiz yıllarda izlediğimiz “Macera Adası” (“Nim’s Island”, 2008) ile akraba seyredildiği gerçeği gözlenebiliyor.

        Romanın sinemasal etkilerinden ziyade bu uyarlamasıyla konuşulmasını sağlayacak

        Tabii burada yeni ‘Gulliver’ uyarlamasından beklediğimiz Lilliput’ların ‘cüce karakterler’ olarak sinemada “Minik Kahramanlar”dan (“The Borrowers”, 1997) “Müzede Bir Gece”ye (“Night at the Museum”, 2007) uzanan bir iz bırakma geleneğini takdir etmek iken, onların kullanımının dahi ileri gitmesi eğlence akışının boyutunu arttırıyor.

        Fox belli ki proje aşamasında animasyona da göz kırpan bu fikri kurmacaya transfer etme konusunda doğru yapmış. Denizden Lilliput’ların dünyasına geçme kısmını çabucak aşıp günümüz insanının adeta Orta Çağ’daki mücadelesini ele alırken her yaştan izleyiciyi doyurabiliyor. Gerçek bir blockbuster seyirliği olarak anabiliriz bu yeni “Gulliver’in Gezileri”ni.

        FİLMİN NOTU: 5.4

        Künye:

        Gulliver’in Gezileri (Gulliver’s Travels)

        Yönetmen: Rob Letterman

        Oyuncular: Jack Black, Emily Blunt, Amanda Peet, Jason Segel, Billy Connolly, T.J. Miller, Chris O’Dowd

        Süre: 87 dk.

        Yıl: 2010

        keremakca@haberturk.com

        Yazı Boyutu

        Diğer Yazılar